kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 17 Eylül 2007, Pazartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
ÜLKÜ TAMER

"Tahta bir kutuya bakmak"

Yakın geçmişte bazı buluşların nasıl karşılandığına ve geleceklerine ilişkin ne gibi tahminler yapıldığına birlikte bir göz atalım.
Sözgelimi, denizaltı... Ünlü İngiliz yazar (üstelik bilimkurgu yazarı) H.G. Wells, 1901'de denizaltıyı büyük kuşkuyla karşılamıştı: "En geniş hayalgücüne sahip olanlar bile, denizaltının mürettebatın boğulmasını sağlamaktan başka bir işe yaramayacağını kabul edeceklerdir."
Oysa denizaltı kısa sürede deniz savaşlarının en önemli silahı oldu. I. Dünya Savaşı'nda kullanıldı. II. Dünya Savaşı'nda ise çok büyük önem kazandı. Wells'in ömrü nükleer denizaltıyı görmeye yetmedi.
Ya uçak? İşte uçak için söylenenler:
"Havada yolculuk, insanoğlunun hiçbir zaman başedemeyeceği sorunlarla engellenmektedir. Bir tek insanı taşıyabilecek bir hava aracının yapılabilmesi, yeni bir metalin ya da yeni bir enerjinin bulunmasına bağlıdır. Bu sağlansa bile o hava aracı sadece ve sadece sahibini taşıyabilir." ( Simon Newcomb, ABD'li gökbilimci, 1903)
"Prof. Langley vaktini de, parasını da boşuna harcıyor. Hayat kısadır; uçma hevesinden bir an önce vazgeçse iyi olur. Profesör de, öğrencileri de daha yararlı işlerle uğraşabilirler." ( The New York Times, 10 Aralık 1903)
ABD'de Radio Telephone Company, 1913'te halka hisse senetleri satmaya başlayınca, savcı kamu adına dava açmış ve şirketi dolandırıcılıkla suçlamıştı:
"İnsan sesinin kısa sürede Atlantik'in ötesine gönderilebileceği belirtiliyor. Bu mantıksız, saçma yalanla halk kandırılmaktadır. Böyle bir şeyin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği ortadadır."
Radio Telephone Company'nin başında Lee De Forest vardı o sıralarda. Aynı De Forest, 1926'da TV için bakın ne gibi bir kehanette bulunmuş:
"Televizyon sadece bir buluş olarak kalacaktır. Ticar açıdan en ufak bir önemi olmayacaktır. Bu konuda kafa yormaya bile değmez."
Sinema yapımcısı Darryl F. Zanuck da beş aşağı beş yukarı aynı görüşteydi:
"Televizyon olsa olsa 6 ay gündemde kalır. Sonra modası geçer. İnsanlar her gece tahta bir kutuya bakmaktan kısa sürede sıkılacaklardır."
Buluşlar üstüne yargılardan başka konulardaki yargılara geçelim. Bir "politika arası" vererek.
William Randolph Hearst, ABD'nin medya imparatoruydu. Ülkedeki antikomünistlerin en ünlüsüydü. Ama bakın, 1918'de Bolşevizmi nasıl karşılamıştı:
"Bolşevikler kimlerdir? Onlar, Avrupa'daki en demokratik hükümetin temsilcileridir. Hepimiz Avrupa'nın ve dünyanın en gerçek demokrasisiyle karşı karşıyayız."
Bir de "Hitler yargısı" ... Yargıyı veren, London Sunday Express gazetesinin falcısı R.H. Naylor . Tarih 1939. II. Dünya Savaşı başladı başlayacak:
"Bu sütunda yıllardır yazıyorum: Hitler'in burcunda savaş yok! Hitler savaş çıkaracak biri değil! Eğer günün birinde savaş çıkarsa, Hitler silaha davranan son kişi olacaktır!"
Savaş deyince... II. Dünya Savaşı'ndan önce söylenmiş iki söz:
"Japonlar Pasifik'te bize ani baskınlar düzenleyemez. Radyo bu tür baskınları olanaksız kılmaktadır." (ABD Donanma Bakanı
Josephus Daniels )
"Pearl Harbor'a Japon saldırısı stratejik açıdan olanaksızdır." ( George Fielding Eliot )
Bu da aynı savaşta Hiroşima'yla Nagasaki'yi yerle bir eden atom bombası için Amiral William Leahy'nin Başkan Truman'a söylediği:
"Bugüne kadar yaptığımız en aptalca şey... Bu bomba hiçbir zaman patlamaz. Bunu bir uzman olarak biliyorum."
Vietnam Savaşı için söylenenleri de hatırlayalım:
"Vietnam'daki savaş harika gidiyor. Kazanacağız." (Robert McNamara, ABD Savunma Bakanı, 1963)
"Asyalı gençlerin yapmaları gerekenleri yapsınlar diye Amerikalı gençleri 10 bin mil uzağa gönderecek değiliz." ( Lyndon B. Johnson, ABD Başkanı)
Örnekler sınırsız... Franklin D. Roosevelt de, amiralleri de uçakların gemileri bombalayarak batırmasının olanaksız olduğunu düşünüyorlardı. Science Digest dergisi aya gitmenin 200 yıldan önce gerçekleşemeyeceğini belirtiyordu. ABD'li uzmanlar kıtalararası füzelerin sadece düşlerde görülebileceğini söylüyorlardı... David Sarnoff
gibi iyimser bilimadamları ise en geç 1980'de dünyadaki bütün gemilerin, uçakların, trenlerin, otomobillerin atom enerjisiyle çalışacağını, petrolün pabucunun dama atılacağını ileri sürüyordu...