kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Anadolu kültürleri ebruya benziyor
Anadolu kültürleri ebruya benziyor

Türkiye'nin kültürel, dinsel, etnik farklılığını ebru sanatına benzeten Attila Durak, bu çeşitliliği fotoğraflamak için 5 yıl önce yollara düşmüş. Durak bir karede 20 değişik kültür gördüğünü söylüyor
Küçük bir oda... Duvarlarında anılarıyla birlikte sararmış fotoğraflar. İki köşede el emeği göz nuru Meryem Ana işlemeli perdelikler. Odada üç yaşlı kadın. Ellerindeki büyük basmayı açmışlar, bakıyorlar. Sanki yıllardır orada öylece duruyorlar gibi. Sanki zaman donmuş. Fotoğraf karesinden yayılan ruhani koku, sizi karmaşık duygular eşliğinde içine çekiyor. Basmanın delice fışkıran renkleri ise fotoğraf karesinin dışına, hayata atıyor sizi. Fotoğrafın ortasındaki ak saçlı kadın Nasra Teyze. Bir Süryani. Mardin, Midyat'tan. Son basmacı. Fotoğrafı çeken ise Attila Durak. "Mardin'de yaşayan bir kadın vardı. Son basmacıymış. Nasra Teyze. Bana bir mücevher gibi takdim ettiler" diyor. Midyat'taki Süryani Nasra Teyze ile fotoğraf sanatçısı Attila Durak'ın hayatını bir fotoğraf karesi etrafından birleştiren şey, Durak'ın "Ebru Projesi" olmuş. Bazılarımızın mozaik, kimilerinin "Ne mozayiği" dediği Türkiye'nin kültürel, dinsel, etnik farklılığını ebru sanatına benzeten Durak, 5 yıl önce bir ebru gibi birbirine girmiş, birbiriyle kaynaşmış farklılığı fotoğraflama sevdasıyla yollara düşmüş. Nasra Teyze durgun, yavaş. Durak ise hızlı, dinamik. Nasra Teyze daha çok geçmiş, Durak gelecek. Nasra Teyze Doğu, Durak ise Batı...

ABD'YE YERLEŞMİŞ
'Batı'ya giden bir gemide Doğu'ya yürümek" lafı sadece ülkeler için geçerli değil bu coğrafyada. Hatta ülkelerden daha çok insanları için söylenmiş gibi. Bence Attila Durak için de geçerli. O, yüzü hep Batı'ya dönükken Doğu'yu arayan bir adam olmuş: ODTÜ'de okumuş, ekonomi bölümünü bitirmiş, iyi bir işte çalışırken, bir gün işini gücünü, Türkiye'yi geride geride bırakıp, kendini Amerika'ya, bir anlamda Batı'nın mabedine atmış. New York'ta bir yandan hayatını sürdürebilmek için değişik işlerde çalışırken diğer yandan fotoğrafçılık okumuş. Süreç içinde New York'un önemli galerilerinden Duggal Underground'daki sergi başta olmak üzere çok sayıda sergi açmış. 2004 yılında Avrupa Komisyonu'nun Birleşmiş Milletler Delegasyonu tarafından düzenlenen 'Europe Day 2004' isimli sergide Türkiye'yi temsil etmiş. Fotoğrafları Rio de Janeiro Caz Festivali'nin tanıtım fotoğrafı olarak kullanılmış. Buraya kadar olanlar onun hayat madalyonunun Batı'ya dönük yüzü. Ama bu madalyonun bir de güneşin doğduğu topraklara bakan yüzü var. Bu yüzde Hindistan, Nepal, Pakistan ve son beş yıldır karış karış dolaştığı Anadolu var. Bu yüzde Nasra Teyze var. Bu çatallı yol hikayesinde fotoğraf tutkusu ve gezgin ruhu Attila Durak'ın kutup yıldızı olmuş hep. Fotoğraf aşkı mı onu yollara düşürüyor yoksa yolculuk tutkusu mu fotoğrafı doğuruyor, bu pek belli değil. Nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan iki küçük ırmak gibi kah yolculuk fotoğrafı, kah fotoğraf yolculuğu beslemiş. İlk yolculuğunu 1990'lı yıllarda Amerika'ya gitmeden önce Hindistan, Pakistan, Nepal üçgenine yapmış. 3.5 ay dolaşmış ve deklanşöre heyecanla basmış bu topraklarda. Günde bir dolarla bir Hintli gibi yaşamış. "Hayatımın en önemli projesiydi bu. Gittiğimde çocuktum, döndüğümde büyümüştüm. Her gün fotoğraf çektim. Bir karede 20 kültürü gördüm" diyor. Ancak bu seyahat büyük bir sükut-u hayalle, bir "travmayla" noktalanmış. Çünkü yolculuğunun son günü çektiği 2000 kare fotoğrafı ve fotoğraf makinesini çaldırmış. "Oraya gitme nedenimi bir anda elimden aldılar" sözü yaşanan kırılmanın şiddetini anlatıyor olsa gerek...

YENİ BİR YOLCULUK
Bu travmadan sonra yeni bir yolculuğun ruhsal ve maddi koşulları ancak 2001 yılında ortaya çıkıyor. Uzun zamandır kafasında kurduğu 'Ebru Projesi' için 5 bin dolar ayarlıyor. Hemen bir minibüsü karavana çevirtiyor ve ağustos ayında Türkiye'nin yolunu tutuyor. İlk durağı Kaz Dağı'ndaki Tahtacılar. Ve ardından her yılın 6 ayını Türkiye'de geçirerek Boşnaklar, Pomaklar, Romanlar, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Kürtler, Araplar, Süryaniler, Zazalar, Nusayriler, Arap Hıristiyanlar, Lazlar, Gürcüler, Çerkezler, Tatarlar, Yörükler diye devam ediyor yolculuk. 5 yıldır süren bu serüvene şu ana kadar Türkiye'deki Fuji Film, Ahmet Ertegün'ün başkanı olduğu 'American Turkish Society Vakfı, Moon and Stars Project (Amerika'daki Türklerin kurduğu bir vakıf) ve Soros'un Açık Toplum Enstitüsü sponsor olmuş. Durak, binlerce fotoğrafın çekildiği, hikayenin biriktiği serüvenin artık son dönemecine gelmiş. Önümüzdeki yıl kafasındaki eksik fotoğrafları da çekerek 'albüm kitabı' tamamlamayı hedefliyor. Kitap bir yandan Türkiye sentezini fotoğraflarla anlatırken, diğer yandan bu süreçte yaşanan ve değişik yazarlardan tarafından kaleme alınan hikayeleri de içinde barındıracak. Yani 'albüm kitap' görsel ve yazınsal bir şölen olacak. Projenin çıkış noktasını da son olarak Durak şöyle anlatıyor: "Benim inandığım bir Türkiyelilik var. Çok farklı kökten, etnik gruptan, dinden gelen insan grupları var. Bugün bu insanlar nasıl yaşıyorlar, düğünlerini, ölümlerini nasıl yaşıyorlar merak ettim. "Türkiye Türklerindir" denir ama bu Türkler kim onu merak ettim.''

EBRU Projesi Türkiye'nin farklı kökten, etnik grup ve dinden gelen insanlarını yansıtırken değişik yazarların kaleme aldığı hikayeleri de içinde barındıracak

Metin Sever

DİĞER YAŞAM HABERLERİ
 İstanbul artık onların evi oldu
 Gelenekselden evrensele 'aşure'
 Cami duvarına sevgi boyası
 En büyük destek imam ve eşinden
 Beşiktaş'a zorunlu estetik operasyon
 İster uzak, ister yakın en cazip tatil seçenekleri
 Kapalı havuzlarda form tutabilirsiniz
 Şık ziyafet sofrası labirent gibidir
 102 yıllık Ermeni okulu kültür hizmeti verecek
 Bu ayın vazgeçilmez tatları pide, zeytin, hurma ve güllaç
 Güllaç
 Çevreyi koruyan yiyecekler
 Hem ruhunuz hem bedeniniz yenilensin
 Türkiye'nin ilk online sanat merkezi
 Yemek davetlerinde uyum şart
 Kitapla buluşmak için son üç gün
 Kehribar Kadınlar
 Auschwitz'in Külleri
 En keyifli iftar sofraları
    Yazarlar
    Alışveriş
  » Yaşam
    Ajanda
    Güncel
    Gezi
BALÇİÇEK PAMİR
Doğru topu bulmak öyle kolay değil işte
En son ne zaman...
Sizce ben seksi miyim?
Sizce ben seksi miyim?
Bu soru hemen her ülkede dünyanın en seksi kadını seçilen Angelina...
Parmaklık ardı bayram
Parmaklık ardı bayram
Paşakapısı Cezaevi bayram telaşını en çok kantin kapısında yaşadı.
Polisin Peker Örgütü şeması ünlüleri şok etti
Polisin, organize suç örgütü kurduğu iddiasıyla savcılığa suç...
Vatandaş duyarlı olunca kapkaççı bu kez kaçamadı
Kapkaççılar tarafından cep telefonu için trenden atılan üniversiteli...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.