kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 7 Şubat 2008, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
UMUR TALU
Dipsiz Kuyu

Üstünlük...

Gazetedeki tam sayfa ilan, "Üstün Alman Teknolojisi ile Güvendesiniz" diyordu.
Çok verimli, yoğuşmalı kombi. Yani kazan.
Tabii ki firmayla, ilanla bir ilgisi yok, ama Ludwigshafen'deki çocukların güvende olmadıkları cayır cayır ortaya çıkmıştı...
Şüpheler doğruysa, "Üstün Alman ırkı"na dayanan sakat kafalar "aşağı, yabancı, pis, öteki" saydıkları "Türkiye göçmenleri"ni cehennem kazanına atıvermişti.
Belki de şüpheler doğru değildir.
Belki çoluk çocuk 9 canımızın böyle katilleri yoktur.
Ama, "suç"un olmaması, buna yatkınların varlığını ortadan kaldırmıyor.
Azınlık, öteki, yabancı, aşağı, farklı, hain, pis, bozguncu oldukları gerekçesiyle, başkalarını öldürmeye, yakmaya, katletmeye yatkın olanlar her medeniyetin, her kültürün içinde boy atabiliyor.
Orada da var, burada da.
Nasıl, katilin, caninin etnik, dini, milli kimliği, o kimliği paylaşanların tümünü katil, cani yapmıyorsa; bir kimlik, inanç, milliyet, etnisite de içinden katil, cani çıkmasından muaf değil.
"Şu yapmaz, bu yapmaz" demenin manası yok.
Tarih diyor ki, "Ben hepinizi gördüm"...
Almanya'yı da, orayı da, şurayı da, burayı da.
Almanya'da aşağılamanın kültürel köklerini, tarihi tezahürünü biliyoruz.
Peki, "Batı'da ırkçı, üstünlükçü kafalarca aşağılanabilen, yakılabilen, şiddete, dışlamaya, ayrımcılığa maruz kalabilen" dini, milli, etnik kimliklerin sahibi bizler;
"Biz hiç ırkçı olmadık" diye avunmalar dışında, nasıl bir karşı kültür geliştirebiliyoruz.
Utandığımız kötülüklerimiz var mı, uzak, yakın, çok yakın tarihte?
Bunlara dair bir bilincimiz, tarih yorumumuz, ahlak ile insanlık dersimiz?
Yoksa tutunduğumuz en büyük dallar da, aslında bizi tutuşturanlara az ya da çok benzer midir:
Dinimizin üstünlüğü, ırkımızın üstünlüğü, milletimizin üstünlüğü, milliyetimizin üstünlüğü, etnik kimliğimizin üstünlüğü, mezhebimizin üstünlüğü, devletimizin üstünlüğü, atalarımızın üstünlüğü...
Tarihi kusursuzluk, tarihi kuşkusuzluk, tarihi suçsuzluk, tarih ötesi bir genetik, her daim asil kan, benzersiz medeniyet, saf ve üstün ırk...
Deplasmanda ırkçılıkla hakikaten mücadele edeceksiniz, kendi sahanızda ırkçı olamazsınız!
Kül olmuş çocuklarınıza, başka çocukların küllerine basarak hakikaten yürekten sahip çıkamazsınız!
Ama dünyanın bütün ırkçılarına karşı dünyanın bütün çocuklarıyla birleşebilirsiniz. Kendi çocuklarımız da o zaman o vahşetin küllerinden yeniden doğacaktır; hep içimizde, hep aklımızda, hep yanımızda birer melek olacaktır.