kapat
   
26 Şubat 2007 Pazartesi
 
SABAH Gazetesi
 
Servislerimiz
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Kazan: BÇG Atina'da kuruldu

28 Şubat sürecinin yakın tanıklarından Şevket Kazan, "Batı Çalışma Grubu bir derin devlet faaliyetiydi. Temelleri Atina'da atıldı, biz Mayıs 1997'de elimize gelen belgelerle fark ettik. Süleyman Demirel sürecin mimarı değil aktörüydü." iddialarında bulundu.

Haftalık haber dergisi Aksiyon bugün piyasaya çıkan sayısında 28 Şubat sürecinin yakın tanıklarından Şevket Kazan'la yapılan röportaja yer verdi.

27Ağustos 1996'da yapılan Yüksek AskerŞûra toplantısında Oramiral Güven Erkaya'nın sert çıkışı ile başlayan ordu-hükümet gerilimi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) kurulmasıyla sürdü. Sincan'daki Kudüs Gecesi, ardından tankların 'demokrasiye balans ayarı' yapması, 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan kararlara uzanan yolun birer kilometre taşı oldu. Refah Partisi'ni (RP) kapatan Vural Savaş 'Partiyi neden kapattınız?' sorusuna, 'Şevket Kazan'a kızdığım için' cevabını vermişti.

Adalet
eski Bakanı Kazan, temellerinin Atina Büyükelçiliği'nde atıldığını söylediği BÇG için 'Bir derin devlet faaliyetiydi' diyor. 'Yasal değildiyse niye lağvetmediniz, müdahale etmediniz?' sorusuna, 'Kimse o zaman bunun ne olduğunu bilmiyordu ki' cevabını veriyor. Ona göre Refahyol'u 'Bir askeryetkili' muhalefeti yıktı.

Refahyol'un ekonomik politikaları ve D-8 anlaşmaları konusundaki aktivitesinin hazmedilemediğini ifade eden Kazan "Birincisinin hazmedilemeyişi tamamen TÜSİAD cephesinin, ikincisinin hazmedilemeyişi de ABD'nin reaksiyonunu doğurdu. Refahyol programını yazarken, 'rant ekonomisi yerine reel ekonomi uygulayacağız' dedik. Bundan amaç şuydu. O tarihlerde işadamlarının yıllık gelirlerinin yüzde 87'si faizden, yüzde 13'ü gerçek üretimdendi. Bu da gösteriyordu ki, Türkiye'nin bütün zenginlikleri, vergileri vs. hepsi rant ekonomisinin ağı içinde 'faiz ödemesi' olarak kaybolup gidiyor. Yaptığımız ilk iş havuz sistemini gerçekleştirmek oldu. Devletin TEK gibi parası bol kurumları var. Paralarını götürüp yüzde 50 faizle özel bankalara yatırıyor. Devletin paraya ihtiyacı olan kuruluşları var. Onlar da para ihtiyacını o özel bankalardan yüzde 150 faizle karşılıyor. Yani bu özel bankalar kamunun elinden kamuya para vererek yüzde 100 rant elde ediyor. Bizim kararlılığımızla birdenbire gelir kapılarının kapanmış olması rantiye çevresini fevkalade tedirgin etti." diye konuştu.

İşadamlarının yatırım konusundaki bütün taleplerine destek verdiklerini belirten Kazan "Ama programdaki bu hükmün uygulaması elbette onları tedirgin etti. TÜSİAD öyle bir yapı ki, millmenfaatleri değil sadece ve sadece kendi menfaatlerini düşünüyor. Onların işsizi, memuru, esnafı düşünmesi lazım. Ama o sadece tatlı kârını düşünüyor. Uygulamayı başlatır başlatmaz TÜSİAD bize karşı soğuk davranmaya başladı." dedi.

"Refahyol hükümeti öyle bir icraat yapıyor ki, işçiye, memura, köylüye, esnafa, emekliye veriyor. Toplumda birdenbire bir rahatlık oluşuyor." diyen Kazan sözlerine şöyle devam etti: "Bu veriş karşısında TÜSİAD tavır alıyor. Az çok memleketin halini biliyor, Refahyol bu haliyle RP'ye yarar. Bunlar ilk seçimde tek başına iktidar olur. Bu kanaati teyit edebilmek için bir araştırma yapıyorlar. RP'nin bu yükselişi nereden geliyor? İmam hatipler ve Kur'an kurslarından başlıyorlar. Yanı sıra yeşil sermaye dedikleri Anadolu sermayesinin hareketliliğine bakıyorlar. 4- 5 senelik grafikler çiziyorlar. RP'nin oy oranlarını yıllara göre dağıtıyorlar. Bakıyorlar ki paralel gidiyor. Yalçın Doğan'ın köşesinde ilk kez ortaya attığı 'RP'nin arka bahçesi imam hatiplerdir' tartışması başlıyor. Necmettin Erbakan ve partiyle uzaktan yakından alakası yoktur halbuki bunun. Grafiklere bakıp, '2000'de yüzde 35, 2005'te yüzde 66 oy alacak bu RP.' diyorlar. Sonra Refahyolu bertaraf planları başlıyor."

Kapanmasaydı RP'nin bu oyu alabileceğini ifade eden Kazan, "2002 seçimlerinde alınan oy oranı belli. Saadet Partisi ile AKP'nin oylarını toplayın, yüzde 35 çıkar. Şimdi onlar bu planı yaparken yararlanacakları bir imkân da var ellerinde. Her bir TÜSİAD üyesi kuruluşun bünyesinde emekli bir general var. Böylece TÜSİAD, RP'yi bir irticai tehdit olarak değerlendirip, emekli generallerle birlikte Genelkurmay'ı da harekete geçirmeye başlıyor. Dikkat ederseniz, hiçbir hükümet zamanında rastlamadığımız bir muhalefet türü ortaya çıkıyor. Bir askeryetkili muhalefeti. Tam 1 yıl sürüyor. Her gün gazetelerin manşetine bir askeryetkili dedi ki, dedi ki, dedi ki..." şeklinde konuştu.

BÇG'NİN ALTYAPISI ATİNA'DA KURULDU

Refahyol'u yıkan 'bir askeryetkili' muhalefeti olduğunu belirten Kazan, şunları söyledi: "TÜSİAD her yıl ocak ayında son toplantısını Ankara'da yapardı. O yıl toplantı Ankara yerine Atina'da yapıldı. Türk-Yunan İşadamları Konseyi toplantısı adıyla. Oysa bu toplantıya Türkiye'den TÜSİAD, TOBB üyeleri, sanayi odalarından işadamları katıldı. TESK, DİSK, TÜRK-İŞ başkanları, Aydın Doğan, Dinç Bilgin vardı. Atina Büyükelçiliği'nde, tabiatıyla gizli bir toplantı oldu. Toplantının hemen akabinde, o zaman bizim dikkatimizi çekmemişti, ben kitabımı yazarken fark ettim; gazetelerde (Hürriyet, Sabah, Milliyet) tek sayfalık ilânlar yayımlanmaya başladı. Bu ilânlarda Susurluk kamyonu plakası konmuş en üste. Bir gün üniversiteler, öğrencilere, halka, sonra Meclis'e, memura hitap ediyor. En altta da yazıyor: Yarın Türkiye başka bir Türkiye olacak. En alta da 'benim radyom var dinliyorum, televizyonum var izliyorum, gazetem var okuyorum' yazılmış. Bu sloganlarla bir sivil hareketin oluşturulmasına başlanmış. Biz farkında değiliz. Bir hafta sürüyor bu22 Aralık 1996'da Ertuğrul Özkök'ün köşe yazısı geliyor: Bu sefer sivil kuvvetler halletsin. Bir askeryetkiliyle yapılan görüşmeyi burada naklediyor. Refahyol hükümetine karşı bir şey yapmak gerekiyorsa, bu sefer sivil kuvvetler halletsin, deniliyor."

"Bizim ancak elimize geçen bir evrakla mayıs ayının başında vâkıf olduğumuz BÇG meğerse o tarihte oluşturuluyormuş." diyen Kazan, şöyle devam etti: "Bunun neticesinde de, ocak ayından itibaren yeni bir muhalefet başladı. Tarikatlar vs. gündeme geliyor. Sonra olaylar başlıyor. Bu organize muhalefet sırasında tam 15 ayrı strateji uygulandı. Özellikle hükümeti iş başından uzaklaştırabilmek için uygulanan projelerdi bunlar. 10 tanesi tamamen DYP üstünde odaklanmış projelerdir. Vekilleri Refahyol'dan ayırmak, Çiller'le milletvekilleri arasındaki gerginliği artırmak, DYP'li bakanları istifa ettirmek için her şey yapıldı. Ardından tarikat hadiseleri başladı. Aczmendiler. Hani nerede Aczmendiler şimdi? Yok. Müslüm Gündüz, Fadime Şahin. Bu olayın tamamen JİTEM tarafından düzenlendiği Zaman gazetesinde yayınlandı. Sisi itiraf etti, (JİTEM beni kullandı.) diye. Sonra 11 Ocak'ta başbakanlıkta bir iftar verilecek. Kime verilecek? Diyanet İşleri Başkanı ve diyanet camiasına. Onun yanında maruf manevi zevata. Davetiyeler gönderilerek Başbakanlık konutunda iftara davet ediliyorlar. Ama iftar verilmemiş. 11 Ocak gazetelerine baktığınızda (Tarikat şeyhlerine iftar) manşetleri atılmış. İftar şeyhlere değil ki, bu dediğim zevata veriliyor. Çarşaf çarşaf adını bile duymadığımız kişilerin, tarikat şeyhlerinin listesi. Ama daha iftar verilmemiş. Ama o gün bütün gazetelerde tarikat şeyhlerine iftar diye manşette konu. Demek oluyor ki, bu manşetleri Genelkurmay'daki bir merkez, işte BÇG, onlara dikte ettirmiş. Bu başlıklar böyle atılmış. Süleyman Demirel böylesine harekete geçirilmiş."

Demirel'in tuzağa düşürüldüğüne inanmadığını söyleyen Kazan "Çünkü Demirel'in de işin içinde olduğunu tahmin ediyorum. Kitabımda yazdım, hükümetin kurulmasından sonra Demirel, memnuniyetsizliğini ifade ediyor; (Erbakan'a hükümet kurma görevini kerhen verdim.) diyor. Ocakta TÜSİAD raporu açıklandı. Prof. Dr. Doğu Ergil'in güneydoğu raporu gibi takdim edildi. Halbuki öyle değil, demin bahsettiğim neticeleri ortaya koyan rapordu bu. Bu rapor üzerine 27 Ocak'ta bütün komutanlar (orgeneraller) Gölcük'te harp oyunu adı altında bir toplantıda bir araya geldi. Bu konuları ve ne yapacaklarını değerlendirdiler. Şubat'ta Sincan'da meydana gelen olaylar (Kudüs Gecesi) bu çalışmaların üstüne adeta bir benzin gibi dökülmüş oldu. Ardından 28 Şubat'a adım adım yaklaşıldı." diye konuştu.

Kazan, 28 Şubat öncesindeki MGK toplantısında olanları ise anlatıyor:

"MGK toplantılarında önce üç rapor okunur, MİT, Genelkurmay ve Emniyetin istihbarat raporları. Varsa bazı yetkililerin görüşleri alınır. Ondan sonra onlar çıkarılır, konu görüşülür. Zaten 28 Şubat gündemi aslında Aralık ve Ocak toplantılarında görüşülmek isteniyordu. Ama görüşülmedi, 28 Şubat'a bırakıldı. Bütün canlı yayın araçları Köşk kapısında. Fevkalade gerginlik var. Herkes işini gücünü bırakmış buraya odaklanmış. Bir MGK toplantısında bir yanlış hareketin, asabi hareketin nelere mal olabileceği Bülent Ecevit ile Sezer'in Anayasa kitapçığı krizinde görüldü. O nedenle bu dörtlü arasında meseleleri ağır başlı bir şekilde tartışalım, ülkeyi germeyelim, şeklinde bir görüşme yapılmış.

Askerlerin sözcüsü Güven Erkaya, irtica konusunda aklına ne gelirse söylüyor. Nereden hangi rivayetleri duyduysa gerçek gibi ortaya koyuyor. Raporlar da okunmuş bitmiş. Gece saat 10'u bulmuş. Demirel sesini çıkarmıyor. Erbakan Hoca tek kalmış. Tansu Çiller de diğer bakanlar da hükümet açısından bir görüş belirtmiyor. O arada Genelkurmay tarafından MGK kararı olarak kabul edilsin diye 18 maddelik bir metin okunmuş.

Bunun üzerine Erbakan, Anayasa'yı açıyor. Laiklik tehlikede diyorsunuz... Anayasanın ikinci maddesini okuyor. Bakın diyor, devletin yapısı; sosyal, demokratik, laik bir hukuk devleti. Ama onun üstünde bu dört unsuru çerçeveleyen başka unsurlar da var. Toplumun huzuru, insan haklarına saygı ve adalet anlayışı. Bunların içinde bir laiklik yok. Sizin bu dediğiniz kararlar alınırsa ne olur? Toplumun huzuru bozulmuş olur. İnsan hakları saldırıya uğramış olur. Bunları kabul etmek mümkün değil, diyor. Bu maddelerin kabul edilmeyeceğini açık seçik bildiriyor.

Bunun üzerine efendim bunlar gereklidir, şudur budur. O zaman tartışalım diyor Erbakan. Sabaha kadar tartışalım, yarın da devam edelim. Sonra Demirel devreye giriyor; efendim toplantı gereği kadar uzadı, ülke bir beklenti içindeMGK'yı daha fazla devam ettiremeyiz, bu konuyu burada kapatalım. 18 maddelik teklifi MGK Genel Sekreterliği toplasın. Bunu MGK kararıyla birlikte hükümetin incelemesine göndersin, diyor. Bunun üzerine olumlu bir hava meydana geliyor. Ve MGK bildirisi hazırlanıyor her zaman olduğu gibi. 4 maddelik bir bildiri. Ve o bildiri basına dağıtılıyor. Ertesi gün, MGK kararları böyle olur, genel sekreter üyelere imzalatmak için, önce Başbakan Erbakan ile görüşüyor. Bu arada dışarıdan baskılar başlıyor. Efendim 18 maddeyi MGK bildirisi yapalım. Şiddetle karşı çıkılıyor. Üç dört gün imzalanmıyor bu. Psikolojik bir harp başlıyor. O arada Erbakan Hoca, demokrasinin tehlikede olduğunu göz önünde bulundurarak; kendi kurmaylarıyla konuştuktan sonra diğer partileri ziyarete çıkıyor. Demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyor. Ne Ecevit destek veriyor, ne de ANAP. Çiller bizim yanımızdan uzaklaşmadı. Sonuna kadar sözüne sadık kaldı. 5. gün Erbakan Hoca, eğer MGK kararı olarak bir karar imzalatmak istiyorsanız, o açıkladığınız bildiriyi getirin imzalayayım. Yoksa 18 madde MGK genel sekreterince imzalanıp gönderilecek. Bunu biz ayrıca dikkate alırız, diyor. Ve o dört maddelik karar imzalanmıştır. 18 madde ek olarak gelse bile MGK genel sekreterinin önerileri ifadesiyle gelmiştir. Ama medya bunu sanki Erbakan 18 maddeyi imzalamış gibi yansıtmıştır."

1 2 3 4 5
 
DİĞER SİYASET HABERLERİ
 "Devlet Sırrı Kanun Tasarısı" imzaya açıldı
 Seçmen listesi kontrol/ Tıkla-öğren
 Erdoğan'a sürpriz doğum günü partisi
 Seçimde parmaklar yine boyanıyor
 Gül'e propaganda sorusu
 Bakan Koç gelmeyinde ev sahibi Aygün kızdı
 İki DTP'liye hapis cezası
 CHP'den Roman vatadaşlara söz
 "Neden Türkiye'den korkuyoruz?"
 Orta Asya eğitimine Türkiye modeli
 Sorunlar racon keserek tartışılmaz
 DYP'nin 'düz ova' planı
 TBMM heyeti Ermeni tasarısı için ABD'de
 MHP'nin Ermeni aday sınavı
 Kenan Evren: DTP Meclis'e girmeli
METEHAN DEMİR
Türk kahvesinin fendi espressoyu yendi
İstanbullular ile...
YAVUZ DONAT
Portre: Fırat Anlı
Haftanın ortasında (28...
'Gözde damping kör eder' korkusu
Her alanda birbiriyle yarış halindeki göz hastaneleri, ameliyat...
Skandal, iki oyuncu kumsalda esrar içti
ABD'li iki ünlü oyuncu Cameron Diaz ve Drew Barrymoore birlikte tatil...
Başucunda Çatlı kitabı
Başucunda Çatlı kitabı
Trabzon Cezaevi'ni ziyaret eden Meclis Okullarda Şiddet Komisyonu...
Erdoğan'dan reform çağrısı
Erdoğan'dan reform çağrısı
Başbakan Tayyip Erdoğan Cidde Ekonomik Forumu'ndaki konuşmasında...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Pazar Sabah | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
Bize Ulaşın
   
    Copyright © 2003, 2007 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu