kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Dünya Kupası
   Son Dakika
   News in English
   Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Kültür Sanat
   Turizm Rehberi
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ticari kaygı hastada mı, doktorda mı?
Ticari kaygı hastada mı, doktorda mı?

- Bu işlerin giderek ucuzluyor olması gerekmez mi?
- Talep çok fazla olduğu için ucuzlamıyor. İlerde azalırsa, biraz daha ucuzlayacaktır.

- Nasıl bir mantık bu?
- Diyelim ki, şirket olarak yıllık iki milyon ampul çıkartıyorsunuz, talep dört milyon. Niçin indiresiniz?

- Bu yaklaşım çok ama çok ticari değil mi?
- Öyle. Bu ürünleri üreten şirketlerin yüksek Ar-Ge maliyetleri vardır. Ve ticari kuruluşlardır. Hekimler bu ürünleri seçerken fiyatlarına bakmaz. Ürünün FDA, CE onaylarına geçmiş olması, komplikasyonların olmaması, varsa da minimal olması tercih sebebidir.

- Diğer taraftan, "Size çok özel bir madde kullanıyorum, o yüzden fiyatı yüksek," denilen hastaya uygulanan maddeye zamanla daha az ihtiyaç duyuluyor ama doktor her seferinde aynı parayı almaya devam ediyor...
- Bunun böyle olmadığını size bir örnekle anlatayım. Aynı kişide yapılan Botox'un miktarı değişebilir. Başlarda çok fazla Botox kullanılıyordur, sonra azaltılabilir. Hekim bunu düşünmez. Hekim sadece hastasını güzel yapmak için uğraşır, onun da bir fiyatı vardır. Yani size şu kadar az kullandık, onun için fiyatınız şuna düşsün. İşte bu, hastanın ticari kaygısıdır. Hekimin böyle bir ticari mantığı yok. Hekime gelir, "Bende böyle bir sorun var ve bu sorunu gidermek istiyorum," dersiniz, işlem küçüldükçe, fiyatı zaten düşecektir. Yani hasta pek fazla kırışmıyordur, sadece göz kenarı kırışıyordur, göz kenarına tedavi uygulanır ve sadece göz kenarı düzeltildiği için para alınır. Bölgesel düşünmek lazım. Alnını yapıyorsun, daha az madde kullanıyor diyemezsin. Ama eğer alnını değil, yüzünün sadece belli bir bölgesini yapıyorsa, onun fiyatı zaten bellidir. Hekimin söylemesine bile gerek kalmaz. Hekim kullandığı maddeye göre değil, yaptığı işleme göre fiyat belirler.

- Estetik cerrahide Avrupa ile Amerika arasında tuhaf bir farklılık var. O neden kaynaklanıyor? Avrupa neden biraz daha konservatif yaklaşıyor?
- T
eknolojide Kuzey Amerika çok hızlı ilerliyor da ondan. Parayla alakalı. ABD çok hızlı ilerliyor, her konuda olduğu gibi. Avrupa kimyasal olarak öne çıkıyor, cilt bakım ürünleri, cildi destekleyici ürünler olarak. Bense kremlere inanmıyorum..

- Düzenli kullanımda bile etkisi olmaz mı diyorsunuz?
- Ben pek fazla inanmıyorum, ama eşim Doktor Özlem bazı ürünleri beğenir, kullanır ve bazı hastalarına da önerir. Zannediyorum 160 milyar dolarlık bir pazar. Büyük rekabetler var. Büyük rekabetlerde de büyük vaatler var. Yani bir ürünü kullanıyorsunuz, 'çizgiler bir hafta 10 gün içerisinde tamamen kayboluyor' gibi vaatler... Biz 30-40 yılı düzeltmek için uğraşırken, siz böyle avutuluyorsunuz. Bazı kremlerde HA maddesi var. Kırışık deri katmanına etki ediyor. Deri hidrafe olduğu için kırışıklık açılmış görünüyor. Yanıltıcı bir sonuç tabii... Bazılarında Arginin dediğimiz bir madde var. Çizgiyi açıyor. Buna benzer çok kimyasal madde var. Var olan etkilerinin10 katını vaat ediyorlar.

- Yüzde kolay anlaşılabilir oranlardan birer örnek verir misiniz?
- Örneğin alt dudak üst dudağa oranla yüzde 25 daha büyüktür. Yüzdeki oranları üç ana bölgeye böleriz. Kulağın yerleşim alanları vardır. Burun kanadının bile kendi içerisinde ölçüsü vardır. Burun sırtının açısı 55, 60 derece olmalıdır. Burun deliği genişlikleri, burun kanatlarının genişliğinin yarısı olmalıdır. Dudakla burun arasındaki mesafe, dudakla çene arasındaki mesafenin yarısı olmalıdır. Burun ucu kalkıklığı ırksal farklılıklar göz önüne alınarak 105 ile 110 derece olmalıdır.
DİĞER YAŞAMA DAİR HABERLERİ
 'Plastik cerrahide trend yok, ama halkta olabilir'
 Bu kafeye buğday unu giremiyor
 O artık 10 kaplan gücünde
 Yeni markasında da iddialı
 Modern gençler de varmış meğer
 Bebek ve oyun
 Mardin'de film festivali başlıyor
 Reçelin parası eğitime!
 Bebek ve oyun
 Sakızlı krem sür, güzelleş
 Sağlıklı yaşam için doğayla buluşma
 Parkorman'da çevre şenliği
 Dünya Kupası albümleri
 Şeytan bir kez daha dünyaya dönüyor!..
 666'nın uğursuzluğu gerçek mi?
 Büyük Japon ustası İmamura öldü
 Aç güzelim saçını rüzgâr uçursun
 Sahne Alev alıyor!
 Sürüş izlenimleri
    Cumartesi Yazarlar
    Güncel
  » Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
ALİ POYRAZOĞLU
Helal olsun sizlere
Bu yıl İstanbul Tiyatro Festivali...
PROF. DR. ERDEM YEŞİLADA
Zayıflama zamanı - 4
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)...
PROF. DR. BENGİ SEMERCİ
'Bu çocuk iştahsız'
Meslek hayatım boyunca annelerden en...
Cinsellik denen okyanustan ilginç bir damla
Cinsellik denen okyanustan ilginç bir damla
Transamerica bir başyapıt olmayabilir. Filmin çeşitli klişelere...
Yürüyen Şato, Japon usulü bir Alis Harikalar Diyarında
Yürüyen Şato, Japon usulü bir Alis Harikalar Diyarında
Japon sinemasının artık dünya çapında bir sanatçı, hatta bir dâhi...
Türk mutfağının çağdaş yüzü
Tarihi fermanlar, padişah tuğraları ve Levent'e bakan aydınlık...
'Geri kalmış domates yok, ama insan var'
Amerika'da yaşayan, hazırladığı film müzikleri dünyanın önemli...
Ortadireğe limuzinli, helikopterli düğün
Tuncay Seyranlıoğlu adlı girişimci, Alibeyköy'de içinde kuyumcu, kuaför ve kafe...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.