kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 6 Temmuz 2008, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Sir Alex Ferguson, sekiz yıl önce Real Madrid'e yenildikten sonra taktik değiştirdi.

Futbolda 4-6-0 dönemi

Derleyen: Kaya GENÇ
Euro 2008 geçtiğimiz ay hayatımızın büyük bir bölümünü kapladı, heyecan katsayımızı tavana vurdurdu. Jonathan Wilson'un Piramidi Tersine Çevirmek adlı kitabı ise, son dönemde futboldaki gözde strateji olan ve bir zamanlar herkesin gülüp geçtiği 4-6-0 sistemini yeniden gündem maddesi yaptı..
Bundan beş yıl önce Rio de Janeiro'da düzenlenen bir futbol konferansında Brezilya Milli Takımı'yla Dünya Şampiyonu olmuş teknik direktör Carlos Alberto Parreira bir tahminde bulundu ve salondakiler şaşkına döndü. 1994 yılında Brezilya'yı zafere taşıyan teknik adamın düşüncesine göre, geleceğin futbol taktiği 4-6-0 olacaktı. İşin aslı şu ki, futbol tarihi, bu tür radikal dönüşümlerle dolu. Bir dönem dokunulmaz olduğu söylenen kanat oyuncuları daha sonraları tedavülden kalkmış, bir süre sonra da yeniden ortaya çıkmıştı. Oyun kurucularla da aynı şeyler yaşanmıştı. Ama forvetlerin olmadığı bir oyun planıyla kim maç kazanabilirdi ki! Bu sorunun cevabını en son Şampiyonlar Ligi finalinde Manchester United, ofansif oynayan tek bir oyuncunun yer almadığı oyun planıyla verdi. Gerçekten de 4-6-0 oynamak ve maç kazanmak mümkündü...

FORVETLERİN DÜŞÜŞÜ
Forvet olmadan iyi bir oyun çıkarmak hiç de kolay değil. Örneğin Manchester United geçtiğimiz sezon çıktıkları ilk sekiz maçta yalnızca altı gol attı, taraftarlarından büyük eleştiriler aldı. Bu sistemle oynamak kolay değildi ve futbolcular çok fazla antrenman yapma imkanı bulamadıkları için, Euro 2008'de hiçbir takım bu dizilişle oynamadı. Buna karşın milli takımların kadrolarında da forvetlerin nesli hızla tükeniyor. Avusturya ve İsviçre'deki 16 futbol takımının yarısından azı maçlara iki forvetle çıkıyor. İskoçya ve İngiltere arasında 1872 yılında yapılan ilk milli maçta tam 13 oyuncu forvet oynadı; oysa Euro 2008'de, ilk beş gündeki maçlarda bütün takımlardaki toplam forvet oynayan futbolcu sayısı dahi bu kadar fazla değil. Ayrıca bu kadar çok forvet oynatmanın gol yağmuru getireceği beklentisinin yanlış olduğu da ortada: 1872'deki maç 0-0 berabere bitmişti. Roma futbol takımı bundan iki sezon önce, daha önce orta saha ve forvet arasındaki 'delik' tabir edilen bölgede oynayan Francesco Totti'yi forvet yapınca bu işin nasıl yapılacağı da ortaya çıktı. Totti tek bir noktada durmuyordu. Chelsea takımındaki Didier Drogba gibi bir rolü olan Totti, topu çalıyor, takım arkadaşlarına yer açıyordu. Roma'nın 4- 1-4-1 formasyonu sık sık 4-1-5-0'a dönüşüyordu. United geçtiğimiz yıl Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Roma'yı 7-1 yendi (Totti maçta yoktu), ancak Sör Alex Ferguson 2000 yılında Real Madrid'e karşı aldığı 3-2'lik mağlubiyetten sonra 4-4-2'den vazgeçmişti. Şimdi Roma'nın formasyonu gözdeydi. Sezonun büyük bölümü geride kalmıştı ve United forvet olarak Wayne Rooney'i öne sürmeye karar verdi. Ferguson'ın da söylediği gibi Rooney 'bencillikten fazla uzak' bir oyun sergilemişti. Ancak 42 gol atan Cristiano Ronaldo'ya bu imkanı veren, Rooney'nin hareket kabiliyeti ve Carlos Tevez'le etkileşimi oldu. United'ın sistemi sonuç olarak 4-2-4-0 oldu. Ferguson özellikle de Avrupa takımlarıyla maçlarında fazladan bir orta saha oyuncusu kullanıyordu.

MOSKOVA'DAN TAKTİK GELDİ
Aslında bu da futbol taktikleri tarihinde bir yenilik sayılmazdı. 1930'lu yılların başında Avusturya milli takımı, orta sahada forvet oynayan Mathias Sindelar'ın sürekli hareket halinde oluşuyla çok maç kazanmış, 1945 yılında İngilizleri kendinden geçiren Dynamo Moskova takımında da Vsevolod Bobrov aynı rolü üstlenmişti. Macaristan 1953 yılında İngiltere'yi Wembley stadyumunda 6-3 mağlup ettiğinde herkes bunun Nandor Hidegkuti'nin oyunu sayesinde olduğunu biliyordu. İngiltere takımında orta sahada oynayan Harry Johnston ise, "İşin trajik yanı yaşadığımız çaresizlikti, elimizden hiçbir şey gelmiyordu," diyerek durumu açıklıyordu. Eğer Johnston, Hidegkuti'nin peşinden koşsa, İngiliz savumasının tam ortasında bir boşluk oluşuyor, eğer hareket etmezse de, Hidegkuti istediğini yapabiliyordu. Sorunun çözümü Brezilya'da 1950'lerde Zeze Moreira tarafından geliştirilen 'mıntıka işaretleme' tekniğiydi. Brezilya futbolunun özgürlük ve şovla alakalı olduğu görüşüne kargalar bile güler! Futbolda taktikler en akışkan hücum teknikleriyle en sağlam defans tekniklerinin mükemmel dengesi üzerine kuruludur; Pele ve Garrincha'ya bunca özgürlük tanınmasının sebebi de, oynadıkları takımların savunma sistemlerinin sağlamlığıydı. 1958 yılında ilk defa Dünya Kupası'nda oynadıklarında Brezilya dört kişilik savunma sisteminden memnundu. Dünyanın geri kalanı ise adam adama savunma yöntemini uyguluyordu. Bu tam da futbolun sistematikleştiği, oyunun yalnızca bireysel başarıların bir toplamı değil, oyuncuların en etkili biçimde kullanılmasının öneminin anlaşıldığı bir dönemdi. 1930'lu yıllarda İsviçre'de eski Avusturya milli takımı koçu Karl Rappan'ın takımından duyduğu memnuniyetsizlikle başlamıştı bu süreç. Takımın defansından memnuniyetsiz olan Rappan, defansla kaleci arasına bir oyuncu yerleştirmiş, defansa bu şekilde destek olup kanat oyuncularına daha çok hareket imkânı tanımıştı.

FUTBOLUN SİSTEMATİĞİ
1960'lı yıllarda beslenme şartları iyileşip fiziksel hazırlığın önemi artınca Moskovalı büyük futbol koçu Viktor Maslov, modern futbolun doğuşu olarak nitelendirilebilecek bir hamle yapmış ve Dynamo Kiev takımına kendi icadı 'pres' tekniğini öğretmişti. Kanat oyuncuları rakiplerinin peşinden koşuyor, onlara bir an bile nefes aldırmıyordu. Bu futbol tarzı Dynamo Kiev'de Valeriy Lobanovskyi'nin, Ajax'da ise Rinus Michels'in koçluğu döneminde ortaya çıktı. Ajax'ın tarzı genç yaştan itibaren birlikte oynamış futbolcular arasında adeta organik bir biçimde gelişirken Lobanovskyi bilgisayar teknolojisiyle futbolu birleştiren ilk adımları atmıştı. Tüm ideolojik farklılıklarına karşın iki tarafın oyun tarzları neredeyse aynıydı. Bu oyun tarzı Arrigo Sacchi'nin AC Milan'ı yönettiği dönemde zirveye ulaştı; takım 1989 ve 1990'da Avrupa Kupası'nı kazandı, zaten onlardan sonra arka arkaya iki defa Avrupa'nın en önemli kupasını kazanan başka takım da olmadı. Oyuncularına top onlarda değilken forvet ve savunma oyuncuları arasında hiçbir zaman 25 metreden fazla mesafe olmaması gerektiğini söylemişti. "Bütün oyuncularımızın dört referans noktası olmalı: Top, boşluk, rakip ve takım arkadaşları," diyordu. Bir başka deyişle sabit pozisyonlar yoktu artık, her şey izafiydi. Felsefesinin etkili olduğu ortada ancak bu, oyun tarzının popülerleştiği anlamına da gelmiyor. Özellikle de Ruud Gullit bu tarzın gerektirdiği çok sık yapılan antrenmanlara uyum sağlamayı başaramamıştı. Sacchi bu olayı şöyle anlatıyor: "Ona çok iyi organize olmuş beş oyuncunun, organize olmamış 10 oyuncuyu yenebileceğini söyledim. Üstelik bunu kanıtladım da. Beş oyuncuyla bir takım kurdum. Onlar ise 10 kişiydi. Bizim beş oyuncunun gol atmak için 15 dakikaları vardı, tek kural da şuydu: Eğer top bize geçerse ya da onlar topu kaybederse, kendi yarı sahalarının 10 metre gerisinden yeniden atağa başlamaları gerekiyordu. Bu şekilde saatlerce oynadık ve tek gol atamadılar!" Geçtiğimiz yıl Belgrad'da yaptığı bir konuşmada, Chelsea'de Avram Grant'ın yerini almaya hazırlanan Roberto Mancini futbolun yaşayacağı gelişimin taktiksel değil, fiziksel olacağını söyledi. Ama bu ikisini birbirinden ayırmanın mümkün olup olmadığı tartışma götürür: Dynamo Kiev ve Ajax'ın futbol tarzı ancak karne ile yemek dağıtılan savaş dönemi sona erdiğinde başarıya ulaştı. Sonra da 'spor bilimi' hızla gelişti; 'pres' yapmak oyuncular üzerinde müthiş bir fiziksel baskı oluşturuyordu. Forvetlerin yer almadığı bir sistem, orta sahada hızlı ve doğru yere pas atabilen oyuncuları öne çıkarıyor. Ancak paslaşma da sorunlu bir alan: Bir gün aniden oyuncular kötü paslaşmaya başlayabilir. Ferguson bu yaz ileri uçta görev yapacak bir forvet almak için yönetime baskı yaptığında tam da bu sorunu gündeme getiriyordu; Louis Sasa'nın yokluğunda takıma onun kadar hızlı, hareketli bir oyuncu gerekiyordu. Oyuncuların fiziksel başarısı arttıkça forvetler üzerindeki talepler de değişiyor. Orta sahada görev yapan oyuncuların her alana koşturabilecek tipler olması şart. Tıpkı kanat oyuncuları ve orta saha oyuncuları gibi forvetlerin de kendilerini yeniden icat etmeleri şart.
Haberin fotoğrafları