kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 17 Mart 2008, Pazartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Binnaz Avcı şöhreti bıraktığı için hiç pişman olmadığını anlatırken, bedel ödemeyi göze alanların bugün çok iyi yerlerde olduğunu söyledi.

Şöhreti bırakmak çok yüksek şahsiyet gerektirir

ESİN ÖVET
Suzan Avcı'nın kızı Binnaz Avcı bundan 11 yıl önce bir gecede karar vererek hem sahne hem de sinemayı bırakmıştı. Şimdi bir TV filmi ile geri dönen Avcı ilk kez konuştu: Ruhum kirleniyordu. Sonrası çok tehlikeli. Orayı atlaman için çok bedel ödemen lazım..
Türk Sineması'nın unutulmaz karakter oyuncularından Suzan Avcı ile geçen sene hayatını kaybeden senarist Erdoğan Tünaş'ın kızı Binnaz Avcı, 18 yaşında sinemada, ardından da gazino sahnelerinde adını duyurmuştu. Kurallara uymadığı için gazino çevresinde pek sevilmediğini söyleyen Binnaz Avcı, "Ne param ne de hırsım vardı. Bir yere gelmek için çok bedel ödemem gerekiyordu. O dönem geri çekilmek benim için en doğrusuydu" diyor. Gülben Ergen ve Demet Akalın için "Onları takdir ediyorum. Bulundukları yer ve kazandıkları para analarının ak sütü gibi helal olsun" diyen Avcı; Seren Serengil'in hırsları olmayan bir aşk kadını olduğu için bu sektörde yükselemeyeceğini de söyledi. 11 yıl sonra setlere geri dönen ve TRT için çekilecek Kemal Tahir'in 'Köyün Kamburu' isimli dizisinde bir ağa karısını canlandırmaya hazırlanan Binnaz Avcı'nın en büyük isteği annesi Suzan Avcı ile bir filmde rol alabilmek. Bu arada ilk evliliğini Ali Sefai ile yapan Binnaz Avcı boşandı ve ikinci evliliğini de kısa süre önce Murat Kaşıbeyaz ile yaptı.

LÜZUMSUZ ŞÖHRETLERDEN BİRİ...

* Bundan 11 yıl önce bir gecede, her şeyi bırakmıştınız. Neden?
Aslında o dönem, eğer film çekiyor olsam bırakmazdım. Gazinolarda assolist olarak sahneye çıkıyordum ve o iş benim hedefim değildi. Yaptığım işten, durduğum yerden, çok sıkılmıştım. Bir anda karar verdim.

* O dönem çok iyi isimlerle sahneye çıkmış ve başarılı olmaya başlamıştınız...
Evet beğeniliyordum. Ama şarkıcı olmak benim hayatımın amacı değildi. Gazinolar kapanmaya başlamıştı birer birer ve artık başka bir kulvara atlamak gerekiyordu.

* Aileniz destek olmadı mı?
Babam zaten hiç istemiyordu. Ben bambaşka yetiştirilmiş bir çocuktum. Ünlü bir anne ve babanın çocuğuydum ama hiç göz önünde değildim. Basın beni hiç görmezdi. Perihan Savaş ve Yılmaz Zafer'in düğününe kadar basında hiç annem ve babamla birlikte yer almadım. Hayatta her şey kader. O gün fotoğraflarım çekildi ve ertesi gün lüzumsuz şöhretlerden biriydim... Sonra kendimi film setinde buldum. Benim hayatımda hiçbir şey planlanmış değildi. 15 yaşında çalışmaya başladım. Tercümanlık yapıyordum. Hayata bakışaçım bambaşkaydı. Ama sen nasıl bakarsan bak, kader ağlarını örüyor.

ŞÖHRET ÇOK TEHLİKELİ BİR ŞEY

* 'Lüzumsuz şöhret' derken?
Evet lüzumsuz... Bir düğüne gitmişim, fotoğrafım çekilmiş ve bir gün sonra gazetelerdeyim. Delice bir şey bu. Benim bu olayı hâlâ mantığım kavramıyor. Sonrasında film teklifleri geldi. 'Hadi ben de bir film yapayım' dedim ve devam etti. Sonra da sahne teklifleri geldi. Ben daha önce bunların hiçbirini planlamamıştım.

* İlk filminiz hangisiydi?
Cüneyt Arkın ile 'Vazifem ve Kızım' filminde kamera karşısına geçtim. Sonra Emrah ile Osman Seden'in filminde oynadım. En son Seda Sayan ile bir filmde oynadım. Sonra da bitti...

* Sinema ve sahnede iyi bir yol almışken bir anda bıraktınız. Herkes şöhret için uğraşırken siz niye vazgeçtiniz?
Şöhret çok tehlikeli bir şey. Şahsiyetinin çok güçlü olması lazım. Buna, ancak yaşamış insanların yorum yapabileceğini düşünüyorum. Şöhretten vazgeçmek yüksek şahsiyet gerektiriyor. Kendinle barışıksan, hayatta durduğun yeri seviyorsan bu hazmedilir bir şey. Bir gün bile 'ah niye bu işi bıraktım' demedim. Dönemin tüm şöhretleri bizim evimizdeydi. Türkan Şoray bana sorarsanız teyzem gibi, Sevda Ferdağ annemi doğuma götüren insan.... Onlarla büyümek anlaşılır bir şey değil ama bırakmamı belki de bu durum kolaylaştırdı.

SAHNEDE AMBARGO YEDİM

* Sahneye çıkmanız için ilk teklif kimden geldi?
Fahrettin Aslan'dan geldi. Ama sorunlar yaşadık sonra, hatta ambargo yedim. Fahrettin Aslan olmadı. Bursa ve Adana'da sahneye çıktım, öyle başladım.

* Kimden ambargo yediniz?
Kurallara uymayan biriyseniz ambargo yiyorsunuz. Bir şekilde birileri birilerine ince iplerle bağlı. Ciddi ambargo yemiştim ve zor durumdaydım. Kıyafetlerimi Canan Yaka'ya diktirmiştim. Altı ay filan hiç kimse kapımın önünden geçmedi. Şenay Düdek benim elimden tuttu da sahneye çıkabildim.

* O dönemin ünlü bir assolisti mi sizin sahneye çıkmanızı istemiyordu?
Yok, aslında biri değil... Bu düzenle alakalı bir şey. Yazılı olmayan kurallar var bu meslekte ve bu kuralları kimin koyduğu belli değil. Sen herhangi bir kurala karşı çıkınca bir anda sivriliyorsun ama ben her kurala karşıydım. Aklımın almadığı hiçbir şeyi kimse bana kabul ettiremez! Kurallara karşı olabilmek için ruhunun militan olması gerekiyor. Sahne çok başkaydı. Sinema sanatçısı olarak devam etseydim asla bırakmazdım.

HERKES TEKLİF ALIYORDU


* Anne ve babanızın tutumu ne olmuştu bu yasaklar karşsında?
Zaten rahmetli babam beni ne sahnede ne de televizyonda izledi. Benim bu yaptığım işi hiçbir zaman kabul etmedi.

* Kurallar dediğiniz, sahneye gelen çiçekler ve tek taş yüzükler mi?
Ben tek taş görmedim. Görmek istemediğim için görmedim. Bunu inkar edenler de yalan söylüyor. Özellikle benim dönemimdeki sanatçıların hepsine böyle bir teklif geldiğine eminim. Hayatta ya kalbinle ya aklınla yaşayacaksın. Ben hep kalbimle yaşadım. Teklif gelmemesinin nedeni bendim. Ben aşk kadınıyım. Bir gün sabaha karşı 'Ben ne yapıyorum' dedim ve öyle bıraktım bu işi. Çünkü ruhum kirleniyordu. Çünkü onun sonrası çok tehlikeli. Ondan sonra orayı atlaman için çok bedel ödemen lazım. Gözümü kararttım, bu işi bıraktım ve sonrasında da aldığım bu karardan hiç pişman olmadım.