kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 16 Nisan 2008, Çarşamba
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Günaydın 
YÜKSEL AYTUĞ

Kurtlar Vadisi "Lost" gibi

Kim ne derse desin, bizler de dahil olmak üzere kim ne kadar eleştirirse eleştirsin, Kurtlar Vadisi yıllardır bir ekran fenomeni olmayı sürdürüyor. Dizide bu hafta Memati'nin zorla eroin bağımlısı haline getirildikten sonra yaşadıklarını izledik. Bu sahneler sırasında Kurtlar Vadisi: Pusu adeta AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi) gönüllüsü gibiydi. Uyuşturucu bağımlılığının insan üzerinde nasıl korkunç etkiler yarattığını, nasıl kalıcı hasarlara neden olduğunu, bu illetten kurtulmak için hangi tıbbi ve psikolojik yöntemlere başvurulması gerektiği dizide rol alan bir uzman hekim aracılığıyla uzun ve ayrıntılı bir şekilde ekrana getirildi. Özellikle gençlerin ilgi gösterdiği böyle bir dizide, konuya duyarlılık gösterilmesini takdirle karşıladım. Aynı zamanda Memati'yi canlandıran Gürkan Uygun'un oyunculuğuna da hayran kaldım. Ancak bunca övgünün yanı sıra dizinin senaryo yalpalamalarına da değinmek zorundayım. Diziler uzadıkça, şekil değiştirdikçe, öykülerdeki sıçramalar, karakterlerdeki değişimler ve en önemlisi "unutkanlıklar" ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor. Kurtlar Vadisi de bu hastalığın pençesinde. Dizi; Kurtlar Vadisi, Kurtlar Vadisi: Terör ve nihayet Kurtlar Vadisi: Pusu diye metamorfoza uğrarken, bu geçiş sürecinde bazı karakterler tıpkı "Lost" dizisindeki gibi aniden ortadan kayboldu. Örneğin Çakır'ın karısı Nesrin ve çocukları, Polat'ın himayesindeydi. Özellikle Çakır'ın oğlu Pusat'ı Polat kendi eliyle büyütüp, yetiştirecekti. Onlara ne oldu? (Yoksa o Pusat, boksör mü oldu?) Peki İplikçi Nedim'in kasasında biriken kara para nerede? Polat'ın öz kardeşi olduğu anlaşılan Safiye Karahanlı nasıl oldu da buharlaştı? İnsan kardeşini arayıp, sormaz mı? Peki ya Elif ve Eren'in annesi nerelerde? Bu karakterler yarın bir gün Lost adasında ortaya çıkarlarsa şaşırmam!..