kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 18 Nisan 2008, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

'Sulandırılmış caz'a Grammy verdiler

BÜLENT DENLİ
BÜLENT DENLİ
29.02.2008
Hakan Tüfekçi... Tıp doktoru... Hobisi ya da diğer mesleği caz programı yapmak. NTV Radyo'da üç yıldan beri her cumartesi yayınlanan Cazın Büyüsü adlı programı hazırlayıp sunuyor. Tüfekçi 'baba mirası bir müzik' diye nitelediği cazla 10 yaşında tanışmış ve o gün bugündür caz dinliyor. "Hayatımın hiçbir döneminde cazın demode ya da avangard olduğuna inanmadım; caz benim için bir dünya duruşudur," diyen Tüfekçi ile 2008 Grammy Ödülleri'ni konuştuk. Tüfekçi'nin, Herbie Hancock'un yılın en iyi caz albümü seçilen River: The Joni Letter'ın caz dünyasını heyecanlandırmadığını düşünüyor: "Grammy'dense Down Beat dergisinin seçimi daha önemli. Ama Grammy kazanmanın, ticari anlamda çok büyük bir getirisi olduğu için tabii ki çok yankı buluyor. Grammy ödülü alan bir cazcının önü muhakkak açılıyor. Ama genelde Grammy çok satan ya da satışı düşmüş ünlülerin yeniden piyasaya sürülme merkezi gibidir. Herbie Hancock'un Joni Mitchell liriklerine yapmış olduğu ve kendisine ithaf ettiği bu albüm, bir caz albümü olarak kabul edilebilir mi? Zorlarsak belki edilir; çünkü sonuçta Herbie Hancock mutfaktaki baş aşçı, yamakları da Dave Holland ve Wayne Shorter. Bunlar çok sıkı abiler; bu üç sıkı abi yan yana geldiği zaman herkes gerçek bir caz albümü bekler. Ama benim için River albümü bir caz albümü değil. Cazla sulandırılmış bir Joni Mitchell ithaf albümü diyebiliriz. Joni Mitchell birçok müzisyenin kurtarıcısı; çünkü Jony Mitchell'in sözlerine müzik yazmak, onunla albüm yapmak, her zaman çok satış getirir."

- Caz dünyasında en çok satan iki adamından biri olan Herbie Hancock'un Joni Mitchell'a ihtiyacı var mıydı?
- Ticari olarak bence yoktu ama Herbie Hancock daha önce de bu tür 'sulu' caz yaptı. Hatta yıllar önce "İnsan her zaman Fransız mutfağı yemez, bazen hamburger yemek ister," diyerek diskovari yaptığı bir albümü savunmuştu. O yüzden ben bu albümü en azından bir cazsever olarak, bir caz albümü olarak algılamıyorum. Yabancı basının bir kısmı albümü göğe çıkarırken bir kısmı "Tamam bu iyi bir albüm ama caz albümü değil," dedi.

- Öyleyse bu albümü neden Grammy'ye aday gösterdiler? -
Bu albümün Grammy'de caz müziğinde aday gösterilmesi bana tuhaf geldi. Oysa dünyada böyle bir trend var. Artık her türlü müziğe iki tane caz aranjmanı koyup ya da cazvari çalıp, buna caz etiketi koymak çok kolaylaştı. Ya da etnik müziklerde caz akoru basıp, 'dünya caz müziği', 'etnik caz' gibi isim vermek, cidden çok sattıran bir unsur. Herbie Hancock çok satan bir müzisyen, aynı zamanda ciddi bir şekilde gay'lerin desteğini alıyor. Bu yaklaşımdan homofobik bir sonuç çıkarılmasın. Ama bu destek önemli bir destektir. Sonuçta insanlar bağlı oldukları cemaatlerle de iş yapabiliyorlar; siyasi duruş, dünya duruşu ya da cinsel tercihleri birçok açıdan rol oynayabiliyor. Bu yıl Grammy alacak en az 20-30 tane albüm vardı.

- Peki, albümü biraz analiz edersek ne diyebiliriz?
- Albümde öne çıkan iki tane bölüm var. Birincisi Herbie Hancock, Dave Holland ve Wayne Shorter'dan oluşan grup. Tabii ki böyle olunca 'sound'un mükemmel olması oldukça doğal. Ama net olan bir şey var; bu albüm gerçekten bu üç dev adamın caz 'sound'unu bize yansıtmıyor. Albümde dikkat çeken diğer nokta, vokaller. Vokallerde Tina Turner, Norah Jones, Leonard Cohen var. Norah Jones bugün 'sulandırılmış caz'ın Amerika'daki ikonlarından biri, hatta en önde gideni. O yüzden de yaptığı albümler çok satıyor, millet konserlerinde birbini eziyor. Ama Norah Jones bir caz şarkıcısı değil. Tina Turner, Leonard Cohen ve Joni Mitchell da birer cazcı değil. Yine de albümde arkada çalanların hepsi cazın içinden gelmiş insanlar ve kendilerini çok ön plana koymamışlar. Aksi takdirde Joni Mitchell'ın sözleri ve vokaller güme gidecekti. Bu bir performans albümü olmadığı için amacına ulaşmayacaktı. Sonuçta Joni Mitchell'a ithaf ediliği için biraz geri çekilmişler. Aslında bu hoş bir şey, buna şapka çıkarmak lazım. Albümdeki parçalar içinde Norah Jones ile yapmış olduğu düet çok güzel, parçalar arasında kulakta tını bırakanı diyebiliriz.

- Bu albüm satın alınır mı?
- Kötü bir albüm değil. Tabii ki evde, otomobilde dinlenir. Ama bu kadar büyük yapımların yanında, biraz da dişinden tırnağından artırıp müzik yapan, bir türlü dışa açılma imkânı bulamayan, müzisyenler var. Onlar değerlendirilebilirdi.
Haberin fotoğrafları