kapat
   
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Bu 'misina'nın ucunda farklı mezeler var
Bu 'misina'nın ucunda farklı mezeler var
Beğendiklerim:

Bu 'misina'nın ucunda farklı mezeler var

Deniz manzarasız bir balık lokantası, lezzetleriyle tercih edilebilir. Misina tam da bu tanıma uygun bir restoran. Mönüsünde Rum böreği, dil rejin, Misina dolması gibi orijinal lezzetlere yer verilmiş.

Balığın sadece Boğaz'da yendiği günler geride kaldı. Özellikle Bostancı-Maltepe sahil yolu üzerinde sıralanan balık restoranları meze çeşitlerinin farklılığıyla ayrı bir kategori oluşturdu. Restoranlar yönünden son yenilik, deniz manzarası olmayan, hatta ilk bakışta mahalle arasında kalmış gibi görünen mekanlar. Bu gibi yerler Fenerbahçe ve Dalyan'da hiç ummadığınız bir yerde karşınıza çıkıyor, buradaki bazı kebapçılar, güveççi ve pizzacılar karşı yakadan bile müşteri çekecek kadar ünleniyorlar. Dalyan'da, Orduevi'nden Feneryolu'na giden Dr. Faruk Ayanoğlu Caddesi üzerinde yeni açılmış bir balık restoranını yemek zevkine güvendiğim dostlarım bir süredir methetmekteydiler. Ben de Misina adlı bu lokantanın yolunu tuttum. Kapıdan içeri girdiğinizde, sıcak ahşap dekorasyonu, yat dümen simidinden yapılmış lambaları, bazı köşelere dekor olarak atılmış balıkçı ağları ile bu restoran denizden epey uzakta. Üstelik işlek bir caddenin üzerinde olduğunu hissettirmiyor. Dekorasyon başarılı; gece karanlığında restoranın pencerelerinden Boğaz ya da Marmara Denizi'nin görünmediğini fark bile etmiyor insan. İlk izlenimim, bu oldukça ferah, cadde üstü balık lokantasının hiç beklemediğim biçimde dolu olduğu yolundaydı. Yani Kadıköy yakasında oturanlar burayı çoktan keşfetmişlerdi. Masamızda bizi bekleyen, bir modern heykel gibi süslenmiş salata tabağının çevresine sıralanmış değişik, haşlanmış ya da söğüş otlar ve çok iyi cins bir tabak yeşil zeytin, buranın sıradan bir balık lokantası olmadığının ilk ipuçlarını veriyordu. Bildik deniz börülcesi, son zamanlarda giderek yayılan kaya otu turşusu, ebegümeci, kuzukulağı, labada, yabani semizotu, turp otu ve ilk kez karşılaştığım zoho otu ile sofra donanmıştı. Çiğ olarak sunulan otların çok taze ve körpe oldukları dikkati çekiyordu.

LEZZETLİ MEZELER
Az sonra mezeler birbiri ardından gelmeye başladı. Levrek sarma olarak nitelenen közlenmiş kırmızı biber ve levreğin rulo halinde birlikteliği, közlenmiş patlıcan, palamut pilaki, hardal soslu marine levrek, sarımsaklı ekmek, tuzda pişirilmiş somon, lor peynirli Rum böreği... Burada biraz durup bazı ayrıntıları aktarmak istiyorum: Palamut pilakinin giderek unutulmakta olduğunu düşünenlerdenim. Oysa Misina'da karşıma çıkan pilaki, gerçekten çocukluğumda Rum balık lokantalarında yediklerim lezzetindeydi. Gelelim ilk kez Misina'da tattığım Rum böreğine... Bu meze bana göre bu lokantanın başyapıtı. Altta ince bir dilim patlıcan, üzerine kıyılmış maydanoz ve zarif kokulu bazı otlar karıştırılmış bol lor peyniri konuyor ve fırında pişirildikten sonra soğuk servis ediliyor. Gerçekten nefis. Bir başka balık mezesi de peynir, karides, ince kıyılmış sebzeler ve özel bir sos karıştırılarak dil balığı içinde rulo haline getirilmiş ve fırında üstü kızarana kadar pişirilmiş; 'Dil Rejin' adını taşıyor. Bir Rus mezesiymiş. Milliyetini bilmem ama Misina'daki soframıza çok yakıştığını söyleyebilirim.

'YİYECEK HAL KALMADI'
İlginç mezeler bu kadar değildi. Zencefil, mantar, çeri domates ve çeşitli baharatla tereyağında fırınlanmış yerli jumbo karidesi ve fırında istiridyeyi tattıktan sonra başka bir şey yiyecek halimiz kalmamıştı. Ama ızgarada pişirilip ardından dilimler halinde kesilen, kıtır ekmek parçaları, mantar ve fesleğen ile birlikte rakı ve tereyağı ile bir süre de fırında pişirilen Girit usulü kalamar yahnisini duyunca, onu da ısmarlamadan edemedik. Hoştu gerçekten. Derken beni davet eden dostum son olarak 'Misina dolması' diye bir yemek daha ısmarladı. İnce kıyılmış ahtapot, karides ve çeşitli sebzelerin koyu bir sosla karıştırılarak kalın bir dilim bostan patlıcan üzerinde fırınlanmasıyla yapılıyormuş. Ne yazık ki ancak ucundan tadabilecek gücüm kalmıştı. Çok beğendim. Bir dahaki gelişimde bu spesiyaliteyi karnım doymadan, yemeğin başında ısmarlamayı düşünüyorum. Garson eğer yiyebilecek halimiz kalsaydı, bize hamur içinde pişirilen bir et yemeği olan Wellington usulü sığır etinden esinlenilmiş bir 'Fish Welington' getirebileceğini söyledi. Üstelik tabağın yanına konan tuza alkol dökülerek tutuşturuluyor, balık alev alev geliyormuş. Ben bütün masaların dikkatini çekecek böyle bir yemeği yiyemediğimiz için memnunum. Bir de, beyti denen, kalın şiş köftenin deniz ürünlerinden hazırlanıp şişte ızgara edilmişi varmış. Bu da balığı kılçıksız sevenler için ideal olsa gerek. Yemeğin üstüne kabak tatlısını denedim, oldukça başarılıydı. Kahvelerle birlikte Türk likörleri ve bir de Yunan sakız likörü ikram edilmesi de zarif bir davranıştı. Rakı çeşitlerinin yanı sıra Kavaklıdere, Doluca ve Turasan'ın belli başlı şaraplarının oldukça uygun fiyata açıldığı Misina, ilk bakışta mahalle arasında kalmış bir balık lokantası gibi görünüyor. Ancak deniz kıyısında ya da deniz manzaralı rakiplerine servisi ve mezelerinin kalitesiyle meydan okuyan bir restoran burası. Denemeye değer.

DENİZ ERBİL

DİĞER GURME HABERLERİ
 Antep ve Antakya yemekleri bir arada
 Osmanlı mutfağından afrodizyak seçmeler
 Ağzımız tatlansın
 Acı, ekşi, tuzlu ve tatlı bir arada Tayland Mutfağı
 Bayatlamayan kurabiyeler
 Bir ABD'linin Osmanlı mutfağı tutkusu
 Naz'lı Türk mutfağı
 Tijen İnaltong'dan açıklama
 Plazma TV'li esnaf lokantası
 Adını bilmediğin şeyi yememeli
 Bu İngilizi çok sevdik
 Mazlum bereketiyle diziliyor ciğerler şişe...
 Yeme de büfene koy
 Mönü karanlık
 Suşi polisi devrede...
 Fast food balık lokantası
 Meyhane kokusu başkadır
 Bu kebaplarda kuyruk yağı yok
 Restoranında Ali Baba'nın...
    Cumartesi Yazarlar
    Güncel
    Yaşama Dair
    Sinema
  » Gurme
!f İstanbul kışkırtıyor
!f İstanbul kışkırtıyor
Sıkı festival takipçilerinin kaçırmadığı !f İstanbul, bu yıl 15-25...
İstanbullu sözlüğünü yaratıyor
İstanbullu sözlüğünü yaratıyor
İki kıtayı birbirine bağlayan ve her semti ayrı ayrı tarih kokan...
Doğan Kardeş kitapları sergileniyor
Bir dönemin çok sevilen çocuk dergisi Doğan Kardeş'in kitaplarının...
Kırmızı gülün boyu uzadı
Ekvator'un zengin topraklarında yetiştirilen 'Dünyanın en uzun...
'Yamyam katil' artık gına getirdi!..
'Yamyam katil' Hannibal Lecter'ı konu edinen tüm filmler, içerdikleri...
Altın Ayı 57. kez sahibini arıyor
Şu satırları okuduğunuzda izlemekte olacağım Berlin Film Festivali, bu yıl 57.
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.