SABAH - Kazım Kanat
kapat
   
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Kazim Kanat @ SABAH
SMS:
4122-KK MESAJ
 

57. Alay ve İngiliz Türkler!

Birbirlerini öldürdüler. Öldürmekle kalmadılar, birbirlerinin gözünü bile oydular. Ama centilmence! O yüzdendir ki şimdi ebedi uykularında koyun koyuna yatıyorlar. Bizim evlatlarımızla, bizim evlatlarımız gibi! Ne zaman Çanakkale'ye gitsem, 57. Alay'ın öyküsünü hatırlarım. Bir de 'kınalı kuzuların' ülkeleri için yok oluşlarını. Anafartalar Komutanı Miralay Mustafa Kemal'in dediği gibi "Türk ulusu Çanakkale'ye bir darülfünun gömdü!" Bugün şunu sizlere hatırlatayım: Konya Lisesi... Kayseri Lisesi... İzmir Lisesi... Tıp Fakültesi... "Bu çocukların üstünü gece kim örtecek?'' diyerek hademelerinin peşinden gittiği Galatasaray Lisesi... Beşiktaş sevgisi ile şehit olan Beşiktaş Takım Kaptanı Kazım Efendi'nin gönderdiği o şiiri nasıl unuturum: "Kimi 15, kimi 17 yaşında. Vatan için cepheye gittiler, bir daha da dönmediler." Yazacağım şu olay, gerçek bir öyküdür! İngilizler ise bu olayı bir efsaneye dönüştürdü.

BULUTLARIN OYUNU
Mermilerin havada çarpıştığı, sadece ölümün kol gezdiği o cehennem anında, Çanakkale'ye sis çöker. Öyle bir sis ki bir anda binlerce askerin yok olduğu sanılır. İşte böyle bir ortamda, bir İngiliz Alayı, bulutların içine girer ve kaybolur. Yaşanmış bu olayı İngilizler, "Alayımız bulutlarla birlikte gökyüzüne uçtu," diye hâlâ bir efsane gibi anlatır. Hâlâ!... Türkler ise yaşanmış bu öyküyü daha değişik anlatır. Bakın anlatayım... İngiliz birliği o sisler arasında kaybolmaz. Çünkü o bulutların içine İngiliz birliği gibi giren askerler, o sislerin arasından saldırıdan dönen Türk birliği gibi çıkarlar ve Türk siperlerine yerleşirler. Olay şudur efendim: Ölüm korkusu ile savaşan İngiliz askerler, bulutların içine girince, yerde yatan Türk askerlerinin elbiselerini giyerler. Türkler kim olduklarını anlamasın diye de sağır ve dilsiz numarası yaparlar. Bütün bunlar hayatta kalmak içindir. Çanakkaleliler yaşanmış bu öyküyü şöyle tamamlar: Bugün birlikte yaşadığımız sarışın ve mavi gözlü kişiler, o bulutların arasında kaybolanlardır. Yani, onlar İngiliz Türkleridir!

40 TÜRK'E KARŞI 4 BİN İNGİLİZ
Çanakkale Savaşı'nın en hazin öyküsü ise 57. Alay'ın kahramanca savaşıdır. 40 tane Türk askerinin, 4 bin İngiliz karşısında ölümüne ülkesini savunduğu bir kahramanlık hikâyesidir! Eğer bir gün yolunuz Avustralya Melbourne'deki müzeye düşerse, duvarda bir alayın sancağını görürsünüz. O sancağın altında da şu yazar: "Bu alay sancağı, Gelibolu'dan getirilmiş, ama esir edilememiştir. Türk ordusunun geleneklerine göre bir ordunun sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da ölü olarak yattığı bir ağacın dalında asılı bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk alayının sancağını selamlamadan geçmeyin!"

'ÖLMEYİ EMREDİYORUM'
İşte o kınalı kuzulardan oluşan 57. Alay, hücuma geçerken Mustafa Kemal'in emri, Alay Komutanı Manastırlı Yüzbaşı Avni Bey'in ve peşinden ölüme koşan kınalı kuzuların kulaklarında çınlar: "Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum!"
Sizlere bir şey anlatayım mı! Biz kendi kahramanlıklarımızı ve ülke sevgisini anlatamadık galiba... Büyük zaferlerin bile tadını çıkarmak ve yaşatmak yerine unutmayı tercih ettik. Bunları neden mi yazdım? Epsilon'un yayınladığı Gelibolu Yenilginin Destanı kitabını (Nigel Steel-Peter Hart) okuyorum. O deniz manzaraları ve çamlar altında, huzur içinde yatan 463 bin (211 bin Türk, 252 bin itilaf devletleri) askerin kahramanca savaşı, beni 18 Mart'a götürür. İngilizler, bu yenilgiyi bir destan gibi anlatır. Biz ise bu büyük zaferi onlar sayesinde öğrendik ve yaşıyoruz. O kutsal savaşın kahramanlarını şafak ayini ile anarken, ben hep yaşanmamış bir gençliği saygıyla anarım. Bir de kınalı kuzuları cepheye gönderen anaların şu sözlerini: "Türk anası üç şeye kına yakar. Keseceği kurbana kına yakar; Tanrıya kurban olsun diye. Genç kızına kına yakar; kocasına kurban olsun diye. Erkek evladına kına yakar; ülkesine kurban olsun diye." Bugün 18 Mart! O kınalı kuzular için iki damla gözyaşı döküyorum. Biri de yavrusu ile cephede yan yana savaşan babaları için!

Not:
O gün Çanakkale'yi geçemediler, ama bugün holdingleriyle Türkiye'yi işgal ettiler.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 O kıvırcık saçlı çocuktan imparatorluğa   / 01-04-2007
 Sarı kurdelem sarı!   / 25-03-2007
 57. Alay ve İngiliz Türkler!   / 18-03-2007
 Lokman Hekim gibi oldum!   / 11-03-2007
 Kalp damarlarına sihirli ilaç!   / 04-03-2007
 Hayatımda ilk kez bindiğim uçaktan, paraşütle atladım!   / 25-02-2007
 Köpek mi çok mutlu, yoksa ben mi?   / 11-02-2007
 Her seher bir gül açar...   / 04-02-2007
 Sarı gelin ve ah Tamara!   / 28-01-2007
 Doktor ne kadar ömrüm kaldı?   / 21-01-2007
    Pazar Sabah Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
BALÇİÇEK PAMİR
Ömür imtihanla geçiyor!
Zor anlarda bazen sadece...
GÜLSE BİRSEL
50 yıl sonra keyfiniz nasıl olacak?
Ben doğduğumda...
ÖNCEL ÖZİÇER
Kahve bile 'üçü bir arada', ben hâlâ...
KAZIM KANAT
"3 bin meslektaşın, yarın evine ekmek götürecek"...
Futbol kulüpleri en çok beyazı seviyor
Futbol kulüpleri en çok beyazı seviyor
Türkiye profesyonel futbol liglerinde yer alan 220 spor kulübü...
Ankaralılara sinema ziyafeti
Ankaralılara sinema ziyafeti
Limak 18. Ankara Uluslararası Film Festivali, 12 - 22 Nisan tarihleri...
Seks mi, alışveriş mi?
Psikiyatrist Dr. Funda Güdücü ve Psikiyatrist Dr. Oğuz Tan, 'Seks mi,...
Tiroid kanserinde erken tanı çok önemli
Her yıl nisan ayının ilk haftasına denk gelen 'Kanser Haftası'...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.