kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 7 Ocak 2008, Pazartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
UMUR TALU
Dipsiz Kuyu

Köleleşmenin şartı, körleşme

(Hemen) Herkes (iyi kötü), dini, milli, etnik doğal kimlikleriyle gurur duyar. Öte yandan, (hemen) herkesin, yani memleketteki durumu kabaca değerlendirirseniz, bu doğal kimliklerinin mağduriyetine dair (az veya çok) derdi, şikâyeti, öfkesi, isyanı var.
Memleketimiz, herkesin inanca, kökene, milliyete, ulusa dair kimliğiyle gurur duyduğu, övündüğü, saygı görmek istediği;
Lakin, bugüne kadar en hâkim görünen kimliklerin dahi, kendi mağduriyetini, dışlanmasını, uğradığı ihaneti, maruz kaldığı eziyeti, başkalarının baskısını mesele ettiği, en çok (bazen sadece) bunu önemsediği bir ahval ve şerait içinde.
Şu anda öyle büyük bir nüfus var ki; Kimliğine yapılmış, yapılan muameleden şikâyetçi olmasın.
Öyle bir seferberlik var ki;
Bir yanda çoğunluk kendi kökenine yapışırken, orada yeni yolculuklara çıkarken, bir yandan da berikinin kökeni, kimliği üstüne harıl harıl etiket yazmakta.
İşin kötüsü (iyisi midir!);
Devlet, cumhuriyet, demokrasi, adalet, hukuk gibi "kimlik ötesi, kimlikleri aşkın" sanılan kimi kavramlar, olabileceğinden de öte kimliklere kilitlenmiş halde.
Elbette, bunların varlığı, kimliklere dair problemli bir ülkede olduğumuzu gösterir.
İnsanların, hayatlarının bütününde (ve uzak, yakın tarihte) yahut hayatının belli anlarında, tek tek veya toplu halde, kimliğinden ötürü haksızlığa, adaletsizliğe, dışlanmaya, aşağılanmaya uğradığına dair hissi ve deneyimi varsa;
O bir yana, kendini dini, milli, etnik "hâkim kimlik" görenler veya öyle görülenler dahi şikâyetçi ise;
Tabii ki sorunlu bir ülkedir burası.
Çünkü insanın ilk ve en iyi bellediği, en çok ve en sıkı sarıldığı, üstünde genellikle hep taşıdığı, kimileriyle ortaklığını (başkasıyla ayrılığını, farkını) en iyi ifade eden, mutlak ve sürekli aidiyet sağlayan, en kolay tanımlayabildiği ve üstüne en rahat konuşabildiği, kimi şablonlarla yüzyılları kavradığını düşündüğü, ne olursa olsun değişmez bir gurur duyabildiği şey, kimlikleri.
Bazen (sık sık) kimlik, hayattaki en önemli (tek) varlık.
Fakat, sorunun çok çeşitli, birbiriyle de itişip kakışmalı kesimlerdeki hakiki varlığına rağmen, verdiği tüm huzur ve huzursuzluklara rağmen, belki "yanıltıcı" bir tarafı da var.
Gururlandığımız yahut dertlendiğimiz, öfkelendiğimiz veya sarıldığımız bu mesele, tüm sahici yanlarına rağmen, belki başka hakikatleri görmemizi de engelliyor.
Belki kimlikler ötesi ortaklıkları veya haksızlıkları seçmeyi, bunlar üstüne siyaset, tepki, dayanışma üretmeyi engelliyor.
Belki memlekette; mağduriyet, mazlumluk, haksızlığa uğramışlık, dışlanma, aşağılanma, dayatmaya maruz kalma, tahakküm altında bulunma, esaret, rehinelik, kölelik, haysiyetiyle oynanma, hak ve özgürlüklerinden mahrum kılınma;
Kısacası, esas insan kişiliğinin esastan ezilmesi bakımından, kimlikler ötesi ve dışı bir ortaklık, yaygın bir cumhuriyet, demokrasi ve adalet krizi mevcuttur.
"Kimlik körleşmesi" belki bunu iyi görebilmeyi engelliyordur.
Dini, milli, etnik kimliklere dair (hakiki de olsa) sorunlara kafamızı ve kalbimizi tam gömerek, belki de beş duyumuzu uyuşturuyor, beynimizi karıncalandırıyor, vicdanımızı yarım yamalak kılıyoruzdur.
Cumhuriyet, demokrasi, insan hakları, inanç özgürlüğü, başka inançlara, inançsızlıklara, kimliklere saygı, millet olma, hukuk, adalet gibileri, belki esas bu mevki ve mevziden daha sık konuşulmalıdır .
Bana biraz öyle geliyor!