kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 27 Ekim 2007, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Cumartesi SABAH 
ALİ POYRAZOĞLU

Hayal ve gerçek

Kafamda sorular, Antalya'da bir otel odasının balkonundan denize bakıyorum. Yaz hiç bitmiyor güneyde. Biraz sonra sahneye çıkacağım. Büyük bir otomobil firmasının yeni lanse edeceği model için marka derinliği çalışması yapıyorum. Akşama da bana aktarılan bilgileri stand-up şovumun içine yerleştirip, eğlenirken fark yaratmaya çalışacağız. Karşımda bir kişi de olsa, bin kişi de olsa oyun oynamak, tiyatro yapmak müthiş bir haz veriyor bana... İnanıyorum ki günümüzün baştacı 'fark yaratan insan' olacak. Özel hayatta da işte de sanatta da politikada da farkı insan yaratacak. Yalnızca ben değil herkes inanıyor buna; biliyoruz böyle olduğunu... Farkı insan yaratacak. Peki, farkı yaratacak insanı nasıl yaratacağız? Kendimizden farklı bakan, okuyan, anlayan ve anlatan bireyler nasıl çıkaracağız? Eğlenirken sorgulayan, bugüne bakarken geçmişi çözebilen, yarınla ilgili somut bakışları olan birey, kendini nasıl var edebilir? Fark yaratabilmek için insanla, davranış biçimleriyle ilgili yeni bilgiler edinmeye çalışıyoruz.

MİZAH GÖZÜYLE BAKMAK
Bilgi insanı özgürleştirir. Tiyatro insana farklı bakmanın binbir yolunu önerir. Öyküleri anlatılan insanlara mizah gözüyle bakarken onu en az üç açıdan görür, çözümler ve hayal gücünün arşivinde depolar. Çünkü yaratıcı bakış hayal gücünün kıvrımlarına gizlenmiştir. Her sanatçının içindeki iş adamını fark etmesi, her iş adamının da içindeki sanatçıyla buluşması gerektiğine inanıyorum. Bir yandan büyük şirketlere bunun metodolojisini anlatıp, workshop'lar yaparken tiyatroda da her seferinde farklı sosyal katmanlardan, farklı varoluş biçimlerinin içinde bocalayan insanları anlatan oyunlar sergiliyorum. Her seferinde oynayanlarda da izleyenlerde de fark yaratacak bir oyun hazırlamak için büyük bir özenle didiniyoruz. Ben ve tiyatrodaki arkadaşlarım Bülent Kayabaş, Şebnem Özinal, Özdemir Çiftçioğlu, Eser Ali, Berrak Kuş, Onur Şenay, Suat Ünaldı, Murat İlgar, Oylum Karakaş çalışıp kendimizi farklı bir biçimde yeni baştan kurgulamayı deniyoruz. Daha çok bilgi... Daha çok... Seyirciyi heyecanlandıracak, eğlendirecek, daha çok bilgiyle daha çok özgürleştirecek oyunlar... Peki, bilgi ne zaman özgürleştiren, yaratıcı bilgiye dönüşüyor? Hayal gücünün emrine verildiği zaman... Einstein diyor ki; "Hayal gücü bilgiden daha önemlidir..." Doğru öyle. Son yıllarda sergilediğimiz, büyük yankılar uyandıran, çok geniş seyirci kitleleriyle buluşan oyunlarımızda peşinde olduğumuz bakış hep, "Hayal gücünün emrine verilmiş bilgiyle daha özgür oyuncular ve seyirciler birlikteliği yaratmak,"tı. Eski Çamlar'da, Kobay'da, Ödünç Yaşamlar'da, Ben Eskiden Küçüktüm'de, Sağlık Olsun'da, son sahnelediğimiz Tak-Tak Takıntı'da hep bu, seyirciyle ortak arayışımızdan doğdu.
Yeni sezon yeni heyecanlarla başladı. Kendi projelerimizin üstünde çalışmayı sürdürdük. Dünya tiyatro başkentlerine yolculuklar yaptım, bir sürü yeni projeyi inceledim, iki yeni oyun satın aldım. Biri Paris'ten, öbürü Londra'dan. Yeni oyunlarım İçimdeki Timsah ve Mavi Noktalı Elbise'yi bitirdim. Ne büyük bir heyecan, ne keyif işlerin hiç bitmemesi... Bu sezon ocak ayına kadar biraz seyyar olacağız. Ocakta sürpriz bir salonda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 3-4 Kasım günleri Caddebostan Kültür Merkezi'nde Tak-Tak Takıntı'yla sezon başlıyor. Yani gelecek cumartesi, pazar... Sonra 11 Kasım Pazar günü yine CKM'de Ben Eskiden Küçüktüm... Ardından Bakırköy'e geçiyoruz. 12-13-14 Kasım'da Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi'ndeyiz. Oradan ver elini İzmir... 16-17-18 Kasım İzmir Atatürk Kültür Merkezi'nde Tak-Tak Takıntı... Dön İstanbul'a 20 Kasım Akatlar Kültür Merkezi'nde Ben Eskiden Küçüktüm... Ertesi gün Ödünç Yaşamlar'la Adana Belediye Tiyatrosu sahnesindeyiz. Ardından dillere destan oyun Tak-Tak Takıntı'nın Ankara çıkartması var. Sonra yeni oyunların provaları... Hayal gücünün emrine verilmiş daha çok oyuncu, daha çok seyirci, daha çok bilgi... Daha özgür zihinler... Daha çok gülen, kendisiyle barışık insanlar... Yaşasın tiyatro... Yaşasın seyirciyle oyuncuların hayal gücünün emrine verilmiş birlikteliği... Unutmayın gerçek hayal gücünün süzgecinden geçene kadar yalandır.