kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
  » Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
AVRUPA PARLAMENTOSU ALKIŞLADI:Sakharov Ödülü alan Leyla Zana'nın
Ödülü bütün Türkiye aldı

9 yıl önce hapisteyken verilen Saharov ödülünü Zana "Sadece bana verilmedi" diyerek aldı.

6 Ekim'de Strasbourg'da Erdoğan'ı ağırlayan Avrupa, bir hafta sonra Brüksel'de Zana'yı konuk etti. Sözlerine Türkçe başlayan Leyla Zana konuşmasını Kürtçe bitirdi: "Şiddetin miadı doldu. Çağımızın çözüm dili öl-öldür değil yaşa ve yaşattır. Kopenhag kriterleri sözde değil özde uygulanmalı."


Ödül bana değil bütün Türkiye'ye

Avrupa Parlamentosu'nda Düşünce Ödülü verilen Leyla Zana, "Bu ödülü Kürt ve kardeş Türk halkına, bütün Türkiye'ye verdiniz" dedi.

Kapatılan DEP'in eski milletvekillerinden Leyla Zana, cezaevinde bulunduğu dönemde Avrupa Parlamentosu'nun (AP) kendisine verdiği Shakarov Ödülü'nü dün aldı. Zana, 1995 yılında verilen ödülü, 9 yıl sonra alırken, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda bir de konuşma yaptı. Türkçe başladığı konuşmasını Kürtçe tamamlayan Zana, Sakharov Ödülü'nün ''aslında Türkiye'ye verilmiş olduğunu'' söyledi, cezaevi yılları için "sitemkar olmadığını'' belirtti. Cezaevinden çıktıktan sonra 'yeşil' pasaport alan ve ilk yurt dışı gezisini Brüksel'e yapan Zana, Avrupa Parlamentosu'nda, Parlamento Başkanı Josep Borrell Fontelles ile basın toplantısı düzenledi. "Türkiye'nin hasassiyeti nedeniyle basından anlayış beklediğini ve fazla soru yanıtlamayacağını" belirten Zana, "Yaptığı temaslar sonunda, şahsına ve Kürt sorununa yoğun ilgi olmakla birlikte, Avrupa'nın Kürt sorunu ve onu yaratan nedenler konusunda köklü, objektif ve derinlikli bilgileri olmadığını üzülerek gördüğünü'' anlattı. Zana, Türkiye'deki gelişmelere yönelik bir soru üzerine şöyle konuştu: "İktidar ötesi bir şey var. Öyle bir durum var ki toplum bir bütün olarak çok iyi bilinçlenmiş. Geçmişe baktığımda büyük ilerlemeler var. Gönül rahatlığıyla, bu süreç işlemeli diyorum.''

DİLLERİN KARDEŞLİĞİ
AP Genel Kurulu'daki konuşmasını Kürtçe mi, yoksa Türkçe mi yapacağının merak edildiğini de belirten Zana, kararını şöyle açıkladı: "Doğrusu duygularım konuşmanın tamamının Kürtçe olmasına yönelikti. Hem kendimi anadilimde çok daha rahat ifade edebiliyorum, hem de bu yönde beklentiler vardı. Ancak, halklar gibi dillerin de kardeşliği ve eşitliğine daha güçlü vurgu yapmak istedim. Bu nedenle duygu ve aklı sentezlemek durumunda kaldım. İstedim ki kardeş Türk ve Kürt halklarının dilleri AP'de eşit temsil edilsin. Kürt halkının beni anlayacağına, Türk halkının da buna anlam biçeceğine inanıyorum. Farklı beklentileri olan dostların da anlayışla karşılayacaklarını umuyor ve bekliyorum."

SİSTEMATİK İŞKENCE YOK
"Artık 21. yüzyıl, şiddet yüzyılı olmamalı. Kimden gelirse gelsin, şiddete bir an önce son verilmeli" diyen Zana'ya kendisini Kürt olarak tanıtan Özgür Politika muhabiri, "Siz Türkiye'de sistematik işkence olmadığını söylemiştiniz. Ama insan hakları kuruluşlarının son raporlarına baktığımızda, Türkiye'de yasal uygulamalara rağmen sistematik işkence hala devam ediyor" dedi. Zana, şu karşılığı verdi: "Geçmişte vardı ve var olduğu müddetçe biz dillendiririz. Objektif olmak durumundayız. Lokal olabilir. Ama şu anda sistematik işkence yoktur." Leyla Zana daha sonra, AP Genel Kurulu'nda konuştu. Zana, Türkçe yaptığı konuşmasında şunları söyledi: "1991 yılında TBMM'deki milletvekilliği yemin töreninde parlamento kürsüsünde ilk kez Kürtçe konuşmuştum. 'Kürt ve Türk halklarının kardeşliği için yemin ediyorum' diyerek, halkların, dillerin ve kültürlerin bir arada kardeşçe yaşayabileceklerine dikkat çekmek istemiştim. Soğuk demirler, sağır ve dilsiz duvarlar arasında geçen yıllar minnetsiz bir bedel olarak vicdanlarda kalacak. Özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelesi zaten bedelsiz olamazdı. Cezaevi yıllarım için ne kırgın, ne sitemkar, ne de öfkeliyim. Demokrasi adına yaşamak gerekiyordu, yaşadık."

BARIŞA VE EŞİTLİĞE
"Aslında bu ödülü sadece bana değil, Kürt halkına, kardeş Türk halkına, Türkiye'ye vermiş oldunuz. Barış, eşitlik ve özgürlük savunucularına verdiniz. Savaşlarda ana babalarını yitiren, çocuklarını yitiren ana babalara verdiniz. Kadınlara verdiniz, farklı renk, dil ve din ve ırktan ezilenlere verdiniz. Aydınlık yarınlara ve umuda vermiş oldunuz. Demokratik kamuoyuna güç ve cesaret kattınız. Sakharov'u ödülleştiren değerlerin kutsal oluşu vicdani sorumluluğumu arttırmaktadır. Sizlere bu bilinçle sesleniyorum."

NAMUS BORCU
"Adalet ve hakikati arayan bir insan olarak ilk çağrım tanıklığınızda kendimedir. Can pahasına da olsa halkımın, ülkemin ve demokratik kamuoyunun beklentilerine yanıt olmak namus ve onur borcumdur.

HÜKÜMET'E ÇAĞRI
"İkinci çağrım; ülkemedir, Türkiye'yedir. Hükümet, Kürt sorununun demokratik çözümünü artık adını koyarak gündemine almalıdır. Kürtler, sorunun Türkiye'nin coğrafi bütünlüğü içinde barışçıl çözümünde kararlıdır. Cumhuriyet'in kurucu asli unsurudurlar. Türkiye Cumhuriyeti'ni sembolize eden tüm değerlere saygılıdırlar. Ancak hükümet Kürtler'in diyaloğa açık ve içtenlikli girişimlerini anlamamakta ısrarlı görünmektedir. Kopenhag kriterleri sözde değil, özde uygulanmalıdır. Politik tutukluların, gönüllü sürgün olan aydın, yazar ve siyasetçilerin demokratik hayata katılımını sağlamak bir başka acil ihtiyaç."

AVRUPA'YA ÇAĞRI
Zana, "Konuşmama kardeş dil Türkçe ile başladım, ana dilim Kürtçe ile tamamlamak istiyorum. Amacım halkların, dillerin ve Kültürlerin kardeşliğine bir kez daha vurgu yapmaktır" dedi ve konuşmasını Kürtçe şöyle sürdürdü: "Üçüncü çağrım; başta Avrupa olmak üzere dünyayadır. Barış bügün bizim elimizdedir. Sizin elinizdedir. Bunun için yapılması gereken, önce doğruyu bilmektir. Doğru olan önce sorunu adlandırmak, sonra da tanımak ve tanımlamaktır. Adlandırılmayan şey kimliksizdir. Yok sayılıyor demektir. Dünya 40 milyonu aşan nüfusuyla Kürtlerin demokratik haklarını artık tanımalıdır."

KÜRTLER'E ÇAĞRI
"Dördüncü çağrım; demokratik kamuoyu ve barış savunucularınadır. Yalnız barışı savunmak ve barışsever olmak barışı getirmiyor. Nerede savaş varsa orada barış savaşcısı olmalı ve örgütlenmeliyiz. Son çağrım Kürtlere'dir. Kürtler önce kendi içlerinde barışık, demokrat, özgürlükçü ve birlik olmalıdır. Değerlere karşılıklı saygı olmadan dayanışma, dayanışma olmadan birlik, birlik olmadan güç, güç olmadan barış sağlanamaz. Şiddetin miadı doldu. Çağımızın çözüm dili öl öldür değil yaşa ve yaşattır."

FİKRET AYDEMİR BRÜKSEL

DİĞER SİYASET HABERLERİ
 Irak zirvesinde 3 vurgu
 Bakan Çelik'ten Sabah'a teşekkür
 AB için Kürt lobisi
 CHP'den çevre ve imar suçlarına iptal davası
 Chirac'tan Erdoğan'a moral
 Vekillere havuzlu tablolu yemek salonu
MAHMUT ÖVÜR
Üsküdar AK Parti'de kılıçlar çekildi
Üsküdar Belediye...
MUHARREM SARIKAYA
Kretschmer'in şaşırdığı nokta
Avrupa Komisyonu...
YAVUZ DONAT
CHP'nin sorunu
Meclis TV'sinin canlı yayınında...
Lisa'nın katili çocuk pornocusu çıktı
Alanya'da vahşice öldürülen 11 yaşındaki Lisa Eder'in katil zanlısı...
Eğlencenin kalbi yandı
Eğlence hayatının simgesi Laila bilinmeyen bir nedenle yandı.
Merkezi sistemle ezan
Merkezi sistemle ezan
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, birçok yerde merkezi sistemi...
Çakıcı cezaevine girdi
Çakıcı cezaevine girdi
Avusturya'nın iade ettiği Çakıcı, dün İstanbul'a getirildi. Çakıcı,...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.