kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   News in English
   Son Dakika
   Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Turizm Rehberi
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Özel hayatımda kılıç kullanıp ata binmedim ki
Özel hayatımda kılıç kullanıp ata binmedim ki
Ferdi Eğilmez iyi bir yönetmen olacak
Sinemanın dört erkek yıldızı
Sunal perdede komikti
123 filmde oynadı

Özel hayatımda kılıç kullanıp ata binmedim ki


Kartal Tibet sinemaya 1965'te Karaoğlan filminde oynayarak başladı. Yıldız Kenter'in öğrencisi bir tiyatrocu, işlerini gençlere bırakmayı seven bir yönetmen. Şimdi de kült film Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu'nu çekmeye hazırlanıyor.

Son haftalarda yaptığım sinema söyleşilerinde bir anlamda kendi kişisel tarihimi kurcalıyorum. Herbirinde ben de yıllarca geriye gidip anılara dalıyorum. Eski Yeşilçam'ın yıldızlarından, günümüzün çalışkan TV ve sinema yönetmeni Kartal Tibet'le de öyle oldu. Onunla konuşmaya giderken aklım 1950'lerin son yıllarından birindeydi: 1958 ya da 59. O yıllarda yazları bir gurup öğrenci arkadaş, Erdek'e tatile giderdik. O yaz, orada bir tiyatro şenliği düzenlenmişti. Sahilde bir meydanda Ankara'dan gelmiş bir kadın oyuncu, bize (aslında yasak olan) Nazım Hikmet'in "Mavi Gözlü Dev"şiirini okumuştu. Ve hemen ardından öğrencisi olan genç bir adam gelmişti. Bir ilah gibi yakışıklıydı. Ve o da bir şiir okumuştu. O genç kadın Yıldız Kenter'di. Bir-iki mevsim sonra İstanbul'a geldi ve hayatımıza karıştı. Kartal Tibet olan o genç adam ise 1960'dan başlayarak Ankarada sahneye çıktı ve bir yıldız oldu. Oradan da Yeşilçam'a atladı. O yazı, o günü, o şiiri hatırlıyor muydu? "-Hatırlamaz olur muyum? Konservatuar son sınıf öğrencisiyim. Yıldız hanım Amerika'dan yeni dönmüş ve bizi çalıştırıyor. Art arda Mahir Canova, Cüneyt Gökçer ve Yıldız Kenter'in sahnelediği oyunlarda mesleği öğreniyoruz. Yani çok şanslıyız. Ama başarmak çok zor: o dönemde Konservatuar yılda 2-3 mezun veriyor, fazla değil. Ve ardından tüm Anadolu'da turneye çıkardık. O yıl sanırım "Hamlet"i çıkarmıştık. Erdek'te bir yaz festivali düzenlendi dediler, geldik. Genco Erkal, Ergun Köknar, Çiğdem Selışık, Oya Başak gibi adlar vardı".

ALTAY'DAN GELEN YİĞİT
Sonra Kartal mezun oluyor. İlk oyunlarından biri, Albert Camus'nün "Kaligula"sı. Oyun öylesine başarı kazanıyor ki, bir gurup arkadaş atlayıp Ankara'ya gidiyor ve onu baş rolde izliyoruz. O zamanlar böyleydi işte: bir oyun için Ankara'lara gidilirdi!... Tiyatronun yeni, parlak yıldızı Kartal sonra Meydan Sahnesi adlı özel bir tiyatro açıyor. Başarı yine büyük, 15 günlük biletler tükeniyor. Arada atlayıp İstanbul'a geliyor, hem tiyatro izliyor, hem de meyhane kültürü ediniyorlar: "-Bir gece, hiç unutmam, Yeniköy'deki Domani'de içtik, çıkıp Rumelihisarı'na kadar yürüdük. Genco Erkal, Ergun Köknar, Ergun Orbey filan.Ve orda hisarın önünde bağıra-çağıra "Hamlet" oynamaya başladık!". Daha 11 yaşında Ankara Radyosu çocuk kulübüne, sonra Devlet Tiyatroları'nın çocuk temsillerine katılan Kartal, sonunda mimar-mühendis ya da basketbolcu olma hayallerine veda edip, tiyatroyu meslek olarak benimsiyor. Adı İstanbul'da bir efsane gibi söyleniyor ve Yeşilçam onu almak istiyor. Araya tiyatrodan gelip sinemaya atlamış Münir Özkul, Tijen Par, Ayfer Feray gibi isimleri koyuyorlar. Onu askere giden Göksel Arsoy'un yerine geçirme tasarıları var. Ama o öylesine gururlu ki, çok yüksek bir para istiyor. Ve olmuyor. Taa ki 1965'de teklif yenilenene dek... "Altay'dan Gelen Yiğit"le serüven başlıyor. Birçok Karaoğlan ve daha sonra Tarkan filmi çekiyor. Arada Deli Murat gibi birkaç tarihsel kahraman daha. Ama şöyle diyor: "-Oynadığım kahramana sadık kaldım beş yıl Karaoğlan, sonraki beş yıl sadece Tarkan yaptım". Ve de bol bol tür filmi. Yani komediler, melodramlar, casusluk filmleri. Çok çalışılıyordu, bir setten öbürüne... Ama tesellisini şöyle anlatıyor: "Çok seviliyordu. TV yok, sinema halkın tek eğlencesi. İnsanlar geliyor, görmek istiyorlar, dokunmak istiyorlar. Zaten o sevgi olmasa, yaşanacak şey değildi. Ayrıca basında sürekli yalan-yanlış haberler, onunla flört etmiş, bununla yatmış". Kartal bu set aşkları konusunda İzzet Günay'dan farklı düşünüyor: "-Çoğu yakıştırmaydı. Benimse zaten çok mutlu bir erken evliliğim vardı. Eşime ve iki çocuğuma hep sevgi-saygı gösterdim. Annembabam ben küçükken ayrılmıştı, o yüzden aileyi hep çok önemsedim. Bu sayede o evlilik hala sürüyor". Bu konuda kendisine Ayhan Işık'ı örnek aldığını, hem aile hayatı, hem de iş disiplini açısından ondan çok şey öğrendiğini söylüyor. Kartal o tarihsel filmler için ata binmeyi, kılıç kullanmayı öğrenmiş: "-Yıllarca atlarla birlikte oldum. Hatta gerçek seyislerle çalıştım, atı iyice tanıdım". Kartal o yıllarda içmeye de başlıyor: "-Mesleğin getirdiği stres yüzünden biraz da... Alkolü sanki peşimden ayrılmayan kalabalıktan kaçmak için alıyordum. Akşamcıydım, sonraları gündüzleri de içmeye başladım. Ama artık tamamen bıraktım, ağzıma bira bile koymuyorum. Yoksa beynim ya da karaciğerim iflas edecekti".

SULTAN FİLMİNİ SEVDİM
Kartal, yönetmenlik döneminde önce Arzu Film'de çalışmış ve en çok Ertem Eğilmez'den destek görmüş. Onun asistanlığını yapmış, yönettiği filmlerde kimi sahneleri çekmiş. Kısa süre sonra, "Tosun Paşa" gibi üstelik tarihsel, demek ki pahalı bir filmin yönetmenliğini üstlenmiş. Yönettiği filmlerden biri de asıl Hababam Sınıfı serisinden "H. S. Dokuz Doğuruyor". O ekipte bulunan Yavuz Turgul'la da çok iyi anlaştıklarını söylüyor: "-Tüm filmlerin senaryosu zaten ekip halinde yazılırdı. Yavuz hemen hepsine katılırdı. Didişe didişe anlaşırdık. En sevdiğim filmlerimden olan "Sultan" da onun senaryosuydu".
DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ
 Torpil için evime bile giriyorlar
 Krupiyerdi, Bahreyn'in bir numaralı yöneticisi oldu
 Sıradışı bir Cumhuriyet vekili
 Nobel Ödülü'nü bu yıl almak istiyorum
 Türbanlılar aşkı hak ettiği gibi yaşamıyor
 Şehirli, örtülü ve meslek sahibi
 İlk görüşte aşık oldum hiçbir şeyin önemi yok
 Sensiz yaşayamam diyen her kadınla evlendim
 Dramada dünyada üzerime oyuncu tanımam
 Bir 28 Şubat daha yaşanmaz
 Akif Beki'nin sözcülüğü aslında benim fikrimdi
 'Kız meşhur oldu, oğlanı bıraktı' diye bir şey yok
 Pozitif düşündüğüm için güzel kaldım
 Ortada 20 kadın geziyor herkes onlarla beraber
 Bıyıklarımı kestim soyulmuş bir hıyara benzedim
 Kitabımı okurken mastürbasyon serbest
 Şöhretten etkilenmeyen insan yoktur
 Kupa maçına esprili yanıt: 5'ten büyük 6 var Hakan!
 Kenancım'dan sonra diye bir hayat yok
    Pazar Sabah Yazarlar
    Güncel
    Hobi
  » Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
KAZIM KANAT
Şef Ali'nin köftesi nasıl şeftali kebabı...
ÖNCEL ÖZİÇER
Prizdeyim, şarj oluyorum
Her yemekte ekmek yerine pilav...
İslami holdinglerin darbesi ağır oldu
İslami holdinglerin darbesi ağır oldu
İslami holding adı altında topladıkları birikimleri batırıp birçok...
Matematik aşkta da işe yarar
Matematik aşkta da işe yarar
Üniversiteye hazırlık için gittiği dershanede harçlığını çıkarmak...
İstediği şarabı içebilen var mı?
Yüksek vergiden kaynaklanan kayıtsız ve haksız rekabet, müşteriyi de...
Türkler evde en çok balkabaklı mantı istiyor
Avrupa'nın başarılı şefleri sosyete ve iş dünyasından ünlü isimlerin...
Havacılık 'Oscar'ları sahiplerini buldu
Havacılık endüstrisinin 'Oscar'ları olarak adlandırılan Skytrax ödülleri ve Air...
Airbus'ın kabini BMW'den
Avrupalı uçak üreticisi Airbus'ın en yeni uçağı A350'nin mock up'ı yani...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.