kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Tecavüz mağduru kadını bir de toplum suçluyor
Tecavüz mağduru kadını bir de toplum suçluyor
Avrupa'da cezası çok ağır
Asıl travma daha sonra başlıyor

Asıl travma tecavüzden sonra başlıyor

İzmir'de tecavüze uğradıktan sonra nişanlısı tarafından terk edilip işinden çıkartılan B. S. toplumun suçladığı mağdurlardan yalnızca biri... Babası tarafından tecavüze uğradığını ispatlayamayan 18 yaşındaki E.B. gibi pek çok mağdura asıl travmayı toplum yaşatıyor.


Tecavüz mağduru kadını bir de toplum suçluyor

Geçen hafta İzmir'de tecavüze uğrayan 24 yaşındaki B. S. önce işinden oldu, nişanlısı tarafından terk edildi ve yaşadığı şehirden ayrıldı. Bu son örnek tecavüz mağduru kadınların hakkını arayamadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Kızkardeşimiz, arkadaşımız, kızımız ya da annemiz... Hemen her gün evde, sokakta belki de işyerinde tacize ya da tecavüze uğruyor kadınlar. Belki babaları, arkadaşları ya da hiç tanımadıkları erkeklerin bedenleri üzerinde hakimiyet kurma güdüsüyle saldırıya uğruyorlar. İlk travmanın ardından mağdurlar ya ailelerine, arkadaşlarına, öğretmenlerine ya da polise başvuruyor. Büyük çoğunluğu susmayı tercih ediyor. Kendini suçlu hissediyor, korkuyor, hatta intiharı bile düşünüyor... Bir kısmı da mahkemeye başvurup adalet arıyor. Yaşama yeniden tutunabilmek, korkmamak, yeniden güven kazanmak için suçlunun cezalandırılmasını istiyor. Asıl travmayı ise hakkını aramasının bir anlamı olmadığını anladığında yaşıyor. Ailesinden destek alamayanlar, işyerinden kovulanlar, yaşadığı şehri terk edip kendini unutturan mağdurlar çoğalıyor. Yaşananların iziyse hiç silinmiyor.

BABASI TECAVÜZ ETTİ
18 yaşındaki E. B. geçen yıl mart ayında evde kimsenin olmadığı bir gün babası tarafından tecavüze uğradı. Annesinin babasını öldürebileceğini düşünerek anlatamadı. Evde sürekli kavga çıkarıp annesini döven babası son zamanlarda işsizdi. Olayı en yakın arkadaşlarına ve iki öğretmenine anlattı. Arkadaşları onun kadar üzüldüler, öğretmenleri ise hiç ilgilenmedi. Annenin evde olmadığı anlarda babası ona defalarca tevacüz etti. E'nin bütün psikolojik dengesi bozuldu, dersleri kötüleşti, okula gidemez oldu. Sık sık okuldan izin alıp dedesi ve anneannesiyle birlikte yaşayan teyzesinin yanına kaçıyordu. 3 ay içinde yeğenindeki değişimleri fark eden teyzesi onu biraz zorlayınca daha fazla saklayamadı. Bir süre sonra teyzesi annesine anlatması gerektiğine ikna edince ona da anlattı. Haziran ayıydı ve yıkılan anne hemen gazetelerde gördüğü bir sivil toplum örgütünü aradı. Telefonda karşısına çıkan avukata kızının başına gelenleri anlattı. Ama sonraki 5 ay boyunca bir daha anneden ses çıkmadı. Çünkü anne ve kızın birlikte hareket ettiğini hisseden baba, onları eve hapsetmişti. Kasım ayında bir gün anne ve kız hukuk bürosuna geldi. Evden kaçmışlardı. Olayı anlatırken onu dinleyen iki kadın avukat da genç kızla birlikte ağladı. İkisi de anneydi ve akıllarına kendi kızları geldi. İlk görüşmeden sonra iki kadın avukat da psikolojik destek aldı. O tarihte henüz 17 yaşında olduğu için kızı adına şikayetçi olan anneydi. Avukatlar noterde vekalet işlemlerini yaptırıp hemen E'nin olayı anlattığını söylediği öğretmenleriyle görüştü. Din öğretmeninin yorumu "Bu işler çözülmez'' oldu. Rehberlik öğretmeni ise karışmak istemediğini söyledi. Olayı en hızlı şekilde çözmeyi düşünen avukatlar, genç kızın fiziksel ve psikolojik raporunu aldıktan sonra hemen savcılığa başvurup babayı tutuklattırmak istiyordu. Dilekçenin ilk cümlelerini okuyan savcının yorumu "Bütün babalar çocuklarının yatağına girer'' oldu. Dehşete düşen avukatlar dosyayı savcının elinden zorla aldı. Çünkü savcı olayı aile mahkemesine göndereceğini söylüyordu. Ağır cezalık bir suçla karşı karşıya olduklarını söyleyen avukatlar, dosyayı bu kez başsavcıya götürdü. Bir ensest vakası için duyarlı, hızlı bir savcı talebinde bulundular. Bu kez görevlendirilen yeni savcı ifadeleri alırken genç kız sürekli ağlayıp bayıldı. E'nin bakire olup olmadığını inceleyen doktor "Bazı yırtılmalar var, ancak kesin raporun verilmesi için adli tıbba gitmesi gerek'' şeklinde rapor verdi. Avukatlar aynı gün Çapa Psikososyal Travma Merkezi'ne başvurarak stres sonrası travma olup olmadığına dair rapor almak istediler. Amaçları geçici rapor alıp savcılığa ibraz ederek tutuklama istemekti. Çok yoğun olan merkezde bir hastanın randevusunu ertelemesi üzerine görüşme gerçekleşti. Fiziksel ve psikolojik şiddetin uygulandığına dair raporlar alındıktan sonra tekrar savcılığa başvuruldu. Baba çağrılıp, ifadesi alındıktan sonra tutuklama isteğiyle mahkemeye gönderildi. İfadeleri inandırıcı bulmayan mahkeme babayı serbest bıraktı. Anne ve genç kız ne yapacaklarını bilemeden mahkeme kapısında korku içinde kaldı. "Korkma anne artık bundan daha fazlasını yapamaz'' dedi genç kız annesine. Savcı karara itiraz ederek Ağır Ceza'ya gitti. Ağır Ceza babayı tutuklama kararı çıkardı. Polis tarafından evinden alınıp cezaevine götürülen baba, 3 ay sonra 3. celsede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Duruşmalarda babasıyla her karşılaşmada sinir krizleri geçiren genç kız, 18 yaşını doldurduğu için artık kendi davasını kendi sahipleniyordu. Dava adli tatil nedeniyle eylüle ertelendi. Anne ve genç kız ayrı bir evde yaşamlarını sürdürüyor. Anne boşanma davası açtı ama mahkeme diğer davanın sonuçlanmasını beklediği için boşanma kararı almadı. Yaşadığı travmanın etkisindeki genç kız üniversite sınavını kazanamadı. Şimdi adaletin kendisine sahip çıkıp, hayatla ilişkisini sürdürebilmek için umutla bekliyor.

SUÇLU BULUNAMADI
8 ay önce çalıştığı hastanedeki nöbetini tamamladıktan sonra evine giderken parkta saldırıya uğrayan N. T. hemşire, olaydan sonra uzun süre psikolojik destek aldı. Saldırgan hala bulunamadı. N. T. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi'ne başvurdu. Dosya savcılıkta. N. T. hala aynı hastanede çalışıyor ama bu olaydan sonra nöbet saatleri değişti, artık çok geç saatlerde gidip gelmiyor. N. T. hala yalnız uyuyamıyor. Ailesi ona destek oldu. Polisin bu işi yeterince incelemediğini ve inceleme yapmaya bir hafta sonra geldiğini söyleyen N. T. kendisi de bir sağlık elemanı olduğu için bu tip vakalarda kadınların direk polise değil hastaneye gitmeleri gerektiğini söylüyor; "İlk 48 saat için hastanelerde mutlaka adli psikiyatrist olmalı. Kadınlar önce polise gidince sözlü ya da fiziksel olarak belki tekrar mağdur kalabiliyorlar, ama hastanede bu söz konusu olamaz. Ben iyi ki sağlık çalışanıyım, çünkü daha bilinçli oluyorsunuz. Arkadaşlarımın bana çok desteği oldu. İş arkadaşlarım nöbette yalnız bırakmadı. Benim yaşadıklarımın örnek olmasını umuyorum. Çünkü bu toplumda mağdur kişiler daha çok rencide ediliyor, saklanmaya çalışıyor. Suçluya yönelinmesi gerekirken mağdura yöneliniyor ve tekrar tekrar mağdur ediliyorlar. Kadınların çok bilinçli olması gerekiyor. Anne babanın çocuğuna sahip çıkması gerekiyor. Sonuçta mağdur olan ya birinin annesidir ya kardeşidir ya da eşidir. Gazetelerde de mağdurun resminden ziyade suçlunun resmi günlerce verilmeli. Suçlunun özgeçmişi verilmeli. Mağduru gösterip tekrar tekrar ezilmemeli diye düşünüyorum."

İŞİNİ BIRAKTI, AİLESİ BİLMİYOR
25 yaşındaki M. D. 3 yıl önce çalıştığı restoran sahibinin oğlu tarafından tecavüze uğradı. İki aile dost olduğu için kendi ailesine anlatamadı. İşinden ayrıldı. Bütün güveni sarsılmıştı, kendini suçlu ve kirli hissediyordu. Aileler birbirini tanıdığı için sık sık karşı karşıya geldiler. Karate dersleri aldı. Birkaç ay sokakta birilerini dövmeyi düşündü. Ailesi kızlarındaki değişimi fark edip anlamaya çalıştı ama hiçbir şey anlatamadı. "Bu olay beni o kadar çok etkiledi ki artık erkeklere güvenmem çok zor" diyor. "Olayın daha büyük acılar yaratmaması için aileme anlatamam. İşimden ayrıldım, başka bir şehre gitmeyi bile düşünüyorum. Zaten ceza alsa bile bu duygu bitmez. Sadece unutmak istiyorum."

Figen Yanık

DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
 Sesi şehri adım adım geziyor
 Guatemalalı geline konsolosluk engeli
 Fransızlar'ın gözbebeği
 Hollywood'un ölüm saçan filmi
 Biraz şişmanlık güzellik getirir
 Kansere yakalandılar
 Ada sahillerinin sakinleri
 KARABURUN lezzet beldesi gibi
 Kürt sorununa 'politik' cevaplar
 Komşumuz bomba yapıyormuş
 Büyük yarışın hikayesi
 Son padişahın son sadrazamı
 Murdoch hayattayken varisleri birbirine girdi
 İştahı imparatorluk ölçeğinde
 Bir Patricia Cornwell klasiği
 Tom dünyanın en harika erkeği
 Entelektüel Elit'in Elit kahvesi
 Bütün yollar İzmir'e çıktı
 Her yaşta öğrenmesi en kolay dil Türkçe
    Aktüel Pazar Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
BALÇİÇEK PAMİR
Süs havuzuna girmek yasak
Adı üstünde süs havuzu...
MEHMET ALTAN
Kediler insanı delirtir mi?
Asabi birisiyle karşılaşınca...
REFİK DURBAŞ
Tokat'ın hali, "Kardelen"
Tokat'ta Çekenli iş merkezi...
KAZIM KANAT
Bir kaşıkta 20 mantı olmalı yoksa o kız evde...
Pistteki hız onlara yetmiyor
Pistteki hız onlara yetmiyor
Dünyada en çok kazanan sporcuların başında gelen Formula 1'in...
Denizi olmayan şehri kim sever ki!
Denizi olmayan şehri kim sever ki!
İstanbul kendini sürekli Ankara ile kıyaslar ve üstünlük kurar. Oysa...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.