kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Omer Lutfi Mete @ SABAH
 

'Yatalak egemenlik' ve 'uygarlık tedavisi'

Adamcağızın hanımı yatalak; baldızı dul.. Hasta kadın hem kendisi çekiyor, hem kocasına çektiriyor, hem de kız kardeşine yük oluyordu..
Nihayet kocanın canına tak eyledi; gönlünden geçeni büyük evliya olarak kabul ettiği eski mürşidine arz etmek üzere kabrini ziyarete gitti:
- Mübarek efendim, Allah görüyor, hanım hem çekiyor, hem çektiriyor.. Sen bir büyük Allah dostu olarak bizim için dua eyle de bu çileden kurtulalım; hanımın dünya azabı son bulsun.. Ayrıca dul kaldığı için gelen geçenin kötü kadın muamelesi yapmaya kalkıştığı, tacize cüret ettiği, taciz ettiği baldız da benim çocukların hem teyzesi, hem annesi olsun.. Himmet eyle.. Yarabbi bu mübarek kulunun hürmetine duamı kabul eyle..
Adamcağız umutla mezarlıktan çıkar, evine yaklaştığı anda vaveylayı duyar..
- Ey mübarek evliya hemen himmetini gösterdi, Cenab-ı Hak onun hürmetine dualarımı kabul etti..
Tabii bu duruma sevinmemesi gerekiyordu.. En azından yüzünde acılı çizgiler olmalıydı.. Evine yaklaşırken birine sordu:
- Hayırdır, bizim evden mi geliyor bu feryatlar?
- Sorma kardeş, senin baldız Allah'a ömür..
Adam bir süre donup kalıyor; sonra mezarlığa doğru sesleniyor:
- Hey mübarek, kerametine diyeceğim yok ama şu lafı tersinden anlaman yok mu, insanın canını da alır, imanını da..

***

Siyasetçi de Ankara'da 'Hakiki Sivil İktidar'ı denen baştan çıkartıcı dul ile evlenebilmek için AB'nin kerametine sığınarak 'Yatalak Egemenlik' namındaki mevcut eşe tahtalı köy bileti almak üzere niyaza sarıldı..
Biraz gecikmeli de olsa AB'nin kerameti tersinden tecelli eyledi; 'Yatalak Egemenlik' hayatta kaldı, 'Hakiki Sivil İktidar' tahtalı köyü boyladı..
'İlerleme Raporu' dediğimiz keşiş üfürüğü böylece resmiyet kazandı..
'Uygarlık tedavisi'ne aday başka AB bağımlılarına bu kadar kuvvetli ve farklı bir keşiş üfürüğü vaki olmamıştır.
Bazıları isyan edecek: - Hani siz 'Yeni şart koşulmasını asla kabul edemeyiz' demiştiniz?
Hiç boşuna çene yormaya gerek yok! 'İlerleme Raporu' denen üfürüğün niye önceden parça parça basına sızdırıldığını zerre miktar zekavetle sorgulayan kişi her şeyi anlar.. Bütün numara, bir travesti ile gerdeğe gireceğini bilmeyen eş adayına kurnazca sağdıçlık etmek, onu hazırlamak, şoka uğramasını önlemekten ibaretti..
- Sana bir eş vereceğiz ama öyle hemen hoşlanmayacaksın. Ötesine berisine çeki düzen vermek senin işin.. Onu sen güzelleştireceksin..
Eh, bundan sonrası kolay.. 'Beni evlendirmezsen ölürüm, evlendirirsen kölen olurum' diye ilan eden; geçmişini ve geleceğini bir izdivaç uğruna fedaya hazır olduğuna dair namusu ve şerefi üzerine ant içercesine taahhütlerde bulunan adam, sonunda keşiş üfürüğü ile bahtına çıkan şeye rıza göstermeye mahkumdur.

***

Kişiliksizliği, AB ile bütünleşme mücadelesi şeklinde anlamakta ve anlatmakta kararlı görünenlere bu vurguların bir anlamı yok. Ne söylerseniz söyleyin; nasıl söylerseniz söyleyin, madem ki eleştirici bakış sahibisiniz öyleyse kapkarasınız, AB karşıtısınız..
Oysa karşı olduğumuz ne AB, ne de Batı'nın onca kötülüğü arasında gerçekten yücelttiği bir kısım değerler.
Karşı olduğumuz şey; AB'nin iki yüzlülüğü.. İğrendiğimiz şey; kendi insanına kükreyen arslan, AB kapısında kemik dilenen köpek gibi davranmak..
Bu raporla sözde hayal kırıklığına uğrayan veya kısmen şaşırmış görünen 'zihinsel vaftiz' erbabını ikna etmek imkansız. Ancak samimi merakı olanlar için ise AB'nin düşüncesini okumaya yarar bir anahtar var:
- Jön Türk hükümeti tarafından Ermeniler'e karşı uygulanmış olan soykırımın kabul edilmemiş olması, Yunanistan ile var olan görüş ayrılıklarında uluslararası hukuk kurallarını uygulamaya istekli olmaması; Kıbrıs'ta işgalci Türk kuvvetlerinin muhafaza edilmesi, Kürt sorununun varlığının inkar edilmesi, gerçek parlamenter demokrasinin bulunmaması, bireysel ve kolektif özgürlüklere, özellikle dinsel özgürlüğe saygı gösterilmemesi gibi unsurlar Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na katılmasını önleyen aşılmaz engellerdir..
1987 yılı 18 Haziran'ında Avrupa Parlamentosu'nun aldığı bu kararda söylenenlerle, onca paketlerimize ve düzenlemelerimize rağmen 17 yıl sonra bugün 'İlerleme Raporu'nda altı çizilenler arasındaki fark ne?
Sorun AB karşıtlığı veya yandaşlığı değil.. Sorun dünü unutma veya unutmama sorunudur..

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Zihinsel vaftiz   / 05-10-2004
 'Ön müzakereler' ve 'art gerçekler'   / 04-10-2004
 Geleceğin kurmayı   / 01-10-2004
 1940'lı dogmalar, 2004'lü batmalar   / 30-09-2004
 Ya AB'nin cinsel ölçütü?   / 28-09-2004
 Soygun çağı şerefine Petrus   / 27-09-2004
 Mazlumu umursamadan AB'cilik   / 24-09-2004
 Firmamız gururla sunar   / 23-09-2004
 Geyiğin vasiyeti   / 21-09-2004
 Kargalaştırıcı fikir ve siyaset   / 20-09-2004
ERDAL ŞAFAK
Koşul değil güvence
"Türkiye, Kopenhag siyasi...
ALİ KIRCA
İlk tanışmanın unutulmaz şanssızlığı!
Bu "karşılıksız...
ÖMER LÜTFİ METE
'Yatalak egemenlik' ve 'uygarlık tedavisi'
Adamcağızın...
UMUR TALU
Sözlü, yazılı devrim
Çakıcı devletle hesaplaşsın.
ERGUN BABAHAN
Demokratik gözetim
Türkiye, 17 Aralık'ta müzakere...
Verheugen sağolsun!
Raporun son şeklini aldığı dünkü toplantıda din özgürlüğü ve insan...
Filistinli çocuklar hedef
İsrail'in başlattığı askeri operasyonun yedinci gününde tanklardan...
Dua ediyorum
Dua ediyorum
"O kadroda arkadaşlarım var ve başarılı olmalarını yürekten...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.