kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 19 Ekim 2007, Cuma
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Cuma Sabah 
ATİLLA DORSAY

'Artık benim de bir sinema salonum var!'

Bu ay içinde beni öylesine mutlu eden olaylar oldu ki... Bunları özetleyerek siz okurlarımla paylaşmak istedim. Öncelikle, Sinema dergisi ekim sayısında 'Sinemayı Sevmemizin 150 Sebebi' adlı kapsamlı bir dosya yayımladı. Benden de birkaç sevgi nedeni istemişlerdi, birini (en çok sevdiğimi) almışlar. Ama asıl sürpriz, bu 150 neden arasından birinin de bana ayrılmış olmasıydı. Yani bendeniz de Türkiyeli sinemaseverlerin sinemayı sevmek için sahip oldukları 150 nedenden biri olup çıkmıştım! Elbette büyük gurur duydum. Ama sevincimi artıran, bu güzel olayda yalnız olmamamdı. Unutamadığımız Onat Kutlar'ın yanında, eskilerden Sungu Çapan, daha sonra yazmaya başlayanlardan ise Sevin Okyay ve Mehmet Açar da listedeydiler. Böylece genelde bazı çevrelerden küfür yiyip duran eleştirmenler de artık sinema sevgisinin temelleri arasında sayılmaya başlanıyordu. Ne güzel! Bir diğer olay, ilk kez yaptığım bir iş, bir DVD firmasının yakında çıkaracağı çok ünlü bir yıldıza ayrılmış dört filmlik kutunun bonus'larında konuşma önerisi oldu. Sevinçle kabul ettim, çünkü bu da değişik ve de kalıcı bir şeydi: Efsanevi bir oyuncu için yıllar boyunca oluşmuş sevgimin nedenlerini anlatmak, filmlerini tanıtmak... Ticari bir ürün olduğu için ad yazmıyorum, ama işin gerçekten keyif verici olduğunu söyleyebilirm. Ve de en önemlisi, Ankara'daki Büyülü Fener sinemalarına katılan üç yeni salondan birine benim adımı vermeleri haberi oldu. Telefonda bunu bildiren İrfan Demirkol'un önce şaka yaptığını sandım. Ama doğruymuş! Yıllar önce açtıkları üç salonun adını seyirciye sorarak belirleyen Denk Film ve Büyülü Fener sahipleri, o törene beni de çağırmışlardı ve gitmiştim: Türkan Şoray, Şener Şen ve Atıf Yılmaz salonlarını birlikte açmıştık. Bu kez, yine seyirciye başvurulmuş ve 11 bin küsur oyun sayılmasıyla, üç isim çıkmıştı: Tarık Akan, Yavuz Turgul ve bendeniz. Nasıl onurlandığımı, bu beş ünlü sanatçı ve yaratıcının yanıbaşında yer almaktan nasıl gurur duyduğumu anlatamam. Geçen çarşamba akşamı Ankara'daydım ve salonumu' sinemaseverlerle birlikte resmen açtık. Bir itiraf: Bu, benim rüyalarıma girmiş bir şey, çok kişisel ve gizli bir arzumdu. Elbette ben öldükten sonra sinemasever bir zengin çıkacak, yaptırdığı bir sinemaya benim adımı verecekti. Ve orada hep, benim bunca gönül verdiğim filmler oynayıp duracaktı. Bundan güzel bir hayal olur mu? Bu hayalim gerçekleşti. Hem de henüz hayattayken... Bu eşsiz armağanın benim için çok büyük değeri var. Buna imkân veren tüm o oy sahiplerine ve de İrfan-İnci dostlarıma içten teşekkürler...