kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 22 Mart 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC

Psikiyatriste gittim, Zeynep gelmedi

- Çocuk olduğu için mi düzelir diye düşünüyordunuz? Yoksa seviyor muydunuz birbirinizi?
- D.Ö:
Biz seviyorduk, hâlâ seviyoruz. Huzursuzluğu insan kendisi yaratıyor. Çünkü kafamızda kuruyoruz. Sonuçta kabuklarımız var, din demişiz, sosyal statü demişiz. Herkesin öyle! Kabuk, kabuk, sonunda o kabukları yarıp kimse giremiyor içine. Dışarıdan giremediğimiz gibi, içerdekiler de bir şey yapamıyor. Çaresiziz. Kendi adıma, çok kişisel eğitim aldım. Psikiyatriste de gittim, psikoloğa da gittim. Ayıp değil. Zeynep gelmedi.
- Z.K: Vallahi psikiyatriste gidecek, haplar alacak veya terapilerde anlatacak şekilde bir çözüm görmedim kendi kendime. Ayrılsaydık çok üzülürdüm. Öyle kolay geçirmezdim hayatımı.
- D.Ö: Çok kolay ayrılmak. Dünyanın en kolay işi. Ama bir şeyin çözümü değil. Bu intihar gibi bir şey, yani hayattan sıkılıyorsunuz ve intihar ediyorsunuz. İntihar da bir çözümdür. Evliliği koparmak intihar etmek gibidir. Yani majör probleminiz yoksa bir evliliği bitirmek çok tembelce bir şey. İntihar da tembelliktir; yani en kolayı. Bırakıyorsun, "Durdurun!" diyorsun, iniyorsun dünyadan. Böyle bir şey yok! Mükemmel evlilik var mıdır? Sanmıyorum. Her evliliğin dönem dönem mükemmelliği vardır.
- D.Ö: Çok yakın psikiyatrist arkadaşım bana "Boşanamazsın," dedi. "Niye?" dedim, "Siz evli değilsiniz ki!" dedi. Resmen evliydik ama "Siz duygusal anlamda gerçekten evliliği bilmiyorsunuz," dedi. "Önce evlenmen gerekiyor," dedi.
- Z.K: Dilaver'de çözemediğim bir soru vardı: "Bana ne verdin ki?" Bu sorunun cevabını hâlâ bekliyorum. Nesnel olarak hep 'Çocuk' dersin değil mi. "Bana ne verdin?" "Herhalde bu adamın eskiden hanları hamamları olan talipleri vardı, öyle biriyle evlenecekti," diye düşünüyorum.

- Neydi peki o?
- D.Ö:
Zeynep'in hayatında iş vardı. İş ve annesi. Benimle evlenerek onun hayatında bir şey değişmemişti. "Bana ne verdin?" dediğim oydu. Aslında "Bana neyini verdin?" anlamında.
- Z.K: Onun takıntısı bu. Şimdi çalışsam boşanacak mıyız o zaman Tuluhan?
- D.Ö: Şimdi doğru çalışırsın; çünkü o zaman bir şey paylaşmıyordun benimle. Sabahın köründe kalkıyordun, gidiyor geliyordun. O kadar zor ki, akşam eve kimse gelemez. Kimseye gidemeyiz. Arkadaşların gelemez. Bayramda mesela üç gün öncesine kadar program var mı, yok mu bilemezdik. Neye göre tatilimi programlayacağım? 42 yaşıma kadar evlenmemişim, çalışmışım, biriktirmişim, artık keyfini çıkarmak, paylaşmak istiyorum. Hayat bin yıl değil, çok kısa. Kaç yazımız olduğunu bilmiyoruz. Kaç kışımız olduğunu da.
- Z.K: Tuluhan, beraber gidemediğimiz yerlerin listesini yapardı bana. Aslında tonlarca vaktimiz oldu. Anneanne evdeydi. Bu çocuklar bu kadar sayıda değildi, bu sefer de o gitmedi.