kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 31 Mayıs 2007, Perşembe
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
ABDURRAHMAN YILDIRIM

'Benden sonrası tufan' mantığıyla seçim sonrası en kritik dönem mi?

Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra iktidarın siyasi tutumu sertleşti ve inatlaşmaya doğru gitti. Cumhurbaşkanı seçemeyen ve erken seçim kararı alan Meclis'in Anayasa değişikliğinde ısrarı buna işaret.
Hükümetin ekonomik tutumunda da radikal değişmeler dikkati çekiyor. Bütçe disiplini ve yüzde 6.5 faiz dışı fazlanın sağlanması hükümetin en dikkat çekici ekonomik başarılarından biriydi. Cari açığın tarihi yüksek düzeylere varmasına karşılık rahatlıkla finanse edilmesinde rol oynayan en önemli faktör, küresel para bolluğu ve Türkiye'nin yüksek faiz vermesi ise diğeri de bütçe disiplinini sağlamasıydı. Öyle ki daha 2001 yılında milli gelirin yüzde 17'sine varan bütçe açığı geçen yıl 0.7'ye kadar indi. Bu tarihi bir başarıydı.

Harcamaya dönüş
Ancak bu tarihi başarı seçim nedeniyle tam bir başarısızlığa dönmek üzere. Bütçenin bu yıl 16.8 milyar YTL açık vermesine ve bunun milli gelirin yüzde 2.7'sine çıkmasına kimse tepki göstermemişti. Ne de olsa çifte seçim yılında açığın büyümesi normaldi. Hatta hedeflenen açıkta yüzde 50 üzerine çıkılması yani milli gelirin yüzde 3.5-4'üne varan bir bütçe açığını da piyasalar içine sindirmişti.
Fakat belediyelerin ödeneklerinden üç ay süreyle borçlarının kesilmemesi, Ziraat ve Halk Bankası'na yeni eleman alımıyla sonuçlanacak düzenleme, turizmde ve gıdada KDV indirimi gibi, popülist uygulamalar arka arkaya geldi. Bu gidişle seçimlere kadar her hafta bir kaç popülist uygulamayla karşılaşabiliriz.
Seçim ekonomisi bekleniyordu ama bütçe açığını tarihi düşük seviyeye indirmiş ve bütçe disiplinine büyük önem vermiş bir iktidardan dozu bu kadar yüksek bir popülizm beklenmiyordu.

Seçime etkisi
Bir yandan bütçe bozulurken diğer yandan Hazine'nin güçlü nakdi de eritiliyor. Nisan sonunda 30 milyar YTL'nin üzerindeki nakit para mayıstaki kullanım ve Hazine'nin düşük borçlanmasıyla 20 milyar civarına geriledi. Haziran ve temmuz ayında aynı eğilim sürerse bu durumda AK Parti iktidardayken biriktirdiklerini harcayarak seçime gitmiş olacak, yeni döneme devretmeyecek.
Bir açıdan bakıldığında, hükümet seçimdeki oylarını bu uygulamalarla azamileştirebilir de.
Diğer açıdan bakıldığında ise hükümet benden sonrası veya seçim sonrası tufan tavrına da girmiş olabilir. Harcamaları keskin bir şekilde artırarak hem bütçe açığını büyütmek hem de Hazine'nin güçlü nakdini zayıflatma yaklaşımı, AK Parti açısından en azından seçimde yararlı sonuçlar doğurabilir.

Ekonomiye etkisi
Ancak bu uygulamaların ekonomi için tam tersi sonuçlar vereceği bir gerçek. Üstelik seçim öncesi küresel piyasalarda ciddi bir bozulma meydana gelememesi gerekiyor. Gelirse, seçime giden ve bütçe disiplinini bozan bir hükümetin geri adım atacak seçeneği kalmaz. Atsa dahi bunun inandırıcılığı ve etkisi olmaz. Eğer seçime kadar küresel piyasalar bozulursa hem iktidar kendi uygulamalarıyla kendini vurmuş olur hem de ekonomi zor durumda kalabilir.

En sakıncalı aşama
Hükümetin ekonomide yürürlüğe koyduğu mavi boncuk politikasının en sakıncalı aşaması ise seçim sonrası dönem olabilir. Eğer 22 Temmuz seçimleri net bir hükümet formülü ortaya çıkaramazsa, zorluk o aşamada başlayabilir. Küresel piyasalardan bağımsız olarak da. Çünkü ortada hükümet formülü yoksa cumhurbaşkanını seçme olanağı da olmayabilir. Yeni meclis yeni bir seçimle de karşı karşıya kalabilir. Kara gün akçesine asıl o zaman ihtiyaç olabilir. Kaldı ki, ortaya bir hükümet formülü çıkacaksa da, hemen çıkmayabilir. İşte bu nedenle Hazine ağustos ve eylül aylarını zayıf nakitle geçirmek zorunda kalabilir. O zaman küresel piyasaların ne olacağını da bilmiyoruz.

Gerekli olan ne?
Halbuki, hem dış piyasaların her an değişebilecek yapısından hem de Türkiye'nin siyasi konjonktürü yanında yüksek cari açığı ve hızla bozulmakta olan bütçesinden dolayı, Hazine'nin güçlü nakitle yoluna devam etme gerekliliği geçmişten daha fazla biçimde karşımıza çıkıyor.

Sonuç
"Yeniden ortaya çıkmış bir bela en tehlikeli şeydir"
Goethe