kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 10 Temmuz 2008, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Günaydın 
SİNAN ÖZEDİNCİK

200 yıllık bir cennet köşesi

Bilmeyenlere bir cennet köşesindeki, çok değişik bir yeri yazacağım; Datça Mehmet Ali Ağa Konağı... Datça Yarımadası'nın yerleşim tarihi, şu ana kadar elde edilen bulgulara göre, M.Ö. 2000 yıllarına dayanıyor. Yarımadanın batı ucundaki antik Knidos kenti, şarabı, sirkesi, Afrodit heykeli, tıp okulu, yetiştirdiği ünlü tarihçileri ve matematikçileri ile tarihteki yerini almış. Yarımada 13'üncü yüzyılın ikinci yarısında Türk egemenliğine girmiş.

13 ODALI BUTİK OTEL

Rivayetlere göre, 1600'lü yılların sonlarında, donanmadaki başarılarından ötürü Ali Giridi (Ali Ağaki) adlı kişiye, miri emlak (hükûmetin, hazinenin malı olan) olarak yarımada verilmiş. 1800'lü yılların başında ise konak, aileden Mehmet Halil Ağa tarafından yaptırılmış. Ağanın adıyla anılan konakta daha sonra kızı Münire Hanım ve eşi Hidayet Bey yaşamış. Vefatların ardından zaman içinde birkaç kez el değiştiren konak şimdilerde ise 13 odalı müthiş bir butik otel... Dünyadaki en seçkin mekanları ailesine ekleyen Relais& Chateaux üyesi kuruluşların en önemli hedeflerinden biri, gelen herkese 'kişisel deneyimler' yaşatmakta. Her Relais& Chateaux üyesi otel, kendine ait bir kimliğe sahiptir ve her biri kendisini çevreleyen doğa ile muhteşem bir uyum içindedir. İşte bu mekanlardan biri de Datça'da 200 yıllık bir tarihe tanıklık eden Mehmet Ali Ağa Konağı... Yıldızı yükselen Datça'da, geçmişle bugünü buluşturan dekorasyonu, yeşillikler, çiçekler ve meyve ağaçlarıyla donatılmış bahçesiyle çok farklı bir dinlenme olanağı sunan Mehmet Ali Ağa Konağı, mavinin ve yeşilin tüm tonlarını yakalayacağınız bir mekan. Konağın klasik çizgideki beş odasının dışında, konağın görkemine ve yörenin dokusuna uygun yapılan ek binalarda, modern çizgilerin hakim olduğu 13 oda bulunuyor. Bahçesinde tamamen organik olarak yetiştirilen sebzeler ile yapılan yemeklerle sofrasını donatan Elaki Restaurant da damak tadı gelişmiş olanlara Anadolu'nun unutulmaya yüz tutmuş yemeklerini sunuyor.