kapat
Sabah Gazetesi 29.04.2003

HINCAL ULUÇ

Hıncal'ın yeri

Telefon: (212) 354 48 13 Faks: (212) 354 48 91 >

İnternet: https://www.sabah.com.tr

e-mail: uluch@sabah.com.tr

Yanlış yapıyoruz!.. Oyuna geliyoruz..

Başkalarının yanlış yapması, bizim de yanlış yapmamızı gerektirmez. Gazetemizde Aydın Doğan ve işleri hakkındaki yazı ve haberler beni fena halde üzüyor.. O sayfaları hızla atlamaya çalışıyorum.. Ve inanıyorum ki, pek çok Sabah okuru da ayni şeyi yapıyordur.

Gazetemizde böyle haber ve yorumlara yer olmamalı..

Şimdi, sevgili patronlar ve gazetenin yöneticileri "Sen onların gazetelerini görmez misin" diyecekler.. Görüyorum.. Onlar da midemi bulandırıyor. Ama onlar, onlar.. Bana ne?.. Ben kendi gazeteme bakarım..

Sabah okuru Sabah'a inanıyor.. Onun böyle savunmalara da, karşı hücumlara da ihtiyacı yok..

Bunca badireden geçtik.. Ekonomik.. Moral.. Sonra bölündük.. Gazetenin temelini atanlar, kremasını oluşturanlar gitti. Bunlara kim dayanabilir, kim ayakta kalabilirdi?.

Biz kaldık.

Niye kaldık?..

Sebeb sizlersiniz.. Sabah okurları.. Sizler gazetenize ve bize inancınızı gösterdiniz..

O zaman biz size neyi ispat edeceğiz ki?.

Türkiye'nin iddia ediyorum, en fazla hücuma uğrayan gazetecisiyim. Her hafta ortalama beş saldırıya uğruyorum.

Hangisine yanıt veriyorum?..

Fikirlerimi geçin, özel hayatıma kadar saldırdılar.. İktidarsız, eşcinsel, kadın satıcısı, gece kuşu, alkolik olduğumu yazdılar.. Birine yanıt verdim mi?..

Verirsem, kendimi savunmaya ihtiyacım varmış gibi olmaz mı?.

Benim okurum beni biliyor, arkamda duruyor ve dimdik ayakta kalmamı sağlıyorsa, omuz silker, güler geçerim.. İşte asıl o zaman çıldırırlar. Daha hırsla, daha aşağılık ifadelerle saldırırlar ki, sabrım tükensin, yanıt vereyim..

Bende sabır tükenmez, onlarda çirkefin tükenmediği gibi..

Sonunda kimin kazandığı belli olur?. Onlar kim?.. Kimse bilmez.. Ama beni herkes biliyor..

Demek ki..

Bakın, Aydın Doğan'ın tek hedefi söylendiği gibi Sabah'ı yok etmek olabilir. Kapitalizmin kuralı bu.. Rakipleri ezecek yok edeceksin. O patron. Oyunu kuralları ile oynamak isterse oynar..

Ama ötekiler.. Onlar meslekdaşlarım.. Bu mesleğin temel taşları.. Ortamda çeşitlilik ve zenginlik, kendi özgürlüklerinin garantisi.. Emir kulu olmak isterlerse gidecekleri yer olmalı.. Onlar nasıl çırpınırlar Sabah'ı ve atv'yi yok etmek için.. Onları da vicdanları ile başbaşa bırakmak gerek..

Sabah, kendi yolunda yürümeli..

Aldırmadan ve de saldırmadan..

Sal- dır- ma- dan!..

Bu savaş, bu ülkede "Gazete ve gazeteci" imajını hızla eritiyor..

Sabah ve yönetimi bu tuzağa düşmemeli.. Bu oyuna gelmemeli..

Eğer kendi kendimizi yemez ve yıpratmazsak, bizi hiçbirşeyin yıkamayacağını yaşadığımız günler ve Sabah okurunun inancı belgeledi.

Bu inanca layık olalım ve kendi yolumuzda yürüyelim..

Kendi yolumuzda..

Başkalarının bizi sürüklemek istediği yolda değil..

Nice aydınlık sabahlara..

Nice özgür Sabahlara..

Selçuklar!..

Ali Kocatepe yanıldı.. "Münir Nurettin, 22 yıl önce bugün öldü" dedi..

Timur Selçuk, Hazal Selçuk'la Endülüs'te Raks'ı söylerken ve Mercan Selçuk bir İspanyol dilberi gibi, dansıyle onlara eşlik ederken, gözlerimde yaş, içimde coşku vardı..

"Yanıldın Ali" dedim. "Yanıldın.. İşte ikinci, işte üçüncü kuşak Selçuklar.. Üstad onlarda yaşıyor.."

Harika, olağanüstü bir program yaptı Timur, babasının anısına, Telepazar'da.. İzlemeyenler inanın çok şey kaybettiler.. Eve geldim, telefonda notlar, notlar.. En başta da Oya.. Sevgili Oya.. Neco'nun eşi.. "Herkes bir yerde.. Evde tek başıma ağlayarak izliyorum.. Ötekiler burda olup benimle izlemediği için de çok üzülüyorum" demiş..

Timur ve kızları ve kendi öğrencisi sazlar ve koristler eşliğinde olağanüstü bir şov yaptı..

Böyle bir şovdan Türkiye televizyonlarının, onların hem de nasıl yarışan eğlence ve müzik programları ve şovlarının haberi yok.. Dön dolaş üç kişi etrafında dönüp duruyorlar. Yazık..

Timur, sadece müzik yapmadı, en güncel, ama her zaman güncel konularımızda olağanüstü mesajlar da verdi..

Ben de en kısa zamanda yeni ve daha da dolu bir Timur Selçuk pazarı yapmaya karar verdim..

Timur Selçuk.. Kızları.. Sazları.. Korosu ile, başından sonuna Timur Selçuk olan bir program..

O buna layık..

Teşekkürler Timur..

Teşekkürler, Münir'in oğlu..

Teşekkürler benim 33, tam 33 yıllık dostum..

O kadar oldu ya Timur.. O kadar oldu.. Ne hızlı geçmiş günler.. Demek güzel geçmiş, Haydar Volkanlı, Modern Folk Üçlüsü Doğan Şener'in ilham verdiği konserler dizisiyle başlayan dostluğun üzerinden 33 yıl..

Ne güzel "Yollarımız burada ayrılıyor" demedik hiç..

Ne güzel, "Bugün, yarın ve daima" dedik, hep..

Bir daha gelişinde bu şarkıyı benim için söyler misin?.. Benim en güzel Timur şarkımı..

Bugün.. Yarın.. Ve daima Timur!..

Daima!..

Tekirdağ'da harika bir gün..

Folklorama Tekirdağ'da.. Hadi biz de gidelim.. Hem bu doyulmaz güzelliği bir daha izleriz.. Hem de Tekirdağ'ı görmüş oluruz.. Hani bir pehlivanını, bir de rakısını bildiğimiz Marmara kenti Tekirdağ..

İstanbul'a 1.5, bilemedin iki saat.. TEM'den sonra yol bir ara bozuluyor.. Karayolları ihmal etmiş de ondan.. Yoksa 1.5 saatte rahat gidilir..

1.5 saat ne demek?.. Mesela New York'ta çalışan milyonlar içinde evi 1.5 saatlik yolda olanlar şanslı sayılanlardan..

Yani Tekirdağ, İstanbul'un banliyösü olabilirdi. Muhtemelen de olacak gelecekte.. İyi mi olacak?.. Sanmam.. Bir İstanbul'a bakıyorum.. Bir Tekirdağ'a.. "Aman o yol bozuk kalsın, insanlar özenmesin" diyeceğim geliyor..

Tekirdağ herşeyi, ama herşeyi, ama en başta insanları ile dünya şirini bir kasaba..

Dolaşmaya doyamadım..

Doyamadıklarımı da size anlatacağım.. Anlatacağım ki İstanbullular, bir hafta sonu üşenmeyip Tekirdağ yollarına düşün, arabanız varsa.. Ve ailenizle birlikte harika bir hafta sonu geçirin..

Öğleye doğru, otele indik.. Dünya tatlısı bir resepsiyon memuresi karşıladı bizi.. Berna.. Sonra öğrendik ki, öğrenci.. Otel de Tekirdağ Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinin uygulama tesisi.. Sade, tertemiz bir otel.. Sedat Zengin, hem okulun, hem otelin yöneticisi..

Kente girerken, daha 30 kilometre kaladan başlayarak "Köfteci.. Köfteci..Köfteci.." Ortak yanları.. Hepsi de "Meşhur Köfteci.."

Meğer bu Tekirdağ'ın sadece pelvanı ve rakısı değilmiş meşhur olan.. Bir de Tekirdağ Köftesi varmış..

Varmış da, hepsi meşhur bunca köfteci içinde en meşhuru hangisi?..

Sedat Hoca'ya sorduk tabii..

"Özcanlar" dedi.. Dört yerde şubesi var, ama biz merkezdekine gittik. Ana şube de o zaten..

Efendim bu Tekirdağ Köftesi 1950'lerden başlayarak nam salmış.. Köfte ülkesi Türkiye'de bir türün adı olmuş..

"Köfte sabır ister" diye bir gazete kupürü vardı dükkanın duvarında, eski Tekirdağ fotoğrafları arasında.. Türkiye gazetesinde çıkmış bu Özcanlar'la ilgili ilk yazı..

Niye sabır?.

Çünkü şıpın işi köfte yok.. Önce et dinlenecek. Sonra köfteleri hazırlayacaksınız.. O da bir gün dinlenecek ve ertesi gün yenecek..

Şimdi Tekirdağ Köftesi'nin sırrı, bir defa Trakya'nın sığırı.. Yeşil meralarda, gerçek ve kokulu binbir çeşit et yemiş sığırla, suni yemle beslenmiş hayvanın eti ayni olur mu?.

Sinirler iyice ayıklanacak. Kıyma iki kez çekilecek.

Sonra soğan, sarımsak, karabiber, kimyon, tuz.. Izgarada dağılmasın diye ekmek..

Ne kadar?..

Kararı kadar.. Türk mutfağının sırrı bu.. Herşey kararı kadar.. O kararı bilenlerin, hissedenlerin adı da usta..

Usta diyor ki..

Tekirdağ Köftesi'nin en önemli unsuru, yoğurma.. Hepsini karıştırıp yoğuracaksınız.. Ne az, ne fazla.. İkisi de köfteyi bozar.. Kararı kadar yoğuracaksınız..

Kararı kadar.. Yoksa köfte pişerken dağılır.. Sonra buzdolabında geceleme, yani dinlendirme safhası..

İşte size harika Tekirdağ Köftesi'nin tarifi.. Bu tarifle yapamazsınız, aşk olsun.. Böylesi tarif, gidin bakın, Günaydın'a Emine Beder'in köşesinde var mı?..

Şükrü Özcan Özcanlar'ın ilk köfte ustası.. İsmail Özcan 1953'te bu firmayı kurmuş. Sonra genişlemeye başlamışlar..

Gittiğimiz dükkanda Engin Özcan vardı..

Üçüncü kuşaktan olmalı..

"Yahu Engin" dedim, "İstanbul'a 1.5 saat.. Köfteyi burada hazırlayıp İstanbul'a yollayarak bizim oralarda bir gerçek Tekirdağ Köftesi satan dükkan açsanıza.. Bu lezzeti bir Amerikalı eline geçirse, 50 yılda tüm ülkeye hatta dünyaya yayılmıştı.. Niye burada kısılıp kaldınız.."

"Düşünüyoruz Hıncal Ağabey" dedi..

"Düşünmeyin. Yarın açın bu dükkanı" dedim..

Tekirdağ'da dört dükkan.. Kendi özel sığırlarını yetiştirmek için Özcanlar Çiftliği var, ama hala İstanbul'da dükkan yok..

Olsa benim böyle uzun uzun anlatmama gerek kalmazdı, oradaki harika köfteleri, harika piyazı ve harika yoğurdu.. (Yolunuz düşerse diye.. 0 282 261 29 76)

Harika bir yemek yedik ve "Hadi bakalım" dedik Ünal'la.. "İstikamet Tekirdağ, burayı keşfedeceğiz.."

İstikamet Namık Kemal'in evi..

Büyük vatan şairi, burada doğmuş, büyümüş meğer.. Yarın..

TEBESSÜM

Fıkra Yıldırım Tuna'dan

İlkokul öğretmeni 5. sınıf öğrencilerine ev ödevi vermiş, "Geçen hafta yaşadığınız olağan dışı bir olayı anlatınız!" diye..

Ertesi gün yazdığı ödevi okumak için küçük Johnny tahtaya kalkmış ve "Babam geçen hafta tarlamızdaki kuyuya düştü!" diye başlamış..

"Aman Tanrım!" diye endişeyle irkilmiş öğretmeni.. "Nasıl? Şimdi iyi mi bari?"

"Sanırım!" demiş Johnny "Dünden gece 'İmdaattt' sesleri kesildi!"

SEVDİĞİM LAFLAR

"Çocuklarınızı kendi öğrendiklerinizle sınırlamayın. Çünkü onlar bir başka zamanda doğdular.."

İbrani Atasözü...