kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Omer Lutfi Mete @ SABAH
 

Üstsüze bakmayan Bakan mı olur?

Üç aylara girdik, ikinci Cuma'yı da idrak eyledik. Böyle dönemlerde irtica-savar güçlerin çok dikkatli olmaları gerekir! Laiklik bir gece ansızın elden gidebilir. Zira kurdun dumanlı havayı sevmesi gibi irticacı da bu kutlu zamanlarda ayın on dördünü görmüş gibi azgınlaşabilir.
Ne yapar mesela? Başbakanlıkta bayanlar için mescit açabilir. Bu ne demektir?
Türkiye Cumhuriyeti gibi laik bir ülkenin başbakanlık binasında bayan mescidinin var olması, orada başı örtülü hanımların bulunduğu anlamına gelir. Oysa başörtülüler devlet dairelerinde çalışamaz. Demek ki, hükümet sessiz sedasız bir sürü başörtülü elemanı başbakanlıkta işe almış, şimdi de onlara mescit açmıştır.
- Baş açık çalışıp namaz kılarken örtenler ve misafirler için olamaz mı?
Siz öyle zannedin! Bunların ne yapacağı belli olmaz. Laiklik elden gidebilir.
Aynen 'din elden gidiyor' diyenlerin tepkisini andıracak yaklaşım sanıldığından çok daha yaygın. İstemeden de olsa zaman zaman böylelerini hayal kırıklığına uğrattığım için biliyorum. Sözgelimi dış meselelerimizle ilgili düşüncelerime katılan, hele iktidarı eleştirdiğimde çok hoşlanan pek çok okur kazara başörtüsü için özgürlük talebine katıldım mı yıkılıyorlar.
- Sen de mi?


Türkiye'de iki tür dincilik birbiriyle savaşıyor: Köktendincilik ve köktenlaikçilik.
Söylem ve eylemleri kadar duyuş ve düşünüş tarzları da benzeşen bu kutuplar saçmalık salgılıyorlar. Köktenlaikçiler makul laik çevrelerin, köktendinciler de sağduyulu dindarların beyin ve yüreklerine bin bir biçimde olumsuz fikir ve duygular, hatta saplantılar serpiştiriyorlar. Havayı kirleten filtresiz bacalar gibi, doğanın en masum canlılarına bile zarar veriyorlar.
Küçücük bir haber, bu etki türünün ilginç bir örneğini oluşturuyor.

Bakan
üstsüze bakamadı
- Dünya Üniversite Yaz Oyunları için İzmir' e giden Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, yüzme yarışlarının yapıldığı Manisa Özel İdare Yüzme Tesisleri' nde incelemelerde bulundu.
Şahin'in incelemeleri sırasında özellikle yabancı sporcuların havuz kenarında sere serpe güneşlenmeleri dikkat çekti. Aralarında, üstsüzlerin de bulunduğu sporcular, bakan ve beraberindekilere aldırmadan güneşlenmeye devam etti. Şahin, ziyarette tesislere tam not verirken, 'Burasının daha iyi koşullarda hizmet vermesi için elimizden geleni yapacağız' dedi.
Şimdi bu metinde birinci sayfadan verilecek haber unsuru nerede? Bakanın üstsüzlere bakmamasında mı? İlle de bakmalı mıydı?
Haberi yapanın ve sergileyenin bilinç altındaki saplantı şu:
'Bakmıyor, çünkü dinci. Baksa rahat edeceğiz. Demek ki o da senin benim gibi insan ve doğal bir erkek diyeceğiz. Bu güzellere bakmaktan kendini men ettiğine göre karanlık adam kardeşim. Göğüslerini sergileyen rahatsızlık duymuyor da sana ne oluyor ki bakmıyorsun.'
Hele kelime oyununa ne demeli: Bakan üstsüzlere bakmadı.
Allah Allah, bakan nasıl olur da bakmaz. Bakacak kardeşim. Baldır bacak, göğüs göbek, bakan dediğin bakacak.
Bu yansımalar, köktendinci-köktenlaikçi kavgasının sapla samanı karıştırtmasından.
Üstelik siyasetçi için, hele de muhafazakâr siyasetçi için tersi de felaket!
İnceden kınar gibi 'bakan üstsüze bakmadı' diyen kafa, aksini görse ne der?
- Vaay, hem dinci geçinir, hem de üstsüze bakıyor!


Bu süreçte kusur büyük ölçüde muhafazakarların. Kendilerini ülkenin ikinci sınıf vatandaşı gibi algıladıkları için karşıdakilere ülkenin sahibi duygusunu aşılarlar. Kendilerini 'beriki' diye görürler ve 'öteki' tarafından kıstırılırlar:
- Yazı gelirse sen kaybedersin. Tura gelirse ben kazanırım.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Telekom ihalesine dair   / 18-08-2005
 Öcalan da, sözde hasımları da affedilemez!   / 16-08-2005
 KİT pazarına necaset mi yağıyor?   / 15-08-2005
 Bölücülüğe vaziyet etmek (II)   / 12-08-2005
 Bölücülüğe vaziyet etmek (I)   / 11-08-2005
 Telgrafın tellerine kim konacak?   / 09-08-2005
 Düğün dernek ve örnek   / 08-08-2005
 Kapitalizmin 1984'ü (2)   / 05-08-2005
 Kapitalizmin 1984'ü (1)   / 04-08-2005
 Terörün tanımına dair (II)   / 02-08-2005
YILMAZ ÖZDİL
Döner...
Claudia Roth, Almanya'daki Türkler'in oyunu...
ÖMER LÜTFİ METE
Üstsüze bakmayan Bakan mı olur?
Üç aylara girdik, ikinci...
FATİH ALTAYLI
İstanbul Formula 1'i hissetmiyor
Bugünden başlayarak...
ERDAL ŞAFAK
www.turkiye.eu
Sonbaharda AB'de sanal ortamdaki sınırlar...
Annenin savaş karşıtı eylemi yayılıyor
Asker oğlunu yitirdiği Irak Savaşı'nı Bush'un çiftliği önünde kamp...
Askerler 'direnişin' son kalesine de girdi
İsrail'in Gazze'den çekilmesine en sert direniş başladı. 1500 aşırı...
YES (Yıldıray-Emre-Selçuk) formülü
YES (Yıldıray-Emre-Selçuk) formülü
Bulgaristan yenilgisi Milli Takım'da moralleri bozmadı. Eylül...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu