kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 19 Ekim 2007, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
MUHARREM SARIKAYA

Referandumun balotajı yok...

Yüksek Seçim Kurulu'nun önceki günkü kararıyla halk, ertesi gün sandık başında olacak.
Cumhurbaşkanı'nın, 7 yıl sonra halk tarafından seçilmesi konusundaki karar oylanacak.
Buraya kadar her şey normal...
Ancak referandum, siyasi ve hukuki bazı tartışmaları da beraberinde getirecek.
Siyasi olandan başlarsak...
Referandumdan çıkacak sonuç, kim ne derse desin AK Parti açısından yeni bir değerlendirme zemini yaratacak.
Geçmişte, Özal hükümetinin iki referandum uygulaması sonrasında da yaşandığı gibi, muhalefet bundan böyle 22 Temmuz'daki oyları değil, referandumda çıkacak sonucu baz alacak.
Yeni bir "seçim-sonuç" tartışması başlayacak.
Nitekim, "Sandık kompetanı" olarak kabul gören, kamuoyu araştırmacısı Tahran Erdem dün "Referanduma katılımın yüzde 40-60 arasında olmasını beklediklerini" açıkladı.
Öngörüsünden yola çıkarsak, 42 milyon 629 bin 733 seçmenin en az % 40'ı sandık başına gitmeyecek.
Sandığa gidip, "hayır" diyeceklerin sayısı ise meçhul.
Oysa, 22 Temmuz seçimine % 85 katılım gerçekleşti.
Bu bir tarafa, son iki referanduma (1987 ve 1988) katılım, % 94,6 ve % 88.82 oldu.
AK Parti yönetimi, katılımın yüzde 50'yi biraz aşmasını yeterli bulabilir.
Ancak, YSK'nın önceki gün referandum tarihini "12 Eylül yönetimi döneminde alınmış bir karara" dayanarak ötelememesi, AK Parti açısından istemediği siyasi tartışmayı da beraberinde getirecektir.

Balotaj sorunu...
Bugüne kadar getirilen eleştirilerin dışında kalmış hukuki sonuçlarını da irdelersek...
Öncelikle, bu referandumun balotajı; 'toplam oy çokluğunun kaç olması gerektiğine ilişkin verisi ve yaptırımı' yok.
Yani, seçmenin çok az bir bölümü sandık başına gitse ve bunların % 51'i "evet" oyu verse bir sorun çıkmayacak; referandum geçerli olacak.
Oysa, TBMM'de yapılan Cumhurbaşkanı seçimi oylamasına milletvekillerinin yüzde 66'sının (367 vekil) katılımı gerekiyor.
Haydi, AK Parti'nin savunduğu şekilde olsun; buna göre bile milletvekillerinin yarısından bir fazlasının (276) geçerli oyunun sağlanması lazım.
Bu sayı bulunamadığı takdirde Meclis'in önünde derhal feshedilip seçime gitmesi gibi bir yaptırım duruyor.
Peki, halkın yüzde 50'sinden fazlası sandık başına gitmezse yaptırımı ne olacak?

Usul ve esası yok
Diğer sorun Meclis'te son dakika değişikliği ile referanduma sunulacak metinden çıkarılan 19'uncu madde...
Bu madde, her ne kadar "11'inci Cumhurbaşkanı'nın seçimi" diyorsa da aynı zamanda "seçimin usül ve esaslarını" da belirliyordu.
Adaylık başvurularının Meclis Başkanlığı'na nasıl yapılacağından, kamu görevlilerinin adaylığına; ikinci tur oylamaya kalanlardan boşalma olması halinde bunun nasıl doldurulacağına ve hangi kanunların hükümlerine göre seçimin gerçekleştirileceğine kadar birçok usül ve esası düzenliyordu.
Bu maddenin kalkması ile bu usül ve esaslar da yok oldu.
Allah göstermesin Cumhurbaşkanı Gül'ün başına bir sorun gelse veya olmaz ya istifa etse, 12'nci Cumhurbaşkanı'nın seçimine ilişkin Anayasa'da usül ve esas yok.
Özetle, ertesi gün yine sorunlu...