kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 7 Ağustos 2008, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
ABDURRAHMAN YILDIRIM

Kur sorununa kolay çözüm var mı?

Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen liranın aşırı değerlendiğini belirterek "Kur sorununu çözmek için piyasa yavaş yavaş TL verip dolar alımalı" dedi. Gerçi bunu Merkez Bankası günlük ihalelerle yapıyor. Demek ki, bu miktar yeterli olmuyor. Sayın Bakan'ın kastetdiği ve ihracatçıların da istediği, daha büyük ölçekli alımlar. Yani Merkez Bankası'nın kura daha fazla müdahale etmesi, dış satımı destekleyecek bir düzeye getirmesi.
İhracat, ithalata bağlı- Bugün birçok sektör ve ihracatçı zorlanıyor. Hatta değerlenen lira karşısında maliyetleri kontrol edebilmek için, ithal ara malına ve hammaddeye yöneliyorlar. Bu da ihracat ve üretim artışını ithalata bağlıyor. Yılın ilk yarısında ihracatta yüzde 38.6 artış meydana gelirken ithalatta yüzde 36.8 büyüme olmuş. "Ne kadar ihracat o kadar ithalat" paralelliği de, enerjide dışa bağımlılıkla birleşince dış ticaret açığını büyütüyor. İhracat her yıl rekorlar kırarak artıyor ama ithalat da durmuyor. Net bazda döviz kazancımız aynı ölçüde artmıyor. İhracata çalışan şirketlerin kârlılığı büyümüyor. Hatta rekabet gücünü korumak ve maliyet artışından kaçınmak için, Türkiye'den sanayi göçü özellikle tekstil ve konfeksiyonda hızlandı. Böyle olunca da istihdam yeterince artmıyor.

- Sorun ciddi ama- Ortada ciddi bir sorun olduğu kesin de, bunun ne kadarı yapısal ve ne kadarı kurdan kaynaklanıyor; burası biraz karışık. Doğal olarak çözümün tek adresi kurun ayarlanması mı; tartışmalı. Kısa vadede sorunu hafifleteceği kesin ama üretim ve ortamı yapısını değiştirmezsek, iyileştiremezsek orta ve uzun vadede yeni tıkanıklıklar yaşayacağımız da belli.
Bu önlemleri almadan, dolara müdahalenin maliyeti fiyat istikrarını tehlikeye atmak. Buna razı mıyız?

- Daha önce denendi- Bu yola 2006 ortasına kadar başvurduk. Hatta bir günde 5 milyar doların dahi satın alındığı oldu. 2000-2006 arasında Merkez Bankası'nın satın aldığı döviz tutarı 50 milyar doları geçti. Ancak yine de TL'nin değerlenmesini durduramadı. Çünkü dolar karşılığında piyasaya verdiği lirayı yeniden geri toplamak için belli bir faiz vermesi gerekti. 2006 ortasında yaşadığımız sert dalgalanmada piyasadaki likidite bolluğu üç etkili ayaktan biriydi ve o dönemde enflasyonun çift haneli rakamlara sıçramasına yol açtı. Belki bu nedenle Merkez Bankası 2006 dalgalanması sonrasında dövizde doğrudan alım yapmadı. Yani önerilen yol geçmişte denendi, ancak pozitif bir sonuç sağlanamadı.

- Tasarruf açığı- Kaldı ki, yurtiçi tasarrufların yetersiz olduğu bir ortamda faizi düşürmek de hastaya yanlış ilaç vermek gibi bir sonuç doğurabilir. Merkez Bankası kura destek verse bunun sonucu faiz artışına çıkıyor. Eğer piyasaya çıkan lirayı geri çekmezse bu kez enflasyona yol açıyor. Bu da kendisinin asıl fonksiyonu ile çelişiyor. Ekonomi ve Merkez Bankası böyle bir sıkışmayla karşı karşıya.
Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak için, kur dışında da yapılacakları olmalı. Bu da başka bir yazıya.

- Sonuç- "Kolay çıkış yolu, tekrar içeriye girmeye yol açar." Peter Senge