kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 11 Temmuz 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
YAVUZ DONAT

Eli öpülesi madalya sahipleri

Köksal Toptan'ı kutluyoruz. "Halkın mutluluğu, eğitimi ve sosyal refahı için" katkıda bulunan 74 kişi, kurum ve kuruluşa "üstün hizmet ödülü" vermesinden dolayı.
Dün Meclis'e gittik.
Töreni izledik.
HataySamandağlı Mehmet Selim Kara.
"At arabacılığı ile" işe başlamış.
Atatürk İlkokulu'nun inşaatına "taş çekmiş."
Senelerce çalışmış.
Şimdi "500 otobüslük bir zincirin" sahibi.
"Has Turizm" in kurucusu.
Seneler önce "taş taşıdığı" okul eskimiş, yıpranmış, dökülüyormuş.
"Yıktırmış."
Yeniden inşa ettirmiş.
Yetmemiş "bir okul daha yaptırmış."
Çalışmaları "Birleşmiş Milletler" tarafından bile ödüllendirilmiş.
Yakası "madalya dolu."
"Kore gazisi madalyası" da var, dünyanın çeşitli ülkelerinin verdiği madalyalar da.
Mehmet Selim Kara'nın yaşı "79."
Ama o hâlâ "kimi okutabilirim, nasıl bir hayır işinde bulunabilirim" derdinde.
74 kişi, kurum ve kuruluştan hangi birini sayalım.
Örneğin "Giresunlu bir esnafın çocuğu olan" Enver Yücel.
Babasını "genç yaşta" kaybetmiş.
Babasının ölümü de "bir ayrı hikaye."
"Mehmetçik için... Ordunun kendi uçağını kendisi yapması için" halktan bağış toplarken, "yorgun düşmüş ve ölüvermiş."
Enver Yücel "Bahçeşehir Üniversitesi' nin" kurucusu.
Okullarında, dershanelerinde "120 bin öğrenci" var.
Sadece üniversitede "1500 öğrenciye" burs veriyor.
"Bütün okullarında" verdiği karşılıksız burs, yılda "30 milyon dolar."
Dün uzun uzun konuştuk.
Enver Yücel'in derdi de, Mehmet Selim Kara'nın "derdi" gibiydi:
- Ülkeme nasıl hizmet edebilirim?.. Muhtaç durumdakine nasıl ulaşabilirim.
Ve bir başka "madalyalı."
Fehmi Çetinkaya.
Dün Meclis'te "Fırat kıyısında bir köyde doğdum, anamın pişirdiği bulgur pilavıyla büyüdüm" diye söze başladı.
Gitmiştik, Elazığ ile Malatya arasındaki köyünü (Kadıköy) görmüştük.
"Yokluğun içinden gelen" Fehmi Çetinkaya "binlerce kişinin yardımına koştu... Okullar yaptırdı."
Ve dün Meclis'te "ödüllendirildi."
Onların hiçbiri ne "ödül" beklediler, ne "madalya" istediler.
Ama Köksal Toptan'ın onları "devlet adına kucaklaması" hepsinin gözlerini yaşarttı.
Meclis'teki töreni izleyenlerin de.