kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 19 Temmuz 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
ERGUN BABAHAN

DİSK geçmişinin farkında mı acaba

1 Mayıs'ı haklı olarak Taksim'de kutlamak isteyen DİSK ortalığı ayağa kaldırdı.
500 bin kişiyle Taksim'e yürüme iddiasındaydı ama polis terörü nedeniyle binadan bile dışarı çıkamadı.
Taksim önemliydi çünkü 1 Mayıs 1977'de onlarca insan "derin bir organizasyon" sonucu orada hayatını kaybetmişti.
Ecevit'in "kontrgerilla"dan söz ettiği, Demirel'in Ecevit'e mektup yazıp "Taksim'e gitmeyin sizi vuracaklar" dediği yıllarda. Solcular, devrimci sendikalar, o zaman derin ilişkilerden rahatsızdı ve Ecevit'in "kontrgerilla" dediği yapılanmanın açığa çıkarılmasını istiyordu.
Çünkü o zaman kontrgerillanın bir numaralı hedefi soldu, DİSK'ti, sosyalist gençlikti.
12 Eylül o hesabı toptan gördü.
Türk-Kürt demeden bütün bir solcu kuşağı kıyımdan geçirdi, geriye yitik bir kuşak kaldı.
Sonra tehdidin niteliği değişti.
"Bölücü"ler ve "Gerici"ler gündeme geldi. Zaten onlar bilardo topu gibi, biri gidiyor, biri geliyor bu memlekette.
Derin organizatörlerin hedefi onlar oluverdi.
Şimdi bu ilişkilerin bir kısmı birer ikişer su yüzüne çıkıyor.
Baksanıza Cumhuriyet bile sonunda Ümraniye bombalarının tarihçesini yazmak durumunda kaldı.
Evet, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı'na teslim edildiği belirtilen bazı bombalar kendini Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, Ümraniye'de bir gecekonduda, Eskişehir'de emekli bir binbaşının annesinin evinde buluvermiş.
Bu normal karşılanacak, hafife alınacak bir durum değil.
İstediğiniz kadar sulandırmaya çalışın, istediğiniz kadar iddianameyi hafife almaya çalışın, bu bombaların hesabını sormak durumunda kalacaksınız.
Bu bombalardan kaçış yok.
Haydi diyelim ki, bir kısım medya bu adamlarla fazla sıkı-fıkı.
Organize işlerde biraz rolleri var, onun için işi sulandırmaya, kapatmaya çalışıyor.
Ama 1977'de kontrgerillanın hesabını soran DİSK nerede?
Geçen 40 yıl onların hassasiyetlerini, önceliklerini değiştirdi mi acaba?
Ne dersiniz Süleyman Bey, yoksa 28 Şubat'ın brifingleri hâlâ etkisini yitirmedi mi?