kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 23 Eylül 2007, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Pazar SABAH 
ÖNCEL ÖZİÇER

Soyadının ekmeğini yiyenler

Oyunculuk, şarkı söylemek, resim yapmak bir yetenektir ve bu yetenek de genlerle nesilden nesile geçebilir.. Fakat yine de araya, ailedeki bu konuda cömert davranılmamış bir akrabanın kanının karışabileceğini de göz ardı etmemek gerekir. Bu durumda: Seren Serengil'in, Hakan Ural'ın ve Kerem Alışık'ın bu talihsizliği kabul edip, başka işlerle meşgul olmaları, hepimiz için en hayırlısıdır. Ki Seren sonunda pes etmiş galiba... Gerçi O "Benim şarkı söylemeye müsait bir sesim yok ve bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ bu işi öğrenemedim," demiyor da, "Bu camia bana göre değil, benim soyum sadrazamlardan düştü, piyano çalarım, İngilizce bilirim," diyor. Her zamanki Seren işte... Banu Alkan bir, Seren Serengil iki... Hayaller âleminin prensesleri... Olsun n'apalım? Onlar da öyle mutlu... Kimseye bir zararları yok gariplerin... Hem Seren artık bambaşka bir mecrada yeteneğini konuşturacakmış. Evde işsizlikten bunalıp, canının sıkıldığı günlerde, incik boncukla oyalanmış. Kocası da yüzünden belli iyi bir çocukcağız, karısına kıyamamış, "Aman da benim karım, ne güzel şeyler yaparmııışşş," demiş. Bunun üzerine Seren de hemen bu yeteneğini paraya çevirmeye, yani işi ticarete dökmeye karar vermiş. Şimdi yemek tabakları boyayacak sonra da onları dünyadaki 'sadece 100 zengin aileye' satacakmış. Yani öyle bir asilzadelik ki o kadar olur. Tabağını bile sıradan kullara vermeye kıyamıyor. Aşkolsun!

YETENEK DOĞUŞTAN MI?
Neyse, işte dediğim gibi yetenekli ananın-babanın çocuğu da illa doğuştan o özelliklerle dünyaya gelecek diye bir kural yok. Hamura bir şekilde sahne tozu karışmamışsa, inat etmenin âlemi de yok. Bu yüzden Hakan Ural mesela... Her röportajında yapımcılara sitem etmekten, "Neden Polat Alemdar rolünü bana vermediler?" gibi laflar etmekten vazgeçsin. Yine kulakların çınlasın Teoman: "Bazen, ne yaparsan yap, olmuyor bazen!" Aynı şekilde Kerem Alışık da hem dayısının (Attila İlhan) hem de babasının isminin ekmeğini yiyeceğim diye uğraşmasın artık ne olur. Bir dönem dayısına özendi, kendisi de şiirler yazdı. Olabilir, adamın içinden gelmiş yazmış. Ama sonra o şiirleri bir de CD'ye okuyup albüm yapması, sonra da kanal kanal gezip bizlere duyurma çabası, biraz işin abartısı oldu. Ayyy, hele her fırsatta yaptığı o Sadri Alışık selamı yok mu? Çok itici çok! Babanın alameti farikası o selam... Bırak öyle kalsın. Sen de yaratıcılığını kullan, bul bir hareket. İlla birilerinin oğluyeğeni olma. Gir Tarkan'ım burada devreye; "Başkası olma, kendin ol!"

NEREDE O ESKİ KARTALLAR
Abdullah Oğuz'a da pes bu arada... Bunca yıldır bu piyasanın içindesin, bir projenin ölü doğduğunu nasıl görmezsin? Kartallar Yüksek Uçar'dan söz ediyorum tabii ki... Bundan tam 24 yıl önce tutmuş ve hiç unutulmamış bu dizi tekrar çekiliyor. Yapımcı Abdullah Oğuz, gözlerinin altı bir parmak sürmeli Kerem Alışık, Nurseli İdiz, Fikret Hakan başrollerde... Vallahi hiç zahmet buyurmasaydınız. Eskiye rağbet olmuyor maalesef, bit pazarına da nur yağmıyor. Ünlü babanın çocuğu da eğer yetenek yoksa, sırtından ittir kaktırla, zorlamayla bir yere varamıyor.