kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Bilgi ve Yaşam
    Otomobil
    Sinema
    Hobi
    Çizerler
Bizimcity
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Kansere çok kızdım çünkü vaktimi çaldı
Kansere çok kızdım çünkü vaktimi çaldı
Ben evliliği hiç beceremedim
Gözüm kadınların takılarında

Yalnız evliliği beceremedim

Kendini başkalarının hayatını her anlamda iyileştirmeye adamış Prof. Dr. Türkan Saylan. Kansere yakalanacak belki de en son kişiyken, onun da bir şekilde üstesinden gelmiş. El attığı her şeyi sonuca ulaştıran Saylan, bir tek evlilikte başarılı olamamış.

***

Kansere çok kızdım çünkü vaktimi çaldı

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, bunca işin arasında onu yakalayan kanseri de yendi. Ve hala başka hayatlar için çalışıyor
Göğsümde düğme büyüklüğünde bir kitle farkettim, kanserdim. Ameliyat oldum, diş çektirmek gibiydi benim için

Adanmış hayat" ifadesi, onun yaşamını en doğru tarif eden şey olsa gerek. Türkiye'de önce cüzam hastalığı kabusuna son veren, yıllardır da devletin bile ulaşamadığı en ücra bölgelere eğitim götüren Prof. Dr. Türkan Saylan, hiç bilmediğiniz yönlerini ve düşüncelerini anlattı.

* Başkalarının hayatını iyileştirmek, onlara yardım etmek sizin yaşam nedeniniz. İnsan nasıl hayatını başkaları için böyle feda edebilir, bu gücü nereden alıyorsunuz?
Ben beş çocuklu bir ailede, en büyük abla olarak dünyaya geldim. Ablalık ve annelik duygusu çocukluğumda edindiğim bir duyguydu. O yüzden erkenden evlendim, 22 yaşında anne oldum. Bir yandan da hastalıklar geçirdim, tüberküloz oldum bir kaç defa. Bunların hepsi tıp öğrencisiyken ve çocuklarım varken başıma geldi. Kısaca hayatı çok erken yaşta tanıdım ve ayakta kalmayı öğrendim, hem bedenen hem de ruhen. Kendim için ses çıkarmam ama başkalarına yapılan haksızlıklara müthiş tepki gösteririm. Tıpta son sınıf öğrencisiyken yaşadığım bir olay, benim yaşama amacımı çok değiştirdi.

* Neydi o olay?
Bize cüzamlı hastaları göstermişlerdi bir gün. Akıl hastanesinde ayrı bir bölüm vardı onlar için o zamanlar. Uzaktan gösterdiler, yaklaşmayın dediler. İnanamadım, çok acı geldi bu bana. Doktorsunuz ve hastanıza yaklaşmıyorsunuz... Nerede kaldı doktorluğunuz o zaman? Buna dayanamadım ve o gün karar verdim onları tekrar hayata kazandırmaya.

* Sonra cüzam hastalarını tedavi ettiniz, onlar için bir hastane kurdunuz...
Bulduğum tüm kitapları okudum, hastalığın tedavi edilebileceğini gördüm. 21 yıl gönüllü olarak çalıştım. Anadolu'nun her köşesini karış karış dolaştım, cüzamlı hastaları buldum. Yeterli doktor yoktu. Hemşireleri yurdışına gönderdim, eğitim aldılar, laboratuarlarımızı kurduk ve dört dörtlük bir bilim merkezi oluşturduk. Arkadaşlarla birlikte başardık. Ben ekip çalışmasına inanırım zaten. Ön plana çıkmak istemem, hep mutfakta çalışmayı severim. Biri bana iltifat etse rahatsız olurum. Hep bir şeyleri eksik yaptığımı, yeterince iyi olmadığımı düşünürüm.

* Bu da sizi durmadan çalışmaya itiyor sanırım...
"Daha fazla ne yapabilirim?" duygusu, benim ayakta kalmamamı sağlıyor. İsterseniz, pekala çok şey yapabilirsiniz ama insanlar hep "Aaa ben bu kadar yapabilirim, benim işim değil, koskoca devlet var o yapsın" diye düşünüyor. Eleştirmek çok kolaydır, hiçbir sorumluluğunuz yok. Bir de kendi o durumda olmayınca, kimse başkasının derdini kolay kolay anlayamaz.

* Siz nasıl başarıyorsunuz bunu?
Ben insanların eşitliğine inanıyorum. Kendimi hemen karşımdaki insanın yerine koyarım. Bir insanı küçümsemek, bana göre yapılabilecek en kötü şey. Kim olursa olsun, ister devlet başkanı, ister dünyanın en başarılı işadamı... Karşısındakini küçümsüyorsa ben o insana sıfır not veririm.

* Onca insanı sağlığına kavuşturdunuz ama kansere yakalandınız. Ne zaman öğrendiniz?
12 yıl önce bir gün göğsümde düğme büyüklüğünde bir kitle farkettim. Ertesi gün hemen doktor arkadaşıma gittim, kanser dedi. Üç gün sonra da ameliyatımı oldum. Diş çektirmek gibi basit bir şeydi benim için. Sonra tekrar etti ama onun da tedavisini oldum, bitti. Bir ara saçlarım döküldü, "tüylerim" diyorum ben onlara ama yine çıktılar. Şimdi kanserli hücreleri de tedavi ettik. Onlar orada öyle oturuyorlar, ben de ha bire koşuşuşturup duruyorum.

* Kanser olduğunuzu öğrendiğinizde ne hissettiniz, "Bu bana haksızlık" dediniz mi?
Eh, çok kızdım doğrusu, haksızlıktı gerçekten. Yapacak çok işim vardı çünkü ve o benim vaktimi çalacaktı. Tedaviye gidecektim, belki ilaçlar yüzünden halsiz kalacaktım... Bunca boş gezenin boş kalfası varken, beni buldu dedim.

* Yaşadıklarınızı öyle bir dille anlatıyorsunuz ki, sanki bir başkasının öyküsüymüş gibi. Siz mühim değil misiniz, kendiniz için bir şey yapmaz mısınız?
Yaparım elbette ama kendimi çok önemsemem, yapım böyle. Hastalandım diye, ahlanıp vahlanmam. Neyse ilacı alır, iyileşirim. Kendim için de bir şeyler yapıyorum elbet. Evlendim, gerçi yürümedi ama iki erkek çocuğum oldu. Onlarla çok mutlu yaşadım. Sonra mavi yolcuyum ben, her yaz tekneyle denize açılırız. Tiyatro severim, sinema severim, hiç kaçırmam. Mesela dün akşam "Aşk Her Yerde" filmine gittim. Çok güzel bir film, tavsiye ederim.

* Bunca koşuşturmanın arasında sanki hiçbir şeye vaktiniz kalmazmış gibi geliyor.
Kolumdaki saat benim hayatımın en önemli varlığı. Sürekli saate bakarım, program yaparım. Başkaları sizden istediği için değil, siz istediğiniz için bir şey yaparsanız çok şeye zaman ayırabilirsiniz. Bırakın lise ve üniversite arkadaşlarımı, ilkokul arkadaşlarımla bile görüşüyorum hala. Ama evimde oturup televizyon seyretmek de çok keyif veriyor bana.

* Düzenli izlediğiniz bir dizi falan var mı?
Yok ama Pop Star'a, Ben Evleniyorum'a bakıyorum. Çok ilgimi çekiyor o çocukların katettiği mesafe ve cesaretleri. Bence böyle programlar olmalı. Türkiye'de bir şeyler değişiyor artık. Ama öyle ama böyle, önemli olan bir adım atılması.

İlknur Kızıltoprak

DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ
 Arabesk deyimi beni tanımlamaya yetmez
 Çok iyi kol böreği açarım
 Sezer'in Erdoğan'la uyuşmadığı biliniyor
 İki yılda yedi yakınımı kaybettim nasıl aşk albümü...
 Kan Kokulu Topraklar
 Kültürümüz Fransa'da
 Türkiye'yi Amerika'da savundu
 Bu evde kocaman bir tarih ve 64 yıllık aşk var
 Göbekten müziğe bağlı
 Dizilerimle reytingi garantilerim
 Gerçek bir Türk burjuvasıydı
 Beni rahatsız eden olayları çiziyorum
 Bizim aramızda maraz çıkmaz
 İdeallerim için bekledim
 Herkes bildiği işi yapsın ben iyi baklava yaparım
 Serdar'ın karşıma çıkması sanki ilahi düzenin bir parçası
 Buz pistlerinin Türk kraliçesi
 Mektupları okurken çok ağladım
    Aktüel Pazar Yazarlar
    Güncel
    Hobi
  » Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
5 yıl sonra aynı kader
5 yıl sonra aynı kader
Ailesi Kosova'dan kaçarken anne karnında olan ve Türkiye'de doğan...
Yemeğe misafir çağırabilirsiniz
Yemeğe misafir çağırabilirsiniz
Yemek yazarı Sunay Babahan, "Kim Korkar Yemekli Misafirden" adlı...
Şimdi sofralarda kuşkonmaz zamanı
Sağlığa yararları saymakla bitmeyen kuşkonmaz, mayıs başından haziran...
Beş çayında buluşma
Farklı lezzetler sunan Cafe Linzer, her ay Kalamış'taki şubesinde bir...
Işıl ışıl mücevher binalar
Cam binalara tutkunum, beni mıknatıs gibi çekiyor. Kurtul Erkmen ve Gürhan...
Parmak ucundaki teknoloji
Hız, daha çok hız. Taşınabilir bilgisayarlardan ev sinemalarına, dijital...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Bilgi ve Yaşam | Sarı Sayfalar | Otomobil
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.