kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 14 Haziran 2007, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
ERDAL ŞAFAK

AB ile ilgileniyor musunuz?

TÜSİAD ve İKV boşuna çırpınıyorlar: AB şu sıralar halkın da, siyasetçinin de gündeminde değil.
Öylesine değil ki, Başbakan Erdoğan dün partisinin milletvekili adaylarını tanıttığı uzun konuşmasında tek cümleyle bile AB'ye değinmedi. CHP lideri Baykal da. MHP lideri Bahçeli de.
O nedenle AB liderler zirvesine bir hafta, Türkiye ile yeni başlıkların açılacağı Hükümetlerarası Konferans'a da 12 gün kala Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den gelen çelişkili mesajları kimse umursamıyor.
Sarkozy, bilindiği gibi, seçim kampanyasında "Türkiye'nin Avrupa'da yeri olmadığını", "Tam üyelik hedefini imtiyazlı ortaklığa yönlendireceğini" söyleyip durdu.
Göreve başlayınca AB'de kriz yaratmamak için "Türkiye sorununu Aralık zirvesine bıraktığını", müzakere takvimini "Henüz" engellemeyeceğini, hazırlıkları biten üç başlığı (Ekonomik ve parasal politika, istatistik, mali kontrol) veto etmeyeceğini açıkladı.

Yarım elma politikası
Şimdi ise "Ekonomik ve parasal politika" faslını önleyeceği haberleri geliyor. Buna iki gerekçe sayıyor: 1- Üç başlığın birden açılması, Türkiye'ye gereğinden fazla "Pozitif mesaj" göndermek olur. 2- "Ekonomik ve parasal politika", Türkiye'nin avro bölgesine katılmasını, yani tam üyelik hedefini içeriyor. Buna bugünden "Yeşil ışık" yakamayız!
Fransız basınına bakarsanız, Sarkozy'nin Türkiye politikası "Elmayı ortadan bölme" anlayışına dayanacak: Toplam 36 başlıktan, imtiyazlı ortaklık için de zorunlu olanlarına geçit verilecek, tam üyeliğe götürecekleri frenlenecek.
Bize göre, Fransa lideri "Ekonomik ve parasal politika" faslını değil geçici olarak, hiç açtırmasa bile tam üyeliğe giden süreci kesmesi çok zor. Çünkü ortada somut ve de esaslı bir emsal var: İngiltere, AB'nin parasal politikalarına katılmayı, yani sterlinden vazgeçip avroya geçmeyi reddetti. Ama kimse itiraz edemedi, "İstisna" hakkı tanınıp geçildi.
Yine bize göre, Sarkozy'nin AB gündeminin öncelikli maddeleri de bir süre sonra ayağına dolaşacak. İlk önceliği "Basitleştirilmiş yeni bir AB Anayasası", diğeri ise "AB'nin sınırları"nın belirlenmesi.
Fransa ve Hollanda'daki referandumlarda reddedilmesiyle rafa kaldırılan kapsamlı AB Anayasası üç bölümden oluşuyordu: Karar alma sisteminin belirlendiği ilk bölüm, temel haklar sözleşmesini içeren ikinci bölüm ve AB'yi bağlayan tüm uluslararası anlaşmaların peşpeşe sıralandığı üçüncü bölüm.

Avrupa'nın sınırları
Sarkozy'nin planı, "Basitleştirilmiş yeni Anayasa"nın özellikle ilk bölümü kapsamasını öngörüyor. Yani, AB'yi kilitleyen, karar almayı güçleştiren "Oybirliği" koşulu değişecek, "Nitelikli çoğunluk" sistemi gelecek: AB'nin toplam üyelerinin yüzde 55'ini ve toplam nüfusunun yüzde 65'ini temsil eden oy sayısı karar için yeterli olacak. Ancak bu durumda Sarkozy'nin Türkiye'yle üyelik müzakerelerini kestirmek için 15 üyenin desteğini sağlaması, ayrıca "Yüzde 65 nüfus" koşulunun yerine gelmesi için de Almanya, İspanya, Polonya. İngiltere, İtalya gibi çok nüfuslu üyelerden en az 3'ünü yanına çekmesi gerekecek. Türkiye yandaşlarıkarşıtları tablosuna göre neredeyse imkansız.
Avrupa'nın sınırları sorununa gelince; üç kriter sözkonusu: AB'nin değerleri (Avrupa kimliği), entegrasyon kapasitesi ve coğrafi sınırlar. Çeşitli AB zirvelerinde ilk iki kriterde uzlaşma sağlandı. Sarkozy şimdi coğrafyayı dayatmak istiyor. Dayatsın. Çünkü AB bürokratlarına ve uzmanlarına göre, Avrupa'nın coğrafi sınırlarının belirlenmesinde emsal olabilecek tek veri ya da örnek var: Avrupa Konseyi.
O kurum kaç üyeli biliyor musunuz? 47! Yani 20 ülke daha AB üyeliğini coğrafi olarak hak ediyor!
AB belki sizin de gündeminizde değil ama yine de aklınızda bulunsun istedik...