kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Teknoloji
    Arşiv
    Etkinlikler
  » Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Aşk yarası, kan banyosu ve hayat kavgası
Aşk yarası, kan banyosu ve hayat kavgası

Kimi komedi unsurları taşıyan, kimi ürperten ve hayatı anlatan, kimi ise zaman zaman gözyaşına boğan filmler bu hafta raflarda bir arada....

Hitch (Aşk Doktoru, Sony Pictures)
Will
Smith'i nasıl bilirsiniz? Bu filmde gördüğünüzde şaşacaksınız. 'Hitch', çok sevimli bir komedi. Manhattan'da 'aşk doktoru' olarak çalışan Hitch, erkeklere kadınları tavlama konusundaki rehberliğiyle ünlüdür. Ama rüzgar döner: 'Alegra Cole' adlı inanılmaz güzel bir kadına kafayı takan Albert'e yardım ederken zorluklar çıkar. İşin peşine düşen Hitch, Alegra'nın peşinde olan dedikodu gazetecisi Sara'ya aşık olur. Enfes sahneleriyle kahkahalar attıran bir film.

Cube Zero (Küp Sıfır, Pra / Tiglon)
Son
10 yılın en dikkat çekici ürperti filmlerinden olan 'Cube' öyle bir başarı sağladı ki, devamı geldi. Yönetmen Ernie Barbarash, bu üçüncü filmde bizi Küp hadisesinin başlangıç noktasına götürüyor. Girenleri beter eden bu mekanizmanın merkez biriminde bir budala oturmakta ve bilinmeyen birinden emirler almaktadır. Ve içeride kalan bir kadını kurtarmak için Küp'ün içine girer. Girince de bunun bir deney değil, feci bir oyun olduğunu anlar.

Saw (Testere, Pra / Tiglon)
Kana
doymayanlar için münasip bir filmimiz var: 'Saw'. Çok sıkı başlıyor film: İki adam, berbat bir banyoda, kendilerini kanlar içinde buluyor. Kan, yanlarında kafasına kurşun sıkarak intihar etmiş bir adama aittir. Ve bu iki adam birbirlerine kelepçelenmişlerdir. Yavaş yavaş anlarız ki, 'Seven'dakine benzeyen manyak bir katil, bu iki arkadaşla feci bir oyun oynamaktadır. Gerisi; bana göre, başlangıcı kadar iyi gitmiyor, çünkü öykünün mantığında bazı arızalar var...

Zatoichi (Palermo)
Son
dönemin en özgün yönetmenlerinden Takeshi Kitano, Japon sinemasının 1960'lı yıllardaki efsane dizisine geri dönüyor. 'Zatoichi', kumar ve masörlükle hayatını kazanan kör bir samurayın öyküsü. Hemen her samuray filminde olduğu gibi; bu kez de kahramanımız ırak bir kasabaya giriş yapar. Bu zavallı kasabada 'Ginzo' adlı bir çete hüküm sürmektedir. Elebaşları Hattori namıyla maruf bir samuraydır. Bu arada bizimki iki geyşa ile tanışır ve onların adına bu çeteyle muazzam bir dövüş mücadelesine girişir. Tarantino'yu hiç de aratmayan sahnelerde bol bol kan var, biraz da gözyaşı.

Rocco e i Suoi Fratelli (Rocco ve Kardeşleri, Saga)
Sinema
tarihinin ölümsüz filmlerinden 'Rocco e i Suoi Fratelli', Luchino Visconti'nin siyah-beyaz başyapıtı. Savaş sonrası İtalyası'nda güneydeki köylerini bırakıp Milano'ya göçen dört kardeş ve anne, burada modern hayatın tüm acımasızlığı içinde derin bir trajediye sürüklenir. Yakışıklı ve iyi yürekli Rocco, aileyi bir arada tutmaya çalışırken, hırçın ağabeyi Simone ile aynı kadına aşık olunca birbirine düşer. Acı sona götüren bu uzun ve tadına doyulmaz film, bize aslında yoksulların mücadelesini, insanın hayata tutunma savaşını da anlatıyor. Alain Delon ve Renato Salvatore, kariyerlerinin en büyük oyunlarıyla göz dolduruyor.

'Robots' (Robotlar, Fox / Tiglon)
Daha
geçenlerde sinemalardan gelip geçen 'Robots', son dönemde izlediğim en güzel animasyon. Çünkü tiplemeler muhteşem, akıl almaz bir yaratıcılıkla, sizi alıp Rodney Copperbottom ve arkadaşlarının Robot City'deki maceralarına, her ne kadar parça parça da olsa, büyüleyici sahnelerine götürüyor. 'The Incredibles' daha derli topluydu, ama 'Robots' da çocukları ekran karşısında mıhlamaktan geri kalmıyor.

Los Lunes al Sol (Güneşli Pazartesiler, Palermo)
İspanya'dan çok ilginç bir film Los Lunes al Sol'. Aslında tema olarak 'Rocco' ile benzerlikleri de yok değil. İspanya'nın kuzeyinde bir liman kentinde işszilikle başbaşa kalan bir grup insanın sıradan öykülerini ve yaşamlarından kesitler izliyoruz. Pazartesi günü onlar için özgürlüktür, ama esaret içinde bir özgürlük. Yaşadıklarını, hislerini sıradan öykülerde paylaşırlar. Ödüller almış, ince duyarlılıklarla dolu bir film.

Melis Akman

DİĞER GÜNAYDIN HABERLERİ
 Dijital dönem atakta 35 mm sallantıda!
 Tarihçilerin tepkisi merak konusu
 Emine Erdoğan yaptı, Hint kınası moda oldu
 Aşkları insanların yüreğini titretiyor
 Benim filmim matrak olmalı
 Grup Malabadi buakşam LaresPark'ta
 Moyano'dan Latin gitar konseri yarın
 İdeal sevgili misiniz?
SEDA KAYA GÜLER
Kalp unutmaz!
Karadenizli'si de, Doğulu'su da Batılı'sı...
AHMET UMİT
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi... (7)
Tamam, tamam sevgili...
AYŞE TÜTER
Karnıyarık böreği
SAHUR Birinci yufkayı düz bir zemine...
Oruç hasta kalbi etkilemiyor
Oruç hasta kalbi etkilemiyor
Oruç, düzgün seyreden ve sıkı kontrol altındaki kalp hastalarının...
Metin Şentürk'ün gözü açılacak!
Metin Şentürk'ün gözü açılacak!
İzlenme rekorları kıran dizilerin kanalı atv'de çok yakında yeni bir...
Canlı yayında korsan kitap gerilimi yaşandı
Canlı yayında korsan kitap gerilimi yaşandı
Yalçın Dümer, önceki gün radyo programına konuk ettiği Tarık Akan'ı...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.