kapat
   
07 Eylül 2006 Perşembe
 
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Mehmet Barlas @ SABAH
SMS:
MB yaz
boşluk bırak
mesajını yaz
4122'ye gönder
 

Halk eğilimi karar almak için tek veri midir?

Demokratik siyaset tabii ki " Seçmen eğilimleri "nin karar merkezlerine yansıması üzerinde gelişir. Ancak kararlar, sade seçmen eğilimlerine bakılarak alınmaz.
Örneğin 2'nci Dünya Savaşı ertesinde, Fransızlar ve Almanlar birbirlerinden nefret eden iki ulustu. Fransa'da Schuman, Almanya'da Adenauer sadece seçmenlerin eğilimlerine bakarak karar verselerdi, sonunda Fransa ve Almanya'yı aynı para birimini kullanmaya götürecek Ortak Pazar'ın kurulması mümkün olmazdı.
Örneğin şu anda Amerikan seçmenleri yüzde 70 oranında Başkan Bush'un Irak politikasına karşı. Ama muhalefetteki Demokratlar da Irak'tan çekilmeyi önermiyor. Çünkü onlar da " Yenilgisiz bir çekiliş "in yöntemini henüz bulamadılar.
TBMM'deki Lübnan oylaması öncesinde çeşitli medya kuruluşları, asker gönderme konusunda halkın eğilimini belirlemek için anketler yaptılar, " Sokaktaki vatandaş "la röportajlar yaptılar. Bunlarda asker göndermeye karşı çıkanlar çoğunluktaydı.

ZOR
MESLEK
"Siyasi karar " sadece bu eğilimlere bakılarak verilseydi, iktidarın da asker göndermek kararından vazgeçmesi gerekirdi. Ama çok yanlış olurdu bu.
Ne yazık ki bir kısım muhalefet sözcüleri sadece bu eğilimlere cevap vermek için, kararı çeşitli boyutlarıyla irdelemek yerine, zaman zaman ucuz popülizme daldılar. Örneğin ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, " İsrail' in sınırlarını korumak için asker gönderiliyor " diyerek, son dönem siyaset yaşamımızda " Reel-politik "in en iyi uygulayıcısı Turgut Özal'ın koltuğuna hiç yakışmayan bir yorum seslendirdi.
Oysa herkes biliyor ki, Türk askeri Lübnan'a İsrail'in sınırlarını korumak için gitmiyor. İsrail'in sınırları ve varlığı, Türkiye korusa da korumasa da Ortadoğu dengeleri içinde bir gerçektir. İsrail gerek kendi askeri gücü, gerekse ABD ve tüm Batı'nın desteğiyle varlığını korumaktadır. Ayrıca İsrail devletini kuruluşunda tanıyan ilk ülkelerden biri Türkiye'dir. Burada varlığı ve sınırları tehdit altında olan ülke Lübnan'dır. Gerek Suriye, gerekse İsrail, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve sınırlarına en az birer kere tecavüz etmişlerdir. Bunun yanında Lübnan'da Hizbullah benzeri örgütler, bu ülkenin merkezi hükümetini de, ordusunu da felç etmişlerdir.
Demek istediğimiz şu.

HALKA
SORMAK MI?
Siyaset hem sorumluluk, hem bilgi, hem de dirayet isteyen bir meslektir. Sadece popülizm siyasetin dayanağı olacaksa, halka " Vergi alınsın " ya da " Askerlik kısalsın " diye de sorulup, ona göre siyaset yapılabilir mi?
Ayrıca siyaset, genel halk eğilimlerini anlamak dışında " Yazılı hafıza " da gerektirir.
Örneğin Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki bir kolluk kuvvetine katkıda bulunması Atatürk döneminde de gündeme gelmiş ve bu yüzden Atatürk'le Başbakanı İnönü'nün arası açılmamış mıdır?
1937 Eylül'ünde toplanan Nyon Konferansı sonunda, Akdeniz'de dolaşan denizaltılara (İtalyan denizaltıları) karşı ortak bir deniz gücü oluşturulmasını öngören bir antlaşma imzalanmıştı. Bu konferansta Türkiye'yi temsil eden Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, gelişmeleri doğrudan Cumhurbaşkanı Atatürk'e bildirdiği için, Başbakan İsmet İnönü duruma itiraz etmişti. Antlaşmadan, Akdeniz'deki denizaltı korsanlığını önlemek için gerektiğinde Türkiye'den kuvvet yardımı isteneceği anlamı çıkıyordu.

İNÖNÜ AYRILIYOR

Atatürk bunu onaylamış ve " İngiltere ile Fransa demek bizi eşit ve büyük bir devlet kabul ediyor " yorumunu getirmişti. Oysa Başbakan İnönü, bu maddeyi Türkiye'yi savaşa sürükler gerekçesiyle onaylamıyor ve Aras'a " Antlaşmayı imzalama " diye talimat veriyordu. Sonunda Atatürk kararı Tevfik Rüştü Aras'a bıraktı ve birkaç gün sonra da İnönü, İstanbul treninde Atatürk'le görüştükten sonra Başbakanlık'tan " Sağlık nedenleri ile " izne ayrıldı.
Kısacası siyaset içeriğinde tarihi de, diplomasiyi de, sosyolojiyi de bulunduran yüksek bilgi ve sağduyu gerektiren zor bir meslektir. Mesela Dışişleri'nde uzun yıllar üst görev yapmış deneyimli diplomatların, siyasetçi olunca her şeyi geride bırakıp, ucuz partizanlık veya popülizm yapmaları, şaşırtıcı değil midir?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Siyasetçiler diğer insanlara pek benzemez...   / 06-09-2006
 Bekâr erkeği bekleyen sorun yalnızlık değil midir?   / 05-09-2006
 Ak ve kara üzerinden siyaset iktidarı da yozlaştırır...   / 04-09-2006
 Kararsızlık da özünde bir karar olabilir mi?   / 03-09-2006
 Siyaset riskleri taşıyabilmek mesleğidir de...   / 02-09-2006
 Bilgisizlik ancak safsata ile örtülebilir   / 01-09-2006
 İletişim çağında dünyadan kopmanın dramı..   / 31-08-2006
 Dünyada tek başına para mutluluk getirir   / 30-08-2006
 Militarizm askerler için bile ağır bir yüktür...   / 29-08-2006
 Lübnan adeta iç politikanın bir sorunu gibi...   / 28-08-2006
YILMAZ ÖZDİL
once upon a time...
Alt tarafı 20 sene...
ERGUN BABAHAN
İktidar yan gelip yatma yeri değildir
Lübnan'a asker...
MEHMET BARLAS
Halk eğilimi karar almak için tek veri midir?
Demokratik...
UMUR TALU
Hiç risk yoktu!
Size tezkereyle filan alakasız bir şey...
FATİH ALTAYLI
Aydın Doğan'ın mektubu
Dün ekonomi sayfamızda bir haber...
ERDAL ŞAFAK
Bize ne oldu?
Türkiye doğuya giden ama...
Krize erteleme formülü
Diplomatik kaynaklara göre AB, Türkiye'de gelecek yılki seçimi...
Tarihi dava KKTC lehine sonuçlandı
Rumların KKTC'de mülk alan bir İngiliz aileye karşı...
Elde var bir: 2-0
Elde var bir: 2-0
Türkiye, Malta önünde ilk yarıda boş tribünler gibiydi. 2. yarıda...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Pazar Sabah | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu