kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 17 Ağustos 2008, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

Temizlik bir kez yıkanmayla sağlanacak bir şey değildir düzenli yıkanmayı gerektirir!

ŞİRİN SEVER
13.07.2008
"Ergenekon soruşturması bir dönüm noktası. İddianame sonunda bir buzdağı ile karşılaşabiliriz. Ama bunların siyasi manivela olduğu ortaya çıkarsa da Türkiye'deki temizleme faaliyetleri ciddi sekteye uğrar! Türk yargı sisteminde önemli bir gedik açılır. O yüzden gerçek katili aramak zorundayız..."..
İki haftalık uzuuun bir tatil arasından sonra Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesi Ergenekon'la dönüş yapmak istedim sayfalara... Kafalar karışık, herkes başka başka iddialar ortaya atıyor, Türkiye yine ikiye bölünüyor. Ya 'o tarafta' ya 'öbür tarafta' sayılıyorsun. 'Taraf olmayan bertaraf olur' hesabı yani! Her şey bir kenara... Türkiye'nin demokratikleşmesi ve darbe süreçlerinden uzaklaşmasını isteyen kesimin 'milat' olarak adlandırdığı, sonuna kadar gidilmesini istediği... Bir kesimin ise 'Başbakan'ın kişisel davası' olarak yorumladığı, 'uydurma' dediği, balon saydığı, müstehzi ifadelerle yaklaştığı Ergenekon soruşturması giderek içinden çıkılması zor, 'sürprizli' bir hal alıyor. Danıştay saldırısı, Rahip Santoro cinayeti, Malatya katliamı, Hrant Dink suikastı hatta Susurluk'la bile ilişkilendirilen örgütün çözülmesi halinde Türkiye'deki pek çok faili meçhul olayı aydınlatması bekleniyor. Bugüne kadar darbeciler, çeteciler konusunda kılını dahi kıpırdatmamış hukuk sisteminin, sihirli bir değnek değmişçesine her şeyi temizleyeceğine inanılıyor. Keşke öyle olsa! Ama ya olmazsa? İşte ne 'o taraf'ta, ne 'öbür taraf'ta olmayı kabul eden, iddianame yayımlanmadan, suçlamalar kesinleşmeden konuşmayı doğru bulmayan 'orta yolcular' da var. Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü, Prof. Deniz Ülke Arıboğan da 'Türk siyasetinin zarar görmemesi için' temkinli bekleyenlerden. Sadece akademisyen kimliğine sahip olmadığını, bu nedenle de bugüne kadar bu konuda yorum yapmadığını söyleyen Arıboğan, ilk kez SABAH Pazar'a konuştu.

- Her şey darbe günlüklerinin Nokta dergisinde yayımlanmasıyla başladı. Eski istihbaratçı ve analist Mahir Kaynak'ın kızı ve bir uluslararası ilişkiler uzmanı olarak Ergenekon örgütünün varlığını bu soruşturmadan önce hiç duymuş muydunuz?
- Ergenekon ve benzeri pek çok yapılanma hakkında daha önce söylentiler duymuştum. Zaten bu tür toplaşmalar hep olmuştur; siyasal tarihimizde hep vardır. Yalnız size şunu söyleyeyim, bu oluşumlarla ilgili kafamda her zaman bazı kuşkularım olmuştur. Sadece uluslararası ilişkiler analisti olarak değil de, şüpheci bir insan olarak da...

- Nasıl kuşkular bunlar?
- Mesela darbe hesapları yapılırken, bir askerin darbe günlüğü tutmasını anlayamam. Bu işler için günlük tutulmaz genellikle! Bu bana çok sağlıksız geliyor. Kaldı ki bu asker, istihbarattan çok iyi anlayan bir insan. Bilgisayar sistemlerinin güvenli olmadığını hepimiz biliyoruz, tamamı kontrol edilebilir, bilgisayara kaydedildiği an gizli kalmasına imkân yoktur. Yani böyle bir günlüğü gerçekten kendisi tuttu mu, yoksa bunlar daha büyük bir operasyonun bir parçası mı, şüphem var. Kendisi reddediyor bu günlükleri ancak onun bilgisayarından çıktığına dair bilgiler de var. Eğer günlükler doğruysa niçin tutulduğunu da sorgulamak ve güvenilirliklerini test etmek gerekir.

- Yani birileri kaos yaratmak için bu planı yürürlüğe koydu, öyle mi?
- Belki karışıklık çıkarmak niyetiyle yapılmış olabilir ama kim tarafından bilmiyoruz. Belki de böyle bir girişim vardı ve ortalığa çıksın istendi. Her şekilde günlüğün ötesinde bir amacı olduğunu görüyoruz.

YAVAŞ GİDELİM
- Ergenekon örgütü bir balon mu size göre de?
- İddianame tamamlanıp açıklanmadan biraz yavaş davranılması gerektiğini düşünenlerdenim ben. Yani bu konunun siyaseten çok fazla speküle edildiğini, bir soruşturmanın çok ötesinde, Türk siyasetinde artık araçsal bir hal edindiğini düşünüyorum. Ergenekon soruşturması Türkiye'de AKP'nin kapatılması davasını da etkileyebilecek adımlarla devam ediyor ve düşünülenin aksine, atmosferi gerginleştirdiği için AKP'nin kapatılmasını hızlandırıcı etki yapıyor bana göre...

- Bu hesaplaşmanın yapılmasından yana değil misiniz yani?
- Aslında Türkiye'de bu tür hesaplaşmalar yapılmalı. Türkiye'nin demokratik sisteminin düzgün işletilebilmesi için, Türkiye'de iç siyasete müdahale eden diğer bütün antidemokratik araçların tasfiye edilmesi gerekiyor. Ama konu, bu temizliğin ötesine gidip, çok daha farklı siyasi açılımlar yaratabilecek bir noktaya gidiyor, bir sürü uluslararası etki de işin içine dahil oluyor! Üstelik belki de bu temizliği engelleyecek ölçüde speküle ediliyor. Dışardan sürekli gazete yazıları yazılıyor, yorumlar yapılıyor, Türkiye'deki bazı gazeteler soruşturmadan önce soruşturmayı yönlendirecek bilgiler veriyor, bazı medya kuruluşları tamamen soruşturmanın kapatılmasından yana. Bir kutuplaşma söz konusu oldu. Yani gerçekten bir temizlik yapılmasını isteyenler mi var, bir şeylerin üstünü örtmek isteyenler mi var, gerçekten ne yapılmak isteniyor ben çok anlayabilmiş değilim. Onun için biraz tereddütlü davranıyorum açıkçası bu konuda konuşurken...

- Bu süreci AKP'nin kapatılması davasıyla ilişkilendirenler, 'intikam planı' olarak görenler de var. Siz ne düşünüyorsunuz?
- Ben toplu halde bütün olasılıkları reddediyorum! Çünkü bu konuda yorum yaptığınızda sizi istediğiniz konuma yerleştiriyorlar; 'ya oradansınız ya buradansınız' durumuna düşüyorsunuz. Herhangi bir taraftan olmayacağım; izlemek, görmek istiyorum ben iddianameyi. Benim için şu çok önemli, Türkiye'de eskiyeni tüm askeri müdahalelere karşı temizlik yapılması ve bir siyasi duruş sergilenmesini gerekli buluyorum, ama buna mukabil Türk Silahlı Kuvvetleri'ni zayıflatacak ve onu bir darbe örgütü haline sokacak her türlü pozisyona da karşıyım. Yani bunun bir darbe temizliği mi, yoksa TSK'yı yıpratma ya da bunun da ötesine gidip Türkiye'de bir kutuplaşma zemini hazırlama, bu şekilde bir misilleme sürecine dönüşüp dönüşmeyeceğini bilmiyorum. Belki yargı süreci son derece masum bir şekilde ilerliyor ama siyaseten yapılan manipülasyonlarla bir gerçek, farklı siyasi açılımları destekler, teşvik eder hale geliyor.

BAŞKA ŞEYLER VAR
- Tarihte ilk kez emekli orgeneraller darbe planladıkları gerekçesiyle tutuklanıyor. Arka arkaya ilginç bilgiler çıkıyor. Bütün bunları birleştirdiğinizde ne bekliyorsunuz?
- Genellikle bu tür kolay bulunan katillerden, delillerden şüphelenirim! Hani polisiye filmlerde olur; önce bir katile doğru sizi götürürler ama gerçek katil arkadadır. Bana bu olanların arkasında çok daha başka şeyler varmış gibi geliyor.

- Nasıl şeyler?
- Darbe konusunda sohbet, bizim toplumumuzda son derece sıradan bir şey. Hangi muhalif sofraya otursanız, o günkü yönetimden memnun olmayanlar bir darbe sohbeti yapar! Bir şeyin sohbetini yapmakla bir şeyin eylem haline dönüştürülmesi aynı şey midir bilemem. Bir işadamının kasasından para çıkmasının darbeyle ilişkisi var mıdır bilemem. Diğer bütün işadamlarının kasasına bakarsanız mutlaka nakit paralar vardır. Şayet soruşturmadan aklanarak çıkarlarsa bu insanlar, hem Türkiye açısından bundan sonraki bu tür temizleme girişimlerinin önü tıkanır, hem de Türkiye devleti, emniyeti açısından çok ciddi sorgulamalara sebep olur.

- Her şey bir tarafa Türkiye'de bir darbe soruşturması yapılması önemli gelmiyor mu size?
- Fevkalade önemli buluyorum ve destekliyorum. Ama doğru bir şeyi yanlış üslupla yaparsanız o doğru şey, doğru olmaktan çıkar! Temel problem burada.