kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 27 Haziran 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
ERGUN BABAHAN

Türkiye'nin kısa tarihi

1928'de Amerika'dan ithal ettiği Ford marka otomobilin yanında böyle poz vermiş.
Genç Cumhuriyet'in en büyük şirketinin tohumunu attığından habersiz elbette.
Yine de geleceğe umutla, inançla bakan genç bir işadamı havası hissediliyor duruşunda.
Silahlı cephede savaş bitmiş ama kalkınma cephesinde, ekonomik cephede yeni başlamış.
Fabrika yok, sermaye yok, yok oğlu yok... Ama inanç var.
Genç işadamı Vehbi Koç, kısa sürede satmayı ümit ettiği arabasının yanında.
O arabayı bir gün topraklarda kuracağı fabrikada üretmenin hayalini bile kuramadığı dönem.
Kravatı, takım elbisesi, şık ayakkabılarıyla bu fotoğraf, 1928'in herhangi bir Avrupa ülkesinde çekilmiş olabilir hissiyatı veriyor insana.
Tiril tiril bir takım elbise.
O dönemin koşullarında usta terzinin elinden çıktığı anlaşılıyor.
Bu fotoğrafın arkasında ise tamamen farklı bir ülke var.
Sokağa çıktığınızda doğru düzgün yolu olmayan bir Türkiye.
Hem Birinci Dünya Savaşı'nın, hem Kurtuluş Savaşı'nın ağır izlerini coğrafyasında, insanın yüreğinde taşıyan bir ülke.
İnsanlar yorgun, ama zorlu savaşı kazanmış olmanın gururu ve yepyeni bir cumhuriyet kurmanın güvenine sahip.
Vehbi Koç'un 1928'de başlayan serüveni bugün dünya devi olmuş bir şirkete dönüşmüşse, o günkü inanç ve güvenin bunda payı büyük elbette.
Otokoç bugün 80'inci yılını kutluyor.

O şirkette iş hayatına atılan, Bernar Nahum'dan ilk tüccarlık derslerini alan Rahmi Koç da iş hayatında 50'nci yılını kutluyor.
Koç'un tarihi bir bakıma Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi.
Türkiye'de ilklere imza atmış bir grup.
Yola, 1926'da Koç Ticaret'le çıkan Vehbi Koç, kamyon ve otomotiv işinde, gelecek olduğunu görmüş ve bu alana yatırım yapma kararı almış.
Ticarethanesinin yanında Burla Kardeşler'de çalışkanlığıyla dikkatini çeken Bernar Nahum'u yanına ortak alarak 1928'de Otokoç'u kurmuş.
Herkesin at arabasına bindiği, doğru düzgün yolun olmadığı bir ülkede geleceğe görebilmek herkesin harcı değil elbette.
Girişimciyi sıradan işadamından ayıran da bu uzak görüşlülük olsa gerek.
Bugün Almanya ile kıran kırana top oynayan bir gençliğin temellerinin atılmasında 1928' geleceğe güvenle bakan, ülkesine inanan Vehbi Koç gibi insanlarının harcı var.
Onlar Türkiye'nin büyüklüğüne, gücüne hep inandı.
Türkiye de onları yanıltmadı.
Onların açtığı yolda şimdi yüzlerce, binlerce genç girişimci dünyanın altını üstüne getiriyor.
1928'in Türkiye'sinde uluslararası kurumlarla işbirliğinin önemini gören ilk küresel oyuncumuz belki de Vehbi Koç.
Bugün kurduğu şirket binlerce insanın ekmek yediği, binlerce otomobil üreten bir dev.
Otokoç'a nice yıllar.