kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 13 Mayıs 2008, Salı
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

"Keşke beş altı çocuğum olsaydı"

Yeni Haber
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, nüfus artışının şu anki hızıyla devam etmesi durumunda 2037 yılında yaşlanacağına işaret ederek, her ailenin en az üç çocuk yapması konusundaki görüşlerini yineledi. Dört çocuk sahibi olan Erdoğan, kendisinin halinden memnun olduğunu belirterek, "Hamd olsun çocuklarımla hemhal oldukça, dört tane var. Keşke beş olsaydı, altı olsaydı." dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ailelerin üç çocuk yapması konusunda ısrarını sürdürdü. Erdoğan, bu haftanın aile haftası olduğunu, pazar günü anneler günü olduğunu hatırlatarak, "Bize göre hergün anneler günüdür. Çünkü cennet annelerin ayakları altındadır. Biz kalkıp da farklı yaklaşımlarla bir günü anneler günü ilan etsek bunu anaya saygızlık olarak görürüz. Bizim inancımızda, bizim değerlerimzde Annelerin ayaklarının altı öpülür. Niye? Cennet annelerin ayakları altındadır" dedi.
Erdoğan, muhafazakar siyaset anlayışlarının merkezine aileyi koyduklarını belirterek, aile hedefli bir anlayışla bu yolculuğa çıktıklarını söyledi. Aileyi yok etme, köreltme anlayışına hiç bir zaman sıcak bakmadıklarını ve bakmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Eğer Tayyip Erdoğan, 'bu ülkede her ailede çocuk olmalı' diyorsa bu düşünceyle diyor. Bunu söylerken 2040-2050 yılların Türkiyesini düşünerek bunu söylüyor. Dinamik bir Türkiye'yi korumanın, daha ilerilere götürmenin düşüncesiyle söylüyor. Hani o bazı kuru sıkı bahaneler var ya, bu bahanelerin hepsi farklı yerlerden taşınan ve ülkemin geleceğini karartmaya yönelik düşüncelerdir, bunlara katılmıyorum. Bu kadar açık söylüyorum. Düşüncelerimi de açık söylüyorum" dedi.

Erdoğan, dünyada ve gelişmiş ülkelerde bile bunun ne denli gerekli olduğunu yaşayanların kendilerinin söylediğini belirterek, "Üste para veriyorlar, üste destek veriyorlar. Yeter ki nüfusu atıralım, gençleştirelim diye. Biz ülkemizi bu duruma düşürmek istemiyoruz. Bakın her yerde ne konuşuyoruz. Konuştuğumuz şudur: Biz güçlü ülkeyiz. Niye güçlü ülkeyiz, ne hakla söylüyorsun? Çünkü bizim nüfusumuz gençtir diyoruz. Niye bunu kullanıyorsun o zaman. Kullanma o zaman. Lafla nüfusumuz gençtir demenin bir anlamı yok. Şu anki hesaplarla, bizim artış oranınımız şu anki artış hızıyla gider 2037'de yaşlanan bir nüfus dönemine giriyoruz. Ondan sonra bunun bedeli çok ağır olacaktır ülkemize. Bu hassasiyeti ben milletimden istiyorum. Milletime de özellikle bu kişişel tavsiyemi yapıyorum. Kabul edenler olur, etmeyenler olur, ben söylüyorum" dedi.
Dört çocuk sahibi olan Erdoğan, kendisinin halinden memnun olduğunu belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: "Hamd olsun çocuklarımla hemhal oldukça, dört tane var. Keşke beş olsaydı, altı olsaydı. Bütün bunları samimi dileğim olarak söylüyorum. İnançlı olarak söylüyorum. Bilimsel olarak söylüyorum. Bu işin bilimsel temeli var. Ama diğerleri bilimsel konuşmuyorlar. Tam aksine bilim dışı konuşuyorlar. Türkiye'nin geleceği yaşlı olsun diyorlarsa o ayrı bir mesele. Nüfus düşşün diyorlarsa o ayrı mesele. Gelişmiş ülkelere bakalım. Bizim durumumuzda olanlar var mı? Var. Yunanistan'ın nüfusu yoğun bir şekilde azaldı. Ama yaptıkları yanlışı anlamış gözüküyorlar. Şimdi nasıl artar diye düşünüyorlar."

Toplumsal dokunun sağlamlığının aile bağlarının güçlü olmasıyla ilişkili doğru orantılı olduğunu kaydeden Erdoğan, "İyi yetiştirme olayı bizim sorunumuz. Siyasilerin, devleti yönetenlerin sorunu. Sen bu ülkede okul yapmaz, hastaneleri, doktorları geliştirmezsen, arttırmazsan, yeterli değil dersenneresi yeterli değil. Bugün Almanya'da bir tek öğretim üyesine 24 tıp öğrencisi düşerken benim ülkemde üyesine 3.9 öğrenci düşüyor. Başka ülkede 24 bizde 3.9. biz laf üretmişiz iş üretmemişiz ki. İlk defa şimdi okullar artıyor" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin her yerinde öğrencilerin adsl sistemi ile buluştuğunu belirterek, şöyle dedi: "Evvel Allah bu ülke patlayacak, göreceğiz. Bilimde, sanatta, kültürde, her şeyde. Ama şimdi Anadolu'da heryerde adımlarımızı atıyoruz, tohumlamayı yapıyoruz, temeller oluşuyor. Hiç bundan endişeniz olmasın. Gelecek bu noktada aydınlıktır. Güçlü aile yapımızı korumamız, aile değerlerini yaşatmamız, ruhu canlı tutmamız büyük önem taşıyor. Ahlak değerlerine özellikle sahip çıkmamız, bütün bunlar önemli. Bu milletin kendi değerlerinden taviz vermemesi gerekir. Her milletin kendine has değerleri var. Türk milletinin de kendine has değerleri, gelenek, görenekleri var. Bunları diri tutmamız gerekir. Taklitçi, mukallit değil, kendi öz değerlerini koruyan millet ve aile yapısı olarak ortada olmamız gerekir. Hükümet olarak sosyal hizmet politikalarımızın, sosyal yardım hizmetlerimizin temelinde de aile değerlerini korumak, zayıf düşen aile kültürünü geliştirmek yatıyor. Tüm Türkiye olarak biz de aileyiz diyebildiğimiz oranda gücümüze güç katabilir, birlik ve bütünlüğümüzü koruyabiliriz."

CİHAN