kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 16 Ağustos 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

Sosyetik aileler ve çocukları

İlknur Akman
Tatilin son günü... Neyse ki kızım onun için ne kadar endişelendiğimi hissetmiş olacak, Bodrum'daki dördüncü günümüzden itibaren güzel güzel uyumaya, etrafına yeniden gülücükler saçmaya başladı. Yoksa halimiz haraptı. Ben o uyumuyor diye mutsuz, o ben mutsuzum diye huzursuz, günler birer kâbusa dönüşecekti. Keyfimizin yerine gelmesiyle ben de etrafımla biraz ilgilenir oldum. Gazete ve televizyona göz atıp hayatta neler olup bitiyor bakabildim. Tatil yeri, insan haliyle gevşiyor ve biraz da light şeylere kayıyor gözü. Benim de gazetelerin eklerinde haber olan, giydikleriyle birbiriyle yarışan Bodrum'un bu yazki 'ikoncan'larına (stil ikonları) takıldı gözüm. Fiziklerinin düzgünlüğüne, giydiklerinin hoşluğuna diyecek lafım yoktu elbette, ama aralarında anne olanlar da vardı. Ben de ister istemez "Hem anne olup hem de bu kadar süslenmeye nasıl vakit ayırıyorlar?" diye düşünmeye başladım. Evet anne olmak, kadınlığından ve güzelliğinden vazgeçmek anlamına gelmiyor ama bu kadar sık mayo değiştirmek ve her mayo için ayrı bir sandalet giyip aksesuar takmak, insanın epey bir zamanını alıyor olsa gerek. Geri kalan vakitte de o beach benim, bu beach senin oradan oraya gezince çocuklarla ne zaman ve nasıl birlikte olunuyor, hiç anlamıyorum. "Bakıcıları ilgileniyordur," diyeceksiniz... Peki bir anne hiç çocuğuyla yüzüp oynamak, onunla keyifli vakit geçirmek istemez mi? Nedense ortada çocuklarıyla çekilmiş tek bir kare fotoğrafları yok, varsa da demek gazeteler yayımlamıyor.

BAKICILAR DA OLMASA...
Çoğu anne olan dünyaca ünlü ve güzel starlar geliyor gözümün önüne. Hepsi de son derece doğal halleriyle yansıyorlar gittikleri tatil yerlerinde basına, üstelik yanlarında çocuklarıyla... Bizde de anneler magazine bu kadar vakit ayıracaklarına, çocuklarıyla ilgilenseler kendileri için çok daha faydalı olacaklar. Benim cevabını asıl merak ettiğim soru; çocukların kimin çocuğu olduğu? Bakıcılarının mı, annelerinin mi? Doğrusunu söylemek gerekirse bu tür örnekler giderek çoğalıyor çevremizde. Hatta çocuğunun peşinde kendi koşturan annelere bir tuhaf bakılıyor artık, "Siz aklınızı peynir ekmekle mi yediniz kuzum?" diye. Burada yalnızca anneleri eleştirmemek gerek, çocuğuyla birebir ilgilenen ya da çocuk büyütürken eşine yardım edecek baba da yok etrafta. Bakıyorum, sekiz-dokuz aylık bebeğini her sabah denize tek başına sokuyor kadın (tabii ki bakıcı da yanında). Baba ise hiç ortalarda yok! Sorarım size minicik bebeğinin bu ilk deneyimlerini paylaşmaktan daha heyecan verici ne olabilir ki bir baba için? Ama görünen o ki önemli olan sadece resmi tamamlamak. İşinde belli bir yere gelmiş ve iyi de para kazanıyorsa, bundan sonra güzel bir eş ve bir çocuğa gereksinim duyuluyor. Bunlar da varsa resim tamam, babalık dediğin şey nedir ki? Neyse, kimseyi suçlamak değil niyetim, herkesin yaşadığı kendine. Ama çocuklara yazık oluyor bilesiniz!