kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Son Dakika
   Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Turizm Rehberi
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Depreme gerek yok Türkler kalpten gidiyor
Depreme gerek yok Türkler kalpten gidiyor
Acil durumda bunları yapın

Asıl fay hattı kalpte

Kalp Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, "İstanbul depreminde '100 bin insan ölecek' deniyor. Zaten her yıl 400 bin kişi kalpten ölüyor. Üstelik bu ölümlerin 300 bini engellenebilir" diyor.

* Kalp ve damar hastalıkları sonbaharda ve kışın artıyor. Pazartesi de kalp krizi açısından tehlikeli bir gün.
* Türkiye ve tüm dünyadaki ölümlerin yüzde 50'si kalp ve damar hastalıklarına bağlı gelişiyor.
* Ölümlerin çoğu hastaların acil olarak bir merkeze ulaştırılamamasından kaynaklanıyor. Ambulanslar yetersiz.
* 35-65 yaş arasında tehlike artıyor. Erkeklerde risk daha fazla. Kadınlar menopoz sonrası dikkatli olmalı.
* Kurulacak bir kalp krizi enstitüsüyle ölümlerin yüzde 80'i önlenebilir. Bu enstitü tek merkezden yönetilmeli.
* Haftada birkaç gün yarım saat yürüyor ve sigara kullanmıyorsanız kalp krizi riskini azaltırsınız.
* Kalp krizi geçirdiğinizden şüphelendiğiniz anda derin derin nefes alın ve kuvvetli bir şekilde öksürün.



Depreme gerek yok Türkler kalpten gidiyor

Ülkemizdeki ölümlerin yarıdan fazlasına kalp ve damar hastalıkları sebep oluyor. Her yıl 300 bin kişinin boşuna öldüğünü söyleyen Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, acilen bir ulusal kalp sağlığı politikası oluşturulması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye'de bir istatistik olmamasına karşın bilim adamları kalp ve damar hastalıklarının sonbaharda ve kışın arttığına dikkat çekiyor. İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu "Gözlemler kış aylarına doğru kalp rahatsızlıklarına dair birtakım belirtiler veya bulguların arttığını gösteriyor. Bilimsel araştırmalar kalp krizlerinin sabah saatlerinde daha yoğun meydana geldiğine işaret ediyor. Pazartesi günleri de kalp krizi açısından tehlikeli bir gündür" diyor. Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin çoğunun kaderden değil koordinasyonsuzluktan meydana geldiğini söylüyor: "Türkiye'de ve tüm dünyadaki ölümlerin yüzde 50'si kalp ve damar hastalıklarına bağlı gelişiyor. Ancak bunların yüzde 75- 80'i önlenebilir. Bu ölümlerin çoğu hastaların acil olarak bir merkeze ulaştırılamamasından kaynaklanıyor." Sarıoğlu, Türkiye'de kalp sağlığının yıllardır alarm verdiğini ancak yetkililerin bu konuda çok duyarsız olduklarını belirtiyor. Kalp ve damar hastalarının bir yerden koordine edilmesini ve merkezlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini de ekliyor: "Tüm ölümlerin yarısının nedeninin 'kalp' rahatsızlıkları olması bu işin ciddiyetini gösteriyor. Ülkemizde her yıl 350-400 bin kişi sırf bu yüzden yaşamını yitiriyor ki 300 bin kişi boşuna hayatını kaybediyor. 3 buçuk milyona yakın kalp hastamız var ve bu rakam her yıl 100 bin artıyor. Bu ölümlerin 3'te biri aniden kalp krizi ile ortaya çıkıyor. Ne yazık ki büyük çoğunluğu önlenebilir ve tedavi edilebilirken hiçbir şey yapılamıyor. Ölümler tabii ki olacaktır ama kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin büyük çoğunluğu zamansız. Çünkü kalp krizi geçirenlerin yaşları 35-65 arasında. Yani hayatlarının en verimli ve dinamik çağlarında oluyor bu... Bu hadise kader değil."

İLK DÖRT SAAT ÇOK ÖNEMLİ
Prof. Dr. Sarıoğlu bu tablonun ülke ekonomisine de büyük zararı olduğu görüşünde; "Tedavi masrafları, iş gücü kaybına bağlı sosyo/ekonomik giderlerimiz hesaplandığında korkunç boyutlara ulaşıyor. Bu kayıp en az 20 milyar dolar. Bu merkezi kurarak ülkemizin kısıtlı kaynaklarını heba olmaktan kurtarmalıyız. Türkiye 15 milyar dolar yüzünden ekonomik krize girdi. Ama her yıl 20 milyar dolar para boşu boşuna havaya uçuyor ve bunun farkında değiliz. İnsanları sağlıksız ve mutsuz bir hayata muhkum ediyor, binlercesini de yitiriyoruz. Bunun için ulusal çapta toplumun tüm kesimlerinin katılacağı bir mücadele programı uygulanmalı. Bunun adı da Ulusal Kalp Sağlığı Politikası olmalı." Geçtiğimiz yıl Uzakdoğu'da meydana gelen tsunami felaketinde 300 bin kişi ölmüş ve tüm dünya yardım için seferber olmuştu. Ancak Sarıoğlu, ülkemizde zaten her yıl 400 bin kişinin kalp krizinden hayatını kaybettiğini ve bu rakamın yüzde 80'inin bilinçsizlikten ve koordinasyonsuzluktan kaynaklandığını belirtiyor: "Bu bir doğal afet gibi. Eğer İstanbul'da beklenen deprem olursa '50-100 bin insan ölecek' diyorlar. Ama bu rakamın 3-4 katı insan boşu boşuna hayatını yitiriyor. Yani her yıl birkaç deprem meydana geliyor ama kimsenin haberi yok." Kalp krizleri ani bir şekilde meydana geliyor. Kalp krizi geçirenlerin bir bölümü hayatını yitirirken bir bölümü de kalp yetmezliğinden 'kalitesiz' bir hayat sürüyor. Ancak kalp rahatsızlıklarının Amerika'da alınan önlemlerle son senelerde yüzde 40-50 oranında azaltıldığı da biliniyor. Kalp krizi başladıktan sonra hasta 2-4 saat içinde tam teşekküllü bir kalp krizi merkezine ulaştırılırsa tıkalı kalp damarı hemen açılabiliyor. Çoğu hasta kalbinde hiçbir hasar meydana gelmeden normal hayatına devam edebiliyor. Sarıoğlu, büyük şehirlerde her ilçede 24 saat çalışan kalp krizi merkezlerinin bulunmasının gerekliliğini vurguluyor. Bu merkezlerin de güçlü bir ambulans ağıyla entegre edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ambulansların teknolojik ve insan donanımı açısından yeterli olması da şart... Hatta tedavinin ambulansta başlaması, hasta acile geldiğinde ilk müdahalenin yapılmış olması gerektiğini de özellikle vurguluyor; "Bunların hepsi şu anda mevcut kalp merkezleri ve ambulanslarda birtakım düzeltmeler yapıldıktan sonra dahi mümkün. Ama ne yazık ki her gün gazetelerde koordinasyonsuzluktan kaynaklanan bir sağlık skandalını okuyoruz. Örneğin geçen gün üniversitede gündüz vakti kalp krizi geçiren eğitim görevlisinin trajik ölüm haberini okuduk. Kalp krizi geçiren hoca, önce Taksim İlkyardım Hastanesi'ne götürülüyor. Orada dört saat kaldıktan sonra yetkililere 'Biz burada bir şey yapamayız' diyorlar. Daha yakın ve donanımlı merkezler varken 40 km. uzaktaki Koşuyolu Hastanesi'ne götürülüyor. Ambulansta elektro şok aletinin pili bitiyor. Hasta yakınlarına pil almaları söyleniyor. Bunlar bizim de hala üniversitelerde yaşadığımız şeyler. Ameliyat olacak hasta yakınlarından pamuk, vs. istenir. Bu arada hasta başka bir ambulansa naklediliyor. Bu bir tıp rezaleti. Sağlık sistemimizin ne kadar kötü işlediğine dair birçok ipucu barındırıyor bu haber. Birincisi, tek bir telefonla ulaşılabilecek kalp krizi merkezi şeklinde bir sisteme ihtiyaç olduğu orataya çıkıyor. İkincisi bu sistemin ambulans ağı ile entegre olması gerektiğini gösteriyor."

ENSTİTÜ KURULMALI
Ambulansların hem içindeki personel hem de donanım açısından çok kötü durumda olduğunu söyleyen Sarıoğlu, yaklaşık 3 yıldır ulusal kalp sağlığı politikası oluşturulması gerektiği konusunda çalışmalarının devam ettiğini belirtiyor. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler, kalp dernekleri, RTÜK, Basın Konseyi, sosyal güvenlik kurumları temsilcilerinin katılımıyla oluşturulacak bir 'Ulusal Kalp Sağlık Enstitüsü'nün şart olduğunun altını çiziyor. Sarıoğlu'na göre belli bir yaptırım gücü bulunan bu kurumun kalp sağlığı politikasına yön vermesi gerekiyor. "Hızır Acil 112" gibi tek bir merkezden yönetilen kalp krizi merkezinin hem insan ölümlerini azaltacağını hem de meydana gelen milyonlarca dolar hasarı önleyeceğini tekrar tekrar vurguluyor. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda çok duyarsız olduğunu söyleyen Sarıoğlu, "Bu konuyla ilgili Türk Kardiyoloji Derneği ile bir sempozyum yaptık. Sonrasında bir ön taslak hazırlayarak önerilerimizi Sağlık Bakanlığı'na verdik. Onlar bunu bir kenara koydular muhtemelen. Sağlık Bakanlığı 'Sağlıkta Dönüşüm' diye bir program hazırladı. Sıtma gibi bir hastalıktan bahsederken toplumun en önemli problemi olan kalp rahatsızlıklarından bir cümle ile dahi bahsetmiyor" diyor. Ancak güçlü bir kamuoyu oluşturmadan yetkililerin harekete geçirilemeyeceğinin de altını çiziyor. Kalp hastalıklarının sigara, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam ile arttığını söyleyen Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, bu eğitimin çocukluktan itibaren başlaması gerektiğini vurguluyor. Bunun için de ilkokuldan üniversiteye kadar "yaşam sanatı" adı altında dersler verilmesi gerektiğini söylüyor: "Eğer sigara içmiyor ve haftada birkaç gün yarım saat yürüyorsanız kalp krizi riskini yüzde 30-40 oranında azaltıyorsunuz. Dünya Sağlık Teşkilatı'nın yaptığı bir çalışmaya göre sigara alışkanlıklarının yarıdan fazlası 12 yaş altında başlıyor. Türkiye'de yılda 18 milyar dolar sigara almak için harcanıyor. Sonra kaynaklarımız nereye gidiyor diye çırpınıyoruz. Bu yöndeki eğitim ilkokuldan itibaren bu derslerde verilmeli. Bence okuldaki en önemli ders olmalı."

Aynur ERDEM

DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
 Daha iyisini bulacağım diye aşkı kaçırıyoruz
 Bana bir kedi yaz
 Gribi evde tedavi edin
 Bana otomobilini söyle sana saatini söyleyeyim
 Avrupa'ya Türk işi 'Fantezi'
 Hande'nin yeri 'apayrı'
 G.O.R.A'nın senaryosu da çalıntı mı?
 Yumuşak bir dokunuş
 Ünlü şairin yaptığına bak
 Şarkının bestecisi kim?
 Aynalar çalıntı mı?
 Mahkemelik kitap
 Kafka bile yapmış
 Kara Üzüm türküsüyle ceza aldı
 Film ile oyun bu kadar benzer mi?
 Stil
 Vitrin
 Bir yıl böyle geçti
 Gazeteci yazarların gözünden geçtiğimiz yılın analizi
    Cumartesi Yazarlar
  » Güncel
    Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
BALÇİÇEK PAMİR
Tek bekleyen annesiydi
Bir seferinde arkadaşım...
FİLİZ AKIN
Roma tatili
Hep kemoterapi, radyoterapiye gidecek...
PROF. DR. ERDEM YEŞİLADA
Yoğurt, probiyotik, prebiyotik ve bağışıklık...
60 yıldır iyi etin peşinde
Beyti Güler eti ve onu pişirmesini en iyi bilen kişi olarak tanınır. 1945'ten...
En leziz rakı mezeleri
Türk mutfağının özel tatlarıdır mezeler. Sofranıza renk katacak bu lezzetlerle...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.