kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Teknoloji
    Otomobil
    Detaylı Arama
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Erdal Safak @ SABAH
 

Demokrasi ve ekonomi

Başbakan Erdoğan, SABAH'ın 20'nci yılı için kaleme aldığı yazıda önemli bir saptamada bulundu: "Reformlar, özellikle de ekonomideki açılımlar, 90'lı yıllar boyunca yapısal reformlarla desteklenmedi." Ağır bedeller ödediğimiz krizlerin nedeni de o değil mi?.

SABAH, yayın hayatındaki 20'nci yılını bizim de katkıda bulunduğumuz 11 özel ekle kutluyor.
Türkiye'nin 20 yılda nereden nereye geldiğini irdeleyen bu ekler dizisi dolayısıyla Başbakan Erdoğan da bugün yayınladığımız özel bir yazı kaleme aldı.
Siyasal kaygılar bir yana bırakılarak tamamen objektif olmasına özen gösterilmiş bu yazıda çok önemli hatırlatmalar ve geçmişe yolculuk yapınca içimizi sızlatacak saptamalar var.
Erdoğan örneğin, "80'li yıllara kadar dünyaya kapalı rejimler, açıklık politikası izlemeye başlayıp başarılı olurken, Türkiye ise 90'lı yıllarını heba etti. Kuşkusuz bu sürecin halkımız üzerindeki etkisi çok daha ağır oldu" diyor.
1989'da Berlin Duvarı'nın çökmesinden ve onu izleyen bir-iki yılda Avrupa'da komünizmin tarihe karışmasından sonra, eski Doğu Bloku ülkelerinin hızla dünyayla entegre olmalarını kastediyor.
Bulgaristan'dan Polonya'ya kadar eski Varşova Paktı'nın tüm üyeleri liberal ekonomiye geçmek için düğmeye bastıklarında, Türkiye örneğin özelleştirmede onların en az 10 yıl önlerindeydi.
Bugün o ülkelerin tümü özelleştirmeyi bitirdi. Türkiye ise programının yarısına ya geldi, ya gelmedi. Yitirilen zaman bir yana, heba olan ulusal kaynağın büyüklüğünü varın siz hesaplayın.
Erdoğan'ın ekonomideki açılımların 1990'larda yapısal reformlarla desteklenememesi nedeniyle halkın ağır bedel ödediğini hatırlatan cümlesi bizi 1997 Martı'na götürdü. O günlerde, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları peş peşe Türkiye'nin notunu düşürüyordu. Yorumlarda bu gelişme, bütçe açığının büyümesi, borçlanma gereğinin artması, borç ödemelerinin GSMH'ya oranının fırlaması gibi olumsuz sinyallere dayandırılıyordu. Dönemin Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, 26 Mart 1997'de İstanbul Sanayi Odası'nda yaptığı konuşmada, "Hayır beyler" demişti, "Not indirimi bu güncel gelişmelerden değil, yapısal reformlar için umut verici bir görüntünün olmamasından kaynaklanıyor." Sonra da dünyanın Türkiye'den beklediği adımları sıralamıştı: Vergi tabanının genişletilmesi, özelleştirmenin hızlanması, sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminde köklü reform, kamu harcamalarının insan sermayesinin geliştirilmesine yani bilgi toplumuna dönüşmeyi sağlayacak hedeflere yönlendirilmesi, şeffaflık ve en önemlisi demokratik istikrar."

Kalkınmanın ön koşulu
Ancak, o sıralar Türkiye ne kredi derecelendirme kuruluşlarının uyarılarına, ne Erçel'in çağrılarına kulak verecek, ne de reformları düşünecek durumdaydı. Zira liberal ekonominin tek dayanağı demokrasi duvarına tankların çarptığı 28 Şubat sürecinin en civcivli günleri yaşanıyordu.
Bedeli 4 yıl sonra 2001 Şubat kriziyle önümüze konuldu.
Daha acısı Türkiye, bu 20 yıllık dönemde kalkınmanın temel koşulu olan "iyi yönetişim" ile insan hakları arasındaki denklemi çok uzun süre kuramadı. Hem de Özal'ın her fırsatta "Sıkı sıkıya sarılın" diyerek hatırlattığı üç ilkesine rağmen: "Din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, girişim özgürlüğü."
Güçlü bir ekonominin şeffaflıktan geçtiği, şeffaflığın ise yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları, daha çok demokratikleşme ile sağlanabileceği SABAH'ın kurulduğu yıllarda siyasetçilerimizce görülüp gereği yapılsaydı, her şey bir yana, bugün PKK ve bölücü terör olabilir miydi?
Erdoğan yerden göğe haklı; "Demokrasi, kalkınmanın ön şartı."

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Fırtına yaklaşırken   / 27-11-2005
 İşte geldiğimiz noktanın resmi   / 26-11-2005
 Askeri konuşturmak   / 25-11-2005
 Bir dünya olayı   / 24-11-2005
 Kasımın üç günü   / 23-11-2005
 Dört ay arayla iki G.Doğu gezisi   / 22-11-2005
 Ya atı alan Fırat'ı geçerse?   / 21-11-2005
 Salon coşkulu meydan suskun   / 20-11-2005
 Sinirler bozulunca   / 19-11-2005
 Cennet ve cehennem   / 18-11-2005
ERGUN BABAHAN
Türkiye ve SABAH'ın 20 yılı
Serbest piyasanın en ateşli...
ÖMER LÜTFİ METE
STK mı güçlü, atom mu?
En çok yabancı gizli servis...
UMUR TALU
Nazik konu, nazik üslup!
Üstadım, canım, şekerim,...
ERDAL ŞAFAK
Demokrasi ve ekonomi
Başbakan Erdoğan, SABAH'ın 20'nci...
MEHMET ALTAN
Üst kimlik Gaziantep...
Türkiye belki de çok uzun yıllar...
Bush kozlarını masaya sürdü
Desteği yüzde 35'e inen Bush için daha önce 'tökezlediğinde' olduğu...
Anchorman Başkan TV'de hesap soruyor
Venezuela Devlet Başkanı Chavez TV'de telefonla sorunlarını dinliyor,...
Burası Türkiye.... Burada Kral belli
Burası Türkiye.... Burada Kral belli
Son 2 yılın şampiyonu Fenerbahçe, G.Saray'ı devirip 12'de 12 yaptı ve...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu