kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 11 Ekim 2007, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC

'Mekanik Türk'le evden canavar avı

26.09.2007
Yeni bir teknolojiyle Loch Ness canavarı ya da Van Gölü canavarını evinizdeki bilgisayardan aramak mümkün.

ABD'nin Nevada eyaletinde 3 Eylülde küçük bir uçakla kaybolan maceracı Steve Fossett'i arama çalışmaları bugüne kadar bir sonuç vermezken, gönüllü web kullanıcıları, "Mekanik Türk" adı verilen bir programla bu çabalara evlerinden yardımcı olmaya çalıştılar.

Arama yapılan bölgelerin yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları, "Mekanik Türk" adı verilen bu programla analiz edildi ve katılımcılardan uydu
görüntülerini tek tek incelemeleri ve bir uçak ya da uçak kalıntısına ait cisimleri veya enkazları not etmeleri istendi.

Bu web taraması Fossett'in uçağının enkazının bulunması için şimdiye dek yardımcı olamazken, şimdiye dek bilinmeyen ve birkaçı 1950'lere kadar
giden bazı uçak enkazlarını ortaya çıkardı.

Fossett ve uçağının enkazının bulunamamasına karşın, Amerikalı maceracıyı aramak için kullanılan bu uydu teknolojisinin, böylesine bir sonuç vermesi, bunun başka tür aramalarda kullanılması düşüncesini doğurdu.

Yeti (kocaayak), Loch Ness ve Van Gölü canavarı gibi dünyanın meskun olmayan çeşitli bölgelerinde görüldüğü bildirilen esrarengiz hayvanları aramak için de bu teknolojiden yararlanılabileceği düşünülüyor.

ABD'nin Nevada, New Mexico, Utah, Texas ve Arizona eyaletlerinde görüldüğü bildirilen Kocaayakların, İskoçya'nın Loch Ness ve Van Gölü'ndeki canavar söylentilerinin araştırılması için gönüllü web kullanıcılarının uydu görüntülerini incelemeleri öneriliyor.

FOSSETT'İN UÇAĞININ ENKAZINI ARAMAYA HIZ VERİLDİ

Bu arada, Fossett'in uçağının enkazını arama çalışmalarına hız vermek isteyen Amerikan Hava Kuvvetleri ekipleri, uçağın düştüğü sanılan Ölüm Vadisi'ni (Death Valley) karadan ve havadan ayrıntılı şekilde inceleyecek.

Meteoroloji ve uydu görüntülerini ayrıntılı şekilde inceleyen askeri uzmanlar, Amerikalı maceracının gitmek isteyebileceği rotayı tahmin ederek, bu bölgeyi karış karış incelemeye karar verdiler.Steve Fossett'in ailesi ve arkadaşları ise hassas kameralarla donatılmış bir uçakla enkazı arama çalışmalarını sürdürüyor.






MEKANİK TÜRK ADI NERDEN GELİYOR?

1769 yılında 6 ay kadar bir sürede yapılıp 1770'de ilk kez İmparatoriçe Maria Theresa için sergilenen "Mekanik Türk" adlı satranç oynayan otomat, Viyana'da İmparatoriçe Maria Theresa'nın hizmetinde çalışan yetenekli mekanikçi Wolfgang Von Kempelen tarafından yapıldı. Otomat, 120 cm. uzunluğunda, 105 cm. genişliğinde ve 60 cm. yüksekliğinde akça ağaçtan ve üzerine satranç tahtası çizilmiş tekerlekli bir şifonyer önünde oturan bıyıklı, türbanlı ve pelerinli bir Türk figüründen oluşuyordu. Öndeki kapak açılıp dolabın ve figürün içine bakıldığında irili ufaklı pek çok kaldıraç, makara ve başka karmaşık mekanik sistemler görülebilmekteydi.

Kurularak çalışan "Mekanik Türk", karşısındaki gönüllüyle satranç oynamaya başladığında, gözleri satranç tahtasını tarıyor, başını arada bir sallayıp satranç taşlarını eliyle hareket ettiriyordu. Yaptığı işler bunlarla da kalmıyor, pek çok oyunda rakibini yenmeyi de başarıyordu. Yaptığı hamlenin bittiğini başını üç kez sallayarak belirten otomat, maç sonrasında seyredenlerden gelen soruları satranç tahtasının yanında bulunan özel bir tepside harfleri birleştirerek yanıtlayabiliyordu.

"Mekanik Türk"ü izleyenler onlarca yıl boyunca sırrını çözmeye çalıştılar. Bazıları çok ilginç teoriler üretmiş ve bu açıklamalara gazetelerde geniş yer verilmişti. Bir teoriye göre satranç taşlarının içine yerleştirilen mıknatıslar sayesinde otomat taşları oynatıyordu. Bir başka teori ise kuklanın içine bir çocuğun girmiş olduğunu savunuyordu.

Dr. Gamaliel Bradford ve ünlü yazar Edgar Allen Poe en akılcı çözümleri üretenler oldu. Edgar Allen Poe, otomat hakkında yazdığı Maelzel's Chess adlı tanıtım yazısında "Mekanik Türk"ü şöyle tasvir ediyordu:

"Oyunu kazanmadan önce kafasını bir zafer edasıyla sallıyor, kendini beğenmiş bakışlarla etrafına göz gezdirdikten sonra sol kolunu her zamankinden daha geriye çekiyor ve parmaklarını bir süre dinlendiriyor."

Söylenenlerin hepsi sadece teoride kalıyordu, kimse otomatın nasıl işlediğini ispatlayamıyordu. Otomatın sahibi olan kişiler ve yakın çevresi de sırrı saklama konusunda çok kararlı davranıyorlardı, bu sayede uzun yıllar boyunca "Mekanik Türk"ün gizemi insanları ona çekti.

Tabii bu sayede sahiplerine de bir miktar para kazandırdı.Kempelen 1804'de Viyana'da öldükten sonra otomat birkaç kez el değiştirdi ve son olarak Beethoven'in yakın arkadaşı Johann Maelzel adlı bir makine mühendisinin eline geçti. Daha sonraları ilk metronomu yapacak olan Maelzel, otomatı Kempelen'in oğlundan satın aldı. En büyük ününü bu dönemde kazanan otomat, 1809'da Napolyon ile bile oynadı.1817-1837 tarihlerinde tüm Avrupa'yı ve Amerika'yı gezen otomat, çalışma mekanizması ve topluluklar üzerinde yarattığı etki nedeniyle birçok kitap ve makaleye konu oldu.

LIVESCIENCE.COM'daki haber için tıklayınız

MEKANİK TÜRK programıyla ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmak için tıklayınız