kapat
21.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



Kameramın tanıklığı anne kızı kurtardı!..

Taksim'de hastanedeyim. Şoka girmiş bazı insanları tokatlıyorum. Böylelikle toparlıyorlar kendilerini. Kolundan yaralı genç kız hastane koridorunda; "Evimiz çöktü. Annem beni göremeyince öldü sanıp asıl kendi ölecek"diyor.

Dışarıda tesadüfen anneyi görüyor müjdeli haberi veriyorum. İnanmıyor. "Öldü mü? gizlemeyin" diye hıçkırıyor. Kameramın kasetini başa sarıyor kızının sağsalim görüntülerini gösteriyorumanneye...


Cihangir'de oturuyorum. Ama sanki yanıbaşındaymışım gibi sallandı evin camı, duvarı. Pencereden bakınca yükselen dumanı gördüm. Belli ki Tophane'nin üst tarafları, Boğazkesen ya da Galatasaray'a yakın bir yerdi patlayan. Toparlanıp inmem 3 dakika sürdü. Taksim Hastanesi'ne girmem ise 10 dakika. Yıllardır yüzlerce olay takip ettiğim Taksim İlkyardım Hastanesi'ni hiç böyle görmemiştim ben. Sadece ambulanslar değil, minübüsler, taksiler, özel otomobiller bile birer ikişer yaralı taşıyorlardı.

Kan, gözyaşı, ter
Kapının önünde inanılmaz bir panik, bir karmaşa, bağırtı, çığlık, kaos. Hastanenin emektar polisi Bayram'ın sesi soluğu kesilmiş, güvenlikçiler kalabalıkları dağıtmakta cılız hallerde. Ne fotoğraf çekmek geliyor aklıma o an, ne kamerayı kullanmak. Bayram'ın yanına gidip ona yardım etmeye niyetleniyorum. Panik o halde ki sedyelerin çıkışı, hastabakıcıların çalışması bile mümkünsüz. Sonra göz göze bakışıp sanki sessizce anlaşıyoruz polis Bayram'la. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum önce

ONLARI TOKATLADIM
"Kesin şu çığlıkları. Panik yapmayın. Herkes birbirine yardım etsin. Bu saldırı hepimize yapıldı, hep birlikte direnelim. Sakin akıllı olalım." Bir an duruluyor gürültüler. Aradan bir genç çıkıp anlaşılmaz sözcüklerle feryada başlıyor. Birazını anladığımız kadarıyla ağabeyi ağır yaralanmış, içeri girip görmek istiyor. Yanına gidip yakasından tutuyorum

"Evlat!. Kendine gel evlat!. Toparla kendini!"

Olacak, duracak gibi değil bu genç. Sonunda yanaklarına iki tokat patlatıp şoktan çıkarıyorum onu. Boynuma sarılıp ağlamaya başlıyor sonra da

"Abii. Savaş Abii. Ölmesin ağabeyim ne olur. 2 aylık bebesi var abi!."

Sonra bir taksi duruyor yanıbaşımızda. Kanlar içinde bir genç kızı getiriyorlar. Beyaz tişörtü tamamen kızıla dönmüş. Yere bırakıyor onu taksi şöförü. Köşede duran delikanlılara seslenip yardım istiyorum. Kızı sedyeye yatırıp doğru içeri itiyorum. Aman Allahım. İçeride gördüğüm manzara işin esas boyutunu anlamama yetiyor o lahzada. Sadece acil servis bölümü değil, koridorlar, memur odaları, vezne, bekleme salonu bile dolup taşıyor. Her yanda kan revan içinde insanlar. İniltiler, feryatlara can dayanmıyor. Bir genç kız elimden tutuyor içeride.

ANNEM ÖLECEK EYVAH!
"Annem annem ölmüştür" şimdi diye haykırıyor. Nasıl oldu, ne oldu ki annene kızım? Yanında mıydı patlamada? Neredeydiniz ki siz?

"Abi tam konsolosluğun karşısında evimiz. Ben oradaydım ve kolum kırıldı. Şimdi alçıya alacaklar. Ama o gelip beni göremeyince ölür, kalbi var annemin." Az sonra dışarı çıktığımda büyük rastlantı anneyle karşılaşıyorum. Onun kim olduğunu anlayınca feryatlarını durdurmasını, kızını sağlam gördüğümü söylüyorum, inanmıyor.

"Yalan söylüyorsun Savaş Bey. Öldü... Öldü o değil mi?" Yok diyorum ablacım. İnan ki yok bir şeyi. Kolunu alçıya alacaklar sadece.

BOYNUMA SARILIYOR
İkna etmem mümkün değil. O an aklıma geliyor ki kızın görüntüleri var kameramda. Hemen geri sarıyorum bantı.

"Gel... Gel o zaman kendi gözünle gör. Bak o da senin için ağlıyor."

Kızının görüntüsünü gören annenin sevinç çığlıkları herkesin gözünü yaşarıyor. Boynuma sarılıp dakikalarca ağlıyor. Ancak bu kez mutluluktan...

Kılık değiştirip girdim
Hastanede bir saat kaldıktan sonra İngiliz Konsolosluğu'nun oraya gidiyorum. Polisler yolu daha Atlas Pasajı'nın önünden kesmişler. Sadece ambulanslara izin var. Sıra sıra gelen ambulanslardan birine atlıyorum. İçeride 112 görevlilerinin üniformasını giyiyor, ağzıma ameliyat maskesi takıyorum. Başıma giyecek bere arıyorum ama yok. Sedyedeki yastığın kılıfını çıkarıp bone yapıyorum. Artık bir sağlık görevlisi kılığındayım. Böylelikle güvenlik koridorunu aşıp konsolosluğun bahçesine daha sonra da karşıdaki binalara çıkıyorum. 20 dakika sonra bir istihbarat görevlisi fark edip anlıyor kim olduğumu. Oradan tatlı sert tavırlarla uzaklaştırılıyorum.

Savaş AY


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır