kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 23 Nisan 2008, Çarşamba
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
MUHARREM SARIKAYA

AK Parti'nin dava yolu...

AK Parti, Anayasa Mahkemesi'nde açılan davaya karşı nasıl bir yol izleyecek?
Çünkü, önünde fazla bir zaman kalmadı; Anayasa Mahkemesi'nde yapılacak savunmanın süresi gelecek ay doluyor.
Görünen o ki, parti bu konularda tüm stratejiyi belirleme ve yönetmeyi yine Genel Başkan Tayyip Erdoğan'a bırakmış.
Erdoğan'ın da bu konuda henüz kararını tam verdiği söylenemez.
Siyasi gelişmelere göre taktik belirlemek istiyor; havayı yokluyor.
Çünkü, partinin önceki akşam yapılan yönetim toplantısında gündeme gelmesi beklenen yol haritası üzerinde bir görüşme olmamış.
Sadece Meclis'te görüşülecek yasalara ilişkin yol haritası çizilmiş.
Bütün bunlara karşın, Erdoğan'ın geçmişte Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de gözlemlenen davranış üslubundan yola çıkarsak, nasıl bir strateji izleneceğine ilişkin bazı ipuçlarını yakalamak da olası.

"Merkez sağ taktiği..."
AK Parti'nin dün Meclis Grup toplantısında da açıklandığı gibi Erdoğan dün akşamdan itibaren, 50'lik gruplar halinde milletvekilleriyle görüşmelere başladı.
Erdoğan'ın da başvurduğu "toplu görüşme" yöntemi merkez sağın bir geleneği.
Nitekim geçmişte de Demirel ve Özal benzer yöntemleri hep kullandı.
Bu toplantılardan çok fazla bir sonuç çıkmaz.
Ancak, liderle milletvekili arasında tekrar bir yakınlaşma sağlanması ve partide birliğin daha güçlendirilmesi için iyi bir yöntem olarak kabul görür.
Veya liderin aklındakini milletvekiline kabullendirmesi ve uygulamaya konmasını sağlaması için de iyi bir uygulamadır.

Anayasa paketinin kapsamı
Partide ağırlıkla seslendirilen ve sonuçta da uygulamaya konacak olan stratejiye gelirsek.
Öncelikle, "Midi Anayasa" paketi gündeme gelecek.
Zaten, hem Bakanlar Kurulu, hem de parti yönetiminde Meclis gündeminin bu kadar ağırlıkla ele alınmasının nedeni de bundan...
Gelecek "Midi Anayasa" paketinde "parti kapatmanın zorlaştırılması" da olacak.
Ancak, paketteki bu düzenleme için, "Anayasa Mahkemesi'nde devam etmekte olan mevcut davaları kapsamamak kaydıyla" denilecek.
Burada amaç belli:
"Anayasa değişikliği gerçekleşirse, 'Nasıl olsa parti kapatmak zorlaştı, mevcut davalarda da buna dikkat edilmeli' denilerek, Anayasa Mahkemesi üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmak..."
Buna muhalefetin yanaşma olanağı yok.
Zaten AK Parti de bunu biliyor.
Anayasa değişikliği gerçekleşmezse dönüp kamuoyuna muhalefeti "Bakın demokratikleşme için attığımız adımlara destek vermiyorlar" diye kamuoyuna şikayet edecek.
Ardından, Anayasa Mahkemesi'nde dava sonuçlanmadan genel seçime gidecek; yerel seçim sandığını da öne alacak.

Seçim açmazı
AK Parti açısından en büyük sorun da bu aşamada başlıyor.
Çünkü, seçmenin önüne "artı" bir şeyler koyması ve buna göre "artı" talepte bulunulması lazım.
Seçmenin, "Size yüzde 47 oyu, 340 milletvekilini, hükümeti, Cumhurbaşkanlığını verdim; benden başka ne istiyorsun?" sorusuna verilecek bir yanıtın olması gerekiyor.
Sadece "Size demokrasiyi de vermek istiyoruz" denilmesinin yeterli olmayacağına partinin etkin isimleri de inanıyor.
Dolayısıyla, seçim konusu AK Parti'nin de aklını karıştırıyor.
Ancak, "Başka çıkış yolu var mı?" sorusuna da yanıt bulamıyor.
Not: 23 Nisan kutlu olsun...