kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 26 Temmuz 2007, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
ASLI AYDINTAŞBAŞ

Gül'ün vücut dili ve % 47 faktörü

Dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı adaylığını açıklamak için AK Parti genel merkezi ya da konut değil de Dışişleri Bakanlığı'nı seçmiş olması, anlamlıydı...
Dışişleri Bakanı muhalefet ve AK Parti'ye oy vermeyen kesime yumuşak mesajlar verdi ve daha önce muhtırayla sonuçlanan Çankaya adaylık süreciyle ilgili "Bazıları, geçen Meclis'in son aylarına girdiği için görevini tamamladığını ve de temsil kabiliyetinin yeterli olmadığını, bu yüzden Cumhurbaşkanlığı kararının yeni Meclis'e bırakılması gerektiğini söylüyordu. Şimdi bu iki argüman da karşılandı" sözleri dikkat çekiciydi. Bunun anlamı şu: "Artık adaylığım karşısında geçerli tez kalmadı".
Her ne kadar Dışişleri Bakanı'nın ağzından "Ben Çankaya adayıyım" cümlesi çıkmamış olsa da, "Milli iradenin gösterdiği istikamette hareket edeceğiz" cümlesi ve "Meydanların işaretini görmezlikten gelecek halim yok" sözleri, Abdullah Gül'ün AK Parti'nin adayı olduğu konusunda tereddüt bırakmadı.
Basın toplantısı öncesi ve sonrasında gözlemleme imkanı bulduğumuz Dışişleri Bakanı'nın vücut dili de aynı istikameti işaret ediyordu. Toplantı salonuna gülerek giren, konuşurken son derece rahat, "tek başına Çankaya'ya karar vermiş" biri değil, tam tersine partisi ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle bu açıklamayı yapıyor gibiydi.
Dışişleri Bakanı'nı çok uzun yıllardır tanırım. Gergin olduğunda hemen yüzüne yansır. Oysa dün basın toplantısı sonrası bir grup gazeteci bakanın makamına uğradığımızda, ne kadar rahat ve neşeli olduğunu gördüm.
Belli ki Gül, Erdoğan ve AK Parti kurmayları, % 47'yi hem hükümetin performansına alkış, hem de Cumhurbaşkanlığı konusunda bir "güvenoyu" olarak okumuşlardı. Birkaç gün öncesine kadar sorsanız, AK Parti'den gelen sinyallerin "seçimden birinci parti çıksalar bile Abdullah Gül'ün adaylığı konusunda ısrarcı olmayacakları" şeklinde yorumlanabileceğini söylerdim.
Ancak partinin sandıktaki "ezici" başarısı, denklemi tamamen değiştirdi. "% 47 faktörü" diye tanımlayabileceğimiz bu durum, parti yönetimine Abdullah Gül'ün adaylığının toplum nezdinde kabul gördüğünü, ne muhalefet ne de siyaset dışı güçlerin bu kadar yüksek bir oyla kamuoyu desteği bulan bir ismi kolay kolay veto edemeyeceğine olan inancı yansıtıyordu.
Belli ki AK Partililer, % 47 faktörünün daha önce geçerli olan "dehşet dengesi"ni geçersiz kıldığına yürekten inanıyor. Anamuhalefet partisi CHP'nin muhalefetine rağmen, Meclis'teki diğer partilerin bu zafer karşısında "sistemi tıkamaya" yanaşmayacağı, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı'na "evet" oyu vermeseler de oylamaya katılarak Gül'ün ikinci ya da üçüncü turda seçilmesine imkân vereceklerini düşünüyorlar.
Dün Dışişleri Bakanı Gül'ün basın toplantısındaki rahatlığı da bu düşüncenin bir sonucu.