kapat
11.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

MEHMET BARLAS


Batılı olalım ama Amerika gibi olmayalım sakın!

Oldum olası biz Türkler, Batı'ya doğru gitmişiz, Batılı olmak istemişiz. Büyük İskender de, Napolyon da, Hitler de Doğu'ya sefer ettiler.

Bizim Oğuz boyları ise, Orta Asya'dan çıkıp, Batı'ya gelmişler.

Fatih Sultan Mehmet, Moğollar'ın yerine geçmeyi hedeflememiş ki... Bizans'ı alıp, Roma İmparatorluğu'nun varisi olmuş. Kendine "Sultan-ı iklim-i Rum" dedirtmiş.

Tanzimat da, Cumhuriyet de, hep "Batı Modeli" reformlarla, toplumu değiştirmeyi, devleti yeniden-yapılandırmayı amaçlamış.

Yıl 2003... Hedefte yine Batılı olmak var..

Ancak "Hangi Batı" sorusu gündemde şimdi.

Çünkü Amerika da Batı, Avrupa Birliği de Batı Türkiye'ye göre.

Ne var ki 2003 yılında, Amerika ile Avrupa, "Batılık" kavramını çok farklı yorumlayıp, uyguluyorlar.

Şu anda Türkiye'nin kendisine temel ölçü olarak aldığı Kopenhag Kriterleri, Avrupa için temel değerleri ifade ediyor.

Yani, hukukun üstün olduğu, sivil, özgürlükçü bir demokrasi anlamına geliyor Kopenhag Kriterleri.

Amerika ise 2003 yılında, askeri niteliği ağır basan, farklılıkların tehdit olarak görüldüğü bir emperyalist devlet niteliğinde.

Askeri ve ekonomik gücünü hesaba almazsanız, Amerika Avrupa'dan çok Türkiye'ye benziyor.

Başka deyişle, Kopenhag Kriterleri'ne uyum için, Amerika'nın da en az 3-4 paket açması gerekiyor.

Amerika'da siviller, askeri mahkemelerde yargılanıyor.

Amerika, savaş esirlerine yapılan muamele açısından da, uluslararası ilişkilerin düzenlenmesi açısından da, Birleşmiş Milletler mevzuatına ve kararlarına uymuyor.

Amerikan vatandaşlarının temel hak ve özgürlükleri, "Terörizm Tehdidi" gerekçesi ile askıya alınabiliyor.

Amerikan medyasında, "Resmi Politika" aleyhinde çok fazla eleştiri seslendirenler, susturuluyor.

Şu anda "Midnight Express"i yeniden filme almaya kalkıp, Afganlı esirlerin bulunduğu Guantanamo'daki Amerikan zindanlarına gitse yapımcılar, Türk hapishanelerini anlatan eski "Midnight Express"in adını, herhalde "Turkish Delight" şeklinde değiştirirlerdi.

Özetle, "Batı" denilince aklımıza gelen sosyo-politik yapı açısından, Amerika, Türkiye kadar Doğulu konumda.

Hatta Türkiye, 7'nci ve 8'inci Uyum Paketleri'ni de yasalaştırıp, Milli Güvenlik Kurulu'nun anayasal üstün konumunu Avrupa'daki durumlara getirirse, "Askeri Demokrasi" olgusu tarihe karışırsa, Amerika Türkiye'den daha Doğulu kalacak.

Çünkü şu anda Amerika'yı, iç politikasında da, dış politikasında da, güvenlik kurumları yönetiyor.

Dış politika, Dışişleri Bakanlığı'nın değil, Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) yönetiminde.

Başkan Bush, siyasi değil askeri bir gücün sözcüsü olarak, iç ve dış politikada çıkışlar yapıyor.

Türkiye'de biz bu tür durumları biliriz.

Bizim "Geçiş Dönemi" diye hafife almaya çalıştığımız askeri müdahale dönemleri de, meşru ve hatta anayasal sayılmaz mıydı?

Parlamento da, partiler de kapatılır, ama Anayasa Mahkemesi açık tutulmaz mıydı?

Açıkçası şu anda Amerika da, bir "Geçiş Dönemi"ni yaşıyor.

Gerekçe de, bizdekinin aynı.. Yani "Ulusal Güvenlik tehlikede" deniliyor.

Bu gerçeklerin ışığında, Amerika ile dost kalalım ama, "Batı'ya benzeyeceğiz" diye, Amerika'ya benzemeye kalkmayalım,

Politikaya askerler hakim olunca tüm iyi ilişkilerin ne hale geleceğini, "Süleymaniye Krizi"nde gördük.

Amerika kadar ekonomik gelişmişliği hedef alalım ama, Avrupalı olalım!

ŞAKA

Teşbihte
İsrail'de bir kadın, boğazına kaçan sineği çatalla çıkartmak isterken, çatalı da yutmuş.

Doktorlar çatalı çıkartmış, böcek ise, hazmedildiği için bulunamamış.

Bazen, devletlerin dış politikasında da böyle şeyler olmaz mı?

Çatal çıkartılır, böcek hazmedilir.

18 İSİMLİ LİSTE

Suçlar mı, "Dönem" mi yargılanacak?


27 Mayıs askeri darbesi ertesinde kurulan Yassıada Mahkemeleri, Türk hukuk tarihinin yüzkarasıdır.

2003 yılında yolsuzlukları araştırmak için kurulan TBMM Komisyonu'nun, Yassıada Mahkemeleri'ni anımsatan bir görünüme yol açmaması gerekir.

"Özelleştirme"lerdeki yasadışılıkları ele alan Komisyon'un, Ecevit'in de aralarında bulunduğu 18 politikacıya Yüce Divan yolunu açan kararı, "Suç"un değil "Bir dönem"in yargılanmak istendiği izlenimini veriyor.

Oysa bu satırların yazarının da aralarında bulunduğu geniş kitleler, kokuşmuşluk ve yolsuzluk ayıplarının yargı önüne gelmesi beklentisi içinde..

Adalet, keskin nişancılık ister. Suç, delilleri ile kanıtlanır. Suçlular, suçsuzlardan ayrılır.

Bu tür kalabalık zanlı listeleri, adaleti, keskin nişancıların değil, makineli tüfekli mangaların arayacağı izlenimi doğurur.

"Özelleştirme"lerde yasadışılık varsa, bunlar birer birer saptanıp, topyekün suçlamadan kaçınılabilirdi.

18 kişilik liste, bundan sonraki soruşturma isteklerinin etkisini azaltacaktır.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır