kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 9 Mayıs 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

dvd ekranı

Yavuz Baydar
Rogue Assassin / Suikastçı (Tiglon)
Film: * * / Ekstralar: * * * *
Maksat dövüş olsun. Jason Statham ve Jet Li, yani Batı ve Doğu'nun gaddar iki oyuncusu, daha önce The One'da bir araya gelmişti. Beklentiler büyük sanıldı ki, bu film çıktı ortaya. Olağandışı görsellik, hareketli dövüş ve çatışma sahnelerine şapka çıkartalım ama hikâye bilindik. Bezgin FBI ajanı Jack Crawford'un görev arkadaşı, Rogue lakaplı kiralık katil tarafından öldürülür. Tabii ne olacaktır? Şu: Crawford onu haklamaya and içecek ama birden kendisini iki büyük mafya çetesinin ortasında bulacaktır. Değişik mi? Hayır.

Y Tu Mama Tambien / Ananı Da (D Home)
Film:
* * * * / Ekstralar: * *
Meksika sinemasının ışıldamasında, yeni kuşağın parlak ismi Alfonso Cuaron büyüsü rol oynadı. İçinde bol seks, küfür ve çıplaklık olan, sımsıcak, insanlık ve meydan okuma dolu, komik bir 'road movie' bu. İki hızlı kafadar, Julio ve Tenoch, derbeder bir halde macera ararken karşılarına bunlardan daha büyük olan güzeller güzeli Luisa çıkar. Kızı etkilemek için "Hadi beraberce sahile bir yolculuk yapalım," derler ve kız kabul eder. Bu otomobil yolculuğu, herkesin varlığını sorguladığı bir deneyime dönüşecektir.

Into the Wild (Tiglon) Film: * * * * / Ekstralar: * * *
Amerika'da herkes bu filmi konuşuyor. Tabii yönetmen Sean Penn olduğu için ama sadece o değil. Jon Krakauer'in romanı, bir kaçış öyküsü ve Amerikalıların bugünüyle örtüşüyor biraz da. İki buçuk saatlik filmin kahramanı, üniversiteyi terk edip, insanlardan kaçarak, Alaska'da ıssız bir yere yerleşen Christopher McCandless. Amacı kendisiyle baş başa kalıp avlanmak, iç hesaplaşma yapmak, şiir ve roman yazmak. Sapasağlam bir oyuncu kadrosuyla, oturaklı bir tempoyla, hüzünlü bir dille insanın iç diyarlarına sürüklüyor bizi Penn. Enfes bir film.

Kurosawa Koleksiyonu: Dersu Uzala, Ağustos'ta Rapsodi (Assanat)
Film: * * / * * * * Ekstralar: Yok
Öteden beri, Kurosawa'nın siyah-beyazdan renkliye geçmesiyle gücünden çok şey eksildiğini söylerim. Tabii Ran'ın yeri ayrı. Bu iki filmde, Kurosawa yine 'bilgenin yalnızlığı' temasını işliyor. Dersu Uzala, ne kadar övülürse övülsün, bana göre sıradan, sığ bir macera filmi. Aşırı basit, köşeli bu filmde, ormanda bir münzevi avcıya rastlayan askerlerin öyküsü var. Ama Ağustos'ta Rapsodi, usta yönetmenin son döneminin mücevheri. Burada, Nagasaki ailesinin en yaşlı ferdi üzerinden, atom bombası faciasının izleriyle, anısıyla hesaplaşıyor, görkemli ve hüzünlü bir dille.
Haberin fotoğrafları