kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
  » Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Özür dilerim sayın Zorlu, neredeyse sizi öldürüyordum
Özür dilerim sayın Zorlu, neredeyse sizi öldürüyordum
İbo'yu seven kıro tarafımı seviyorum

Özür dilerim sayın Zorlu, neredeyse sizi öldürüyordum

Kendim ile barışık olma durumunu kullanmayı seviyorum. İtiraflarda bulunmaya bayılıyorum. Gerçi bu pek ağır bir itiraf sayılmaz ama bazı insanları sinir etmek hoşuma gidiyor: İbrahim Tatlıses'e bayılıyorum. Ne zaman canım sıkılsa, terk edilsem, aldatıldığımı düşünsem, gazetede sıkılsam, annemlerle kavga etsem otomobilime atlayıp CD çalara 'İbrahim Tatlıses Klasikleri' CD'sini koyup 8'e basıyorum. 'Bir Kulunu Çok Sevdim', 'Dertler Derya Olmuş' ve 'Yolum Düşer Meyhaneler Üstüne' (şarkının tam adını bilmiyorum) ile böğüre böğüre karaoke yapıp deşarj oluyorum.

İÇİMDEKİ ARABESK ATEŞİ...
İçimdeki bu arabesk ateşini 25 yaşımda ilk kez aşık olduğumda fark ettim. Hard Rock ve Heavy Metal büyük aşkımdı. Ama yaşamımdaki büyük aşkıma olan duygularımı 'anlatabilmeme' yetmiyordu. Bir ilişkiye başlarsınız ve en az ilk hafta boyunca bayan mükemmeli oynarsınız. Ben birinci hafta sonunda bu rolden vazgeçince bir seyahatimiz sırasında İbo'yu koydum CD çalara. Bir anda ilişkimiz başka bir boyut kazanmıştı. Ortak bir kültürü paylaştığımızı, taşralı olduğumuzu, zaman zaman canımızın çok yanığını ve bir de 'normal' olduğumuzu anlatmanın daha iyi bir yolu yoktu o an için... Aşkım devam ettikçe arabesk kültürüm de gelişti. Bir de artık büyüyordum. Ve annemlere 'herkes farklı, ben farksızım' rolünü oynamam gerekmiyordu.

PROTOKOLDE OTURUYORUM
Geçen hafta İbrahim Tatlıses konseri vardı. Hem de bir senfoni orkestrası eşliğinde konser verecekti paşam. Konserin organizasyonunu Hitt prodüksiyon yapıyordu. Yıllar önce Tarkan'ın ekibinde idim. Uygar Ataş ile de üniversite arkadaşıyız. Uygar ile dağ bayır dolaşır Tarkan'ın promosyonunu yapardık. Sıkı da arkadaştık. Gerçi otomobil kullanmayı öğrenirken ilk kazamı onun otomobili ile yapmıştım (ki bu hikayeyi mutlaka bir gün yazacağım!)... Bu durum benim Tatlıses konserine bedava gidip, üstüne de protokolde salına salına oturup, dosta düşmana "Bakın o kadar ünlü ve ciddiye alınan bir yazarım ki, protokolde oturtuluyorum..." görüntüsü yaymam demekti. Konser günü saat 5'te Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'ndaydım. Ama durum çok karışıktı. Hayatımda bu kadar büyük protokol oturma grubu görmemiştim. Ve Uygar gülümseyerek yer olmadığında, dağda bayırda bir yerde oturup seyredebileceğimden bahsediyordu. Ki tam bu sırada imdadıma kahraman gibi Nurcan Karaca yetişti. Basın danışmanlığı yaptığım yıllardan kalan bu arkadaşım da senfonili konserin fikir annesiymiş meğer. Aylarca İbo ile kebapçılarda kebap yiyip, bu fikri ona kabul ettirmeye çalışmış.

SANDALYELER DARDI
Nurcanımın çantasından çıkardığı protokol bileti ile artık içim rahattı. Konser öncesi de İbo ile fotoğraf çektirebilecektim. Ancak bunun için soyunma odasının önünde fotoğrafçı arkadaşım Korkut ile pusuya yatmamız gerekiyordu. İbo göründüğü anda "Haydaaa" diye boynuna yapışacaktım. Korkut'um da deklanşöre arkası arkasına basacaktı. İbo beyaz Mercedes'i ile konser alanına girdi. Ben tam boynuna atlayacağım, nasıl becerdiyse orada duran bir sürahi suyu bacağına döktü ve doğrudan odasına koştu. Ardından da konser saatine kadar 1.5 saat kapıda bekledim. Tam sahneye çıkarken atlıyordum ki, korumalar bana suikastçı muamelesi yaptılar. Çare yoktu. Gidip protokoldeki yerime baktım. Süpperdi!.. Ancak sandalyeler çok dardı. Birinci sıradaki sandalyeyi havaya kaldırıp yerime geçiyordum ki, sandalyeyi indirirken en ön sıradaki beyaz ceketli beyefendiye çarptım. Beyefendinin yanındakiler çok telaşlandılar, beni suikastçı sandılar. Meğerse beyefendi Vestel, Denizbank gibi şirketlerin sahibi Ahmet Nazif Zorlu imiş. Ne kadar utandığıma anlatamam. Üstelik benim Denizbank'tan kendilerine kredi kartı borcum var. Korumalarına 'hanımefendinin kartını iptal ettirin' emri verecek diye ödüm koptu. Allah'tan çok cana yakın birisiymiş. Sadece gülümsedi, ben süklüm püklüm özür dilerken.

RAHŞAN GÜLŞAN

DİĞER GÜNAYDIN HABERLERİ
 41 çift aynı anda evlendi
 Farklı zevklere yönelik tasarımlar
 Rahatlama terapileri yarın başlıyor
 2000'li yılların Nostradamus'u
 Loş ışıkta yemek yemeyin yemekte televizyonu kapatın
 Arayan buluyor...
 Dekorasyondaki Son Trendler
 Rengarenk kahvaltı sofraları
 Konforlu banyo keyfi
 Elite'le bahçe keyfi...
 Hayatımızı kolaylaştıran 'Çekmeceler'
 Demirdöküm'den sessiz kombiler
 Kimse ondan vazgeçemiyor
 Cerrah olmak kolay değil
 Erkeklere özel Vogue geliyor özel
 Bu kez acımasız kraliçe olacak
 Paparazzilerin gözdesi
 60'lı yılları hatırlatıyor
HAKAN & UTKU
Formula-1'i sokaktaki adama sorduk
Bir organizasyonun...
AYŞE TÜTER
Böğürtlenli puf
Böğürtlen, limon kabuğu, şeker, limon...
'Fobi nedeniyle her gün test yaptıranlar var'
'Fobi nedeniyle her gün test yaptıranlar var'
AIDS, insanların yüzleşmekten en çok korktuğu hastalıklardan biri.
Şahan atv için gün sayıyor
Şahan atv için gün sayıyor
"Dikkat Şahan Çıkabilir"le ve reklamlarda yarattığı tiplemelerle tüm...
Fashion TV yenilenen yüzünü defilede tanıttı
Fashion TV yenilenen yüzünü defilede tanıttı
Dünyada milyonlarca takipçisi olan Fashion TV, yenilenen yüzünü...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.