kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 31 Temmuz 2007, Salı
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
ERDAL ŞAFAK

Yasımı tutacaksın

"Ağlama Angelita, bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın."
Dominique Lapierre ve Larry Collins'in ölümsüz yapıtı "Yasımı Tutacaksın"da matador El Cordobes, hayatının en önemli mücadelesi için arenaya çıkarken ablasını böyle teselli etmişti.
Iraklı 11 futbolcu da önceki gün Cakarta'daki Gelora Bung stadına çıkarken El Cordobes gibi trajik bir dönüm noktasında olduklarını biliyorlardı: Ya 24 milyon Iraklı'ya 4 yıldır tuttukları yası bir günlüğüne de olsa unutturacaklar ya da son umutlarını, son düşlerini yok edeceklerdi.
Başardılar. Suudi Arabistan'la karşılaştıkları Asya Kupası'nın final maçının 71'nci dakikasında Havar Mulla Muhammed'in (Kürt) korner atışında kaptan Yunus Mahmud (Sünni) kafa şutuyla takımını zafere ulaştırdı. Ve hemen kaleci Nur Sabri Abbas'a (Şii) koşup sarıldı.
Yunus Mahmud maçtan sonra şampiyonluk kupasını FIFA Başkanı Sepp Blatter'in elinden alırken, Basra'dan Erbil'e, Bağdat'tan Tikrit'e kadar tüm Irak'ta da milyonlar gözlerinde sevinç gözyaşları, ellerinde Irak bayraklarıyla sokağa fırladılar.
Düşünün; Kuzey Irak'ta, Erbil ve Süleymaniye'de bile halk ABD'nin işgalinden bu yana ilk kez Irak bayraklarını dalgalandırdı.
Yunus Mahmud, halkına "Kusura bakmayın, sevincinizi paylaşmak için aranızda olamayacağım. Dönersem her an öldürülebilirim" diyerek, Bağdat'a uğramadan Katar'a gitti. (Orada El Garafa takımında oynuyor, geçen sezon gol kralı oldu)
Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık ElHaşimi'nin millilere "Siyasetçilerin aralarındaki görüş ayrılıklarını bir yana bırakmaları için örnek olun, gelin Bağdat'ta parlamento önünde topluca gösteri yapın" çağrısı da herhalde cevapsız kalacak.

Kader ortaklığının tutkalı
Ama onlar, yedekleriyle birlikte o 18 genç, Irak halkının belki de uçuruma düşerken tutunmasını sağlayacak son çalılar olacak.
Belki de ABD'de giderek daha çok destek bulan Irak'ın üçe bölünmesi planı önünde son barikat olarak dikilecekler.
Çünkü onlar milyonların yıllardan bu yana ilk kez Sünni-Şii-Kürt ayrımını unutup gururla "Hepimiz Iraklıyız", "Hepimiz kahramanız" diye haykırmalarını, derinlere bastırılmış kader ortaklığı duygusunun yeniden bilinç üstüne çıkmasını sağladılar. Bir geceliğine, bir günlüğüne de olsa terörü sindirdiler, Başbakan Nuri El-Maliki'nin ifadesiyle "Yaşattıkları sevinç ve coşkuyla teröristlerin nefretini bastırdılar."
Çünkü hepsi de ama hepsi de işgalteröriç savaş batağında bir yakınlarını yitirmiş olmalarına rağmen, Irak'a umut ışığı yakabilmek için acılarını içlerine attılar.
İşte futbolun sırrı bu. Mucizesi de. Yani futbol asla sadece futbol değil. Futbol ortak kimliğin ifadesi, paydası, tutkalı. Onun da ötesinde ulus devletin sembolü.
Devleti devlet yapan unsurlar eskiden "Toprak", "Halk", "Hükümet", "Ordu" diye sayılırdı. Şimdi bunlara bir de "Milli takım" eklendi. O yüzden bağımsızlığını ilan eden devletler, Karadağ örneğinde görüldüğü gibi, Birleşmiş Milletler'den de önce FIFA'ya üyelik başvurusunda bulunuyorlar.
Kaptan Yunus Mahmud açıklamasında "ABD artık gitmeli" dedi. Orta sahanın yıldızı Ahmet Mecit öfkeden dişlerini sıkarak "Bu kadar insanın ölümüne neden olan Başkan Bush, öbür dünyada nasıl tanrının huzuruna çıkabilecek" diye sordu ve ekledi: "Futbolcu olmasaydım kesinlikle direnişçilere katılırdım."
Ve sokaklara dökülen Iraklılar onlara "Sizinle gurur duyuyoruz" diye haykırdı. Savaşı, terörü, ölümü, çaresizliği bir günlüğüne unutarak. Yasına mola vererek.
Yaşasın Irak milli takımı. Yaşasın futbol...