kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 2 Eylül 2007, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC

Zonaro Osmanlı Haremi'ne giren tek yabancı uyruklu ressam oldu

Zonaro artık sokak değil, saray ressamıdır. Ancak 1898 yılına kadar haftada iki-üç gün gittiği sarayda, çok iyi tablolar çıkmaz. Sultan Abdülhamid, Zonaro'dan savaşın, hem de Dömeke Savaşı'nın resmini ister. Zonaro savaşa gitme talebini iletir ancak kabul olmaz. Bunun üzerine ressama Yıldız Sarayı'nda bir köşk tahsis edilir. Sultan çıkan sonuçtan o kadar memnun olur ki, isteğini sordurur. Sonuçta Akaretler'deki üç katlı evin anahtarı Zonaro'ya ve ikinci çocuğuna hamile karısı Elisa'ya teslim edilir. Yabancıya ev verilmesi saray çevresinde kıskançlık yaratsa da, Zonaro ailesi işlerine atölyeye çevirdikleri evlerinde devam eder. Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm'in İstanbul'u ziyaret edeceğinin duyulması, Abdülhamid'le Zonaro'yu ilk defa yüz yüze getirir. Sultan, Saray mimarı Raimondo d'Aronco'dan Yıldız Sarayı'nın dış dekorasyonuyla, Zonaro'dan da iç dekorasyonuyla ilgilenmesini ister. Böylece Zonaro saray protokolüne girmiş olur. "Anneannem Elisa ve aile fertleri dedeme paşa derlermiş," diye konuşan Jolanda, Fausto'ya albay rütbesi verildiğini anlatıyor. Kaiser'in saraya ayak basmasını resmetmesi buyurulunca Fausto'nun Dolmabahçe Sarayı'nda bulunan ünlü tablosu ortaya çıkar. Albay Zonaro Abdülhamid'in güvenini kazanırken, Elisa boş durmaz. Fotoğraf makinesiyle İstanbul'un her yerini görüntüler. Bazen gizlice Abdülhamid'i, bazen de poz verenlerin fotoğraflarını çeker. Yasaklı haremde cirit atacak kadar Sultan'ın güvenini kazanır. Abdülhamid, Zonaro'nun harem ağalarıyla hareme girmesini ve kızı Refia'nın portesini yapmasını ister. Ancak on dakika sonra Refia sıkılır ve gider. Zonaro'nun tekrar hareme girme isteği kabul görmez ama tablo tamamlanır. Zonaro hareme ikinci defa giremese de, saraydaki kadın hizmetlilerin - özellikle Angeliki'nin- kalbine girmeyi başarır. Venedik okulunun hediyesi, pastel ve yaglıboyaya hâkimiyetini Angeliki'nin portrelerini yaparak gösterir.

İSTANBUL'A VEDA
Zonaro'nun günlüğünde "Ben eski rejimin adamıyım. Yeni rejimde yerim olmayacak biliyorum," ifadesi yer alıyor. Aslında II. Meşrutiyet'in ilanıyla Osmanlı'da yabancılara sempatiyle bakılmayacağı da belli olur. Sultana yakın olanlar İttihatçılar tarafından idam edilir. İtalyan mimar d'Aronco ülkesine gönderilir. Ancak Zonaro ailesinin bir umudu vardır: Enver Paşa'ya olan yakınlıkları. Ancak İttihat ve Terakki, 1909 yılının sonlarına doğru tahttan düşen Abdülhamid'in saray ressamına hediye ettiği ev için kira vermesini ister. Zonaro, gitme vakti olduğunu anlar. Ama Elisa, verem yüzünden ölen ve İstanbul'da gömülen Maria'sını düşünüp gitmek istemez. Bu arada güvendikleri Enver Paşa, Berlin askeri ataşesi olarak gidince toparlanmaya başlarlar. Onlar İtalya-Osmanlı savaşı öncesi İstanbul'u terk ederken (1910) Elisa'nın ablası şehirde âşık olduğu adam için İtalya'ya dönmez ve İstanbul'da vefat eder. Zonaro ailesi 1924'e kadar San Remo'da yaşar ve Fausto İstanbul resimleri yapmaya devam eder. Hatta evine yaptığı şark kösesinde çocuklarına istanbul'dan getirdiği Osmanlı kıyafetleriyle poz verdiği bile olur. Ancak 1924'te kızları Mafalda hastaneye kaldırılır. Elisa kızıyla ilgilenirken, Fausto modellerle yaşamaya başlar. Hatta en son çalışması Üç Güzeller bu sıralar ortaya çıkar. Yolları ayrılan çiftten Elisa iki çocuğuyla kızı ve damadının yanına taşınır. Zonaro ise 1929'da San Remo'daki ölümüne kadar zevk içinde yaşamaya bir süre daha devam eder.
Haberin fotoğrafları