kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 15 Temmuz 2008, Salı
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
ERGUN BABAHAN

Danıştay saldırısı ve iddianameler

Henüz yargıç karşısına çıkmamış bir zanlının cezaevinde kansere yakalanıp ölmesi dramatiktir.
Soruşturmanın adı, zanlının konumu ne olursa olsun dramatiktir, çünkü cezaevinde olmasa erken teşhisle kurtulması mümkün bir hastalık olduğu iddiası özellikle bu davaya karşı kesimler tarafından seslendirilmekte...
Ama bu iddiayı seslendirenlerin özenle görmezden geldiği bir gerçek var.
Çok övgü düzdükleri 12 Eylül rejimi, herhangi bir ceza almamış, aleyhinde sadece kuşku duyulan solcu insanları, ellerindeki kanser raporuna rağmen yurtdışında tedaviye göndermemişti ve o insanlar ölmüştü.
Yargısız infaz denilen şey oydu.

Tıpkı aynı rejimin Diyarbakır Cezaevi'nde insanlara dışkı yedirmesi gibi insanlık dışı bir eylemdi.
Herkes her olayı kendi açısından görür, bu doğaldır.
Ancak darbenin, faşizmin kötülüğünü görmemek doğal değildir.
Eğer birtakım insanlar vatan için masum insanların canından olmasını normal görüyorsa, bu normal değildir.
Demokratik bir toplumun Silahlı Kuvvetleri'nden bombaların dışarıya çıkarılması ve bu bombaların çeşitli eylemlerde kullanılması da normal değildir.
Tıpkı sorumluların "Bizim envanterimizde eksik bomba yok" deyip olayı geçiştirmesinin normal olmadığı gibi.
Normal olmayan bir başka olaysa, Danıştay saldırısında olayı soruşturan savcının, iddianamesinde saldırganlar ile Cumhuriyet gazetesi bombacıları arasındaki ilişkiyi gündeme getirmemesidir.
Şimdi Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde Danıştay saldırısıyla ilgili iki iddianame mevcut.
Birine göre, Danıştay saldırısı ile Cumhuriyet gazetesi saldırıları arasında hiçbir ilişki yok.
Diğerine göre ise, iki saldırı birbiriyle bağlantılı ve temel amacı ülkede kaos ve darbeye uygun bir ortam yaratmak.
Aynı verilerden yola çıkan iki savcı birbirine tamamen zıt iki ayrı sonuca varıyorsa, adalet sistemimizde bir çarpıklık var demektir ve Adalet Bakanlığı'nın bakması gereken bir sorunla karşı karşıyayızdır.
Artık Ergenekon'un iddianamesi elde.
Bu iddianameyi didik didik inceleyip eleştirmek isteyen, yerden yere vurup inandırıcılığını sıfırlamaya çalışan kesimler de var.
Dileriz, bu soruşturmayı yürüten ekip gerek gizli tanıkları, gerek eldeki verileriyle ciddi bir dosya hazırlamıştır.
Çünkü bu sadece bir dönemin karanlık ilişkiler ağıyla ilgili değildir, bu Türkiye'de insanların suikastlar, bombalar yoluyla rejim değiştirmeye cesaret edip etmemesiyle ilgilidir.