kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 19 Ocak 2008, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
ABC
Yeşim Salkım

Salkım salkım acayiplik

SAMİ TOSUN
Petek Dinçöz-Can Tanrıyar evliliğinin ardındaki büyük sır ne? Çiftin yakın ahbapları Yeşim Salkım senelerdir yaptığı şeyleri aslında yapmak istemiyormuş. Nasıl?..
İşte medyanın kuvveti sayın okurlar! İki hafta evvel, 'bura'dan yazmış, Can Tanrıyar'ın Petek Dinçöz'le evlenme işinden yırtmak için yaş haddini doldurmayı beklediğine işaret etmiştim. Muhtemelen bu satırlar üzerine evde büyük bir çıngar çıktı, Petek Hanım, "Senin yüzünden elin tosununun diline düştük!" diye Can Tanrıyar'a veryansın etti, Sayın Tanrıyar da, Beyaz Şov'un canlı yayınında Amerikalı ergenler gibi dizleri üstüne çökerek, ham çökelek, olayı çözdü. Senelerce evlenmeden sürdürdükleri düzeyli beraberlik', üstelik 'Türk toplumunun örf ve ananeleri', ailenin kutsallığı' gibi afili bir final tiradıyla nikâh altına alınmış oldu. Tabii bunca sene o kutsal değerler nasıl oluyordu da oluyordu, orası ayrı bir mevzu, hiç girmeyelim...

BALANS AYARI
Evet efendim, magazin denen baloncu dükkânının hayatımıza soktuğu enteresan hayatları böyle şaşkın şaşkın izliyoruz. Ayrıca, âlemin Ortadoğu'dan bile daha çetrefilli düşmanlıklarını, ittifaklarını, satışlarını anlamaya çalışıyoruz. Daha önce magazin âleminde karpuz gibi bir yarılma yaşandığından söz etmiş, Seda Sayan, İbrahim Tatlıses gibi isimlerle, Can Tanrıyar ve saz arkadaşlarının arasında sert rüzgârlar estiğine dikkat çekmiştim. Malumunuz, Seda Sayan'ın eski 'nişanlı'sı ve İbrahim Tatlıses'in ruh ikizi Nihat Doğan, artık Can Tanrıyar ekibiyle gayet içli dışlı, hatta kendisine Pazar Keyfi bile sunduruldu. İzlemeyenler internetten bir yerlerden bulsalar çok iyi ederler, hakikaten son dönem kara mizah örneklerinin en iyileri arasında yerini almıştır. Neyse, işte Nihat Doğan o programda bir laf etti: "İki assolist tanırım, biri Petek Dinçöz, diğeri Yeşim Salkım!" Bu isimlerden birinin niye telaffuz edildiğini anlamak mümkün. Rot-balans ve yıkama-yağlama servisini ilgilendiren bir meslek hastalığı Dinçöz'ün cilalanması. Peki ya Yeşim Salkım? Yani Nihat Doğan niye Yeşim Salkım'ı cilalıyor? Bunun sırrı Nihat Bey'de gizli değil, Yeşim Hanım'da gizlidir. Yani ortada hiçbir şey yokken, bahsinin geçmesini gerektirmeyen durumlarda, âlemde giriştiği ittifaklar dolayısıyla sürekli kendinden söz ettirebilmektedir. Yeşim Hanım, bir nevi, çağdaş Türk tarihinin en esrarengiz isimleri arasında yerini almaya hak kazanmış bir kimsedir efendim. Yani şöyle izah edeyim, bir belediye otobüsü düşünün, yüzlerce kişi o otobüse binmeye çalışıyor olsun, Yeşim Salkım gelir, bir omuz, bir kalça, hop, bir bakmışsınız, en ön koltuğa oturmuş, yanındaki boş yere de çantasını koymuş, siz sıkış tepiş ayakta dikilen ahaliye de, ne kadar mazlum olduğunu, otobüse binene kadar ne büyük acılar çektiğini anlatmaktadır. Gayri ihtiyari gözünüzden yaşlar süzüldüğünü fark edersiniz. Durum hakikaten budur.

ŞENER ŞEN'E BİR OMUZ!
Yeşim Salkım, son olarak, yıllardır psikolojik tedavi gördüğünü, bu arada çok kimseyi kırdığını ama bunların mazur görülmesi gerektiğini ve çok acılar çektiğini açıkladı. Yani, biz milletçe aşırı Yeşim Salkım yüklemesine maruz kalırken, onun arka arkaya gelen, "Çocuk doğurmak istiyorum... Pardon, doğuramıyorum, Akdeniz anemisiyim... Son olarak bir çocuğu evlat edinmeye niyetlendim... Çocuk bulmam lazım..." gibi açıklamalarını ağzı açık izlerken, aslında hep normal olmayan bir durumla muhatap oluyormuşuz. (Sonra, nedir bu 'çocuk doğurma' muhabbeti, anlaşılır gibi değil. Yeşim Hanım, kızı evlense torun sahibi olacaktı, hâlâ ve mütemadiyen ve üstelik kimse kendisine bu konuda bir şey sormamışken, durup durup çocuk doğurma muhabbeti yapıyor... Hülya Avşar'da da var aynı sorundan. Bkz. Tüp bebek hezeyanları, cilt 1.) Allah sizi inandırsın, Yeşim Salkım'ın şahsi internet sitesini incelerken ben utandım, ki genel olarak utanmaz bir kimseyim. Biyografisinde, ilk filmi Eşkıya'da başrol oynadığını yazıyor mesela. Uğur Yücel ve Şener Şen'i birer omuz darbesiyle köprüden aşağı atıvermiş ve başrol koltuğuna oturuvermiş. Hani film tedavülden kalksa ve hatırlamasak inanacağız ama her şey gözümüzün önünde. Mevzu o değil, aynı sitede kendisi için, "Hem sesi, hem de sahne performansıyla büyük bir hayran kitlesine sahip olmayı başaran Yeşim Salkım, fotojenikliği sayesinde de sayısız müzik, magazin, gençlik ve haber dergisinin kapaklarını süsledi... Yeşim Salkım, hem sesi, hem güzelliği, hem de oyunculuk yeteneği ile komple bir sanatçı olarak herkes tarafından çok sevildi... Yeşim Salkım sosyal yönü ve yardımseverliğiyle de halkın sempatisini topladı..." türünden laflar yazıyor. Bu 'güzelim-fotojeniğim-kompleyim' meselelerini anlayabiliriz, Banu Alkan da bu sürreal akımın güzide temsilcilerinden biri olarak ortada o şekil dolaşıyor ama 'halkın sevgilisi' olduğunu iddia etmiyor en azından. Neyse efendim, biz Yeşim Salkım'ı Hilal Cebeci'yle girdiği polemikte, "Ben Hakan Uzan'ın karısıydım! Oraya gelirsem o mikrofonu ağzına sokarım!" diye bağırdığı haliyle kalbimize gömdük...
Haberin fotoğrafları