Sabah Gazetesi 25.11.2002

Harvard yolu gözlüyor

KARSLI Eset Akçilad, hem çobanlık yapıyor, hem okuyordu. Yetim kaldı, çocuk yuvasına gitti. Yapmadığı iş kalmadı. Yılmadı. Burs kazanıp İsveç'te okudu. Şimdi de...

Obİr çoban, o bir Anadolu Lisesi ikincisi, o bir TEVİTÖL (Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi) öğrencisi, o bir ayakkabıcı boyacısı, jeton satıcısı, o bir üç dil bilen, o bir fotoğraf sanatçısı, sinemacı... Ve şimdi o bir Harvard adayı.

Eset Akçilad. 19 yaşında. Kars'ın Digor İlçesi'nde doğdu. Genç yaşında birçok insanın sığdıramayacağı işleri yaptı. Yoksullukla boğuşan ailesine katkıda bulunmak için hem okudu, hem çobanlık yaptı. Ayakkabı boyacısı, jeton satıcısı oldu, ama okumaya devam etti. İnşaatlarda çalıştı, devam etti okumaya. Çalışkanlığı, hırsı ve aklı sayesinde Anadolu Lisesi sınavında ikinci oldu, fotoğraf sanatçılığına soyundu, tiyatro yönetmeni oldu... Şimdi 3 dil biliyor ve Karslı çoban Eset, Harvard Üniversitesi'ne hazırlanıyor.

Digor'un Çatak Köyü şu sıralar Eset Akçilad ile övünmekle meşgul. Çünkü Eset'leri köylerinden ABD'ye okumaya giden belki de ilk insan olacak. Eset Akçilad'ın öyküsü 25 Şubat 1983 yılında başlıyor. 8 kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelen Eset, annesini hatırlamıyor. Hatırladığı tek şey, kucağında annesinin ona anlattığı masallar...

Beş kız kardeşi, babası Halit Akçilad'ın ilk evliliğinden. Babası ilk eşini kaybedince Eset'in annesi Yeter Hanım'la evleniyor. Bu evlilikten de ağabeyi, ablası ve Eset dünyaya geliyor. İlkokul yıllarında yılın altı ayında okula gidiyor, diğer altı ayında ise çobanlık yapıyor Eset. "Yaşadığımız şartlar böyle bir görev yüklüyor insanlara" diyor. Annesinin ölümüyle yıkılan babası, Eset'e bakamayacağına karar vererek, onu Bitlis'teki bir çocuk yuvasına gönderiyor. Çocuk yuvası ve oradaki Hayrullah öğretmeni Eset'in hayatında dönüm noktası oluyor...

ÇOBANLIK HAYATIMDI

Nereden nereye'nin hikayesinin anlatmaya şöyle başlıyor Eset: "Koyun otlatırken beynimde hep Küçük Emrah olmak gibi bir düşünce vardı. Televizyonlara 'Acıların Çocuğu Eset' veya 'Varoşların Prensi' olarak çıkmak istiyordum. Orada realist oluyorsun. O zamanki hayallerimden sadece 'uçmak' kaldı. Süpermen gibi... Bir süre sonra para ve güce sahip olmak istedim. Çünkü Kars'ta çocuklar 6 km yürüyüp okula gidiyor. Bunları ortadan kaldırmak için. İsveç'e gittikten sonra kendimi aşmaya başladım. Kars'ta çobanken İsveç'te villada yaşadım. Altımda arabam vardı. Snowboard öğrendim. Düşünsenize Kars'ta kızağa binemeyen bir çocuktum..."

İlkokul üçüncü sınıfa kadar Digor'da kalan Eset, o yılları anımsarken dudağında hafif bir gülümseme beliriyor. Eset, "Okulda beş sınıf bir arada eğitim görürdük. Bir öğretmenimiz vardı. Olağanüstü Hal olduğu için öğretmenlerimiz asker kökenliydi. Kürtçe biliyorduk. Ama dersler Türkçe anlatılıyordu. Bir şey anlamıyorduk. Kısacası dokuz yaşındaydım ve Türkçe bilmiyordum. Maddi durumumuz daha da kötüye gitti. Babam bana bakamayacağını söyleyerek 1992 yılında Bitlis'teki Yüzüncü Yıl Çocuk Yuvası'na gönderdi" diyor.

YUVADA HAYATIM DEĞİŞTİ

"Yuvaya geldiğimde matematik dersinde bir harikaydım" diyen Eset, hikayesine devam ediyor: "Ama hala Türkçe konuşamıyordum. Öğretmenlerim ise belli bir seviye olduğumu, Türkçe'nin ana kurallarını bildiğimi sanıyorlardı. Bu nedenle dilbilgisiyle ilgili hiçbir şey öğretmediler. Türkçe'yi öğrendim tabii. Hatta Anadolu Lisesi sınavında ikinci oldum. Fakat temelim olmadığı için birinciliği bir Türkçe sorusuyla kaybettim. Hayrullah Albay adında bir öğretmenim vardı. Bendeki ışığı görünce TEVİTÖL'ün broşürlerini almış ve adıma bir form doldurup göndermiş. Cevap olumlu gelince kendi arabasıyla beni önce Van'daki, sonra Muş'taki sınava götürdü. Kamp ise İstanbul'da. Kendisi olmasaydı, ilk sınavı geçsem bile çocuk yuvası prosedürüne takılabilirdim."

TEVİTÖL'ün sınavında başarılı olan Eset, 1994 yılında İstanbul'a geldi. Okul yılları boyunca ailesinden hiçbir maddi destek almadı. Hafta sonlarında Kadıköy İskelesi'nde vapur ve telefon jetonu sattı. Ayakkabı boyadı. İnşaat şirketlerinde ayak işlerini yaptı.

İLK BEŞE GİRDİM

Türk Kültür Vakfı'nın After Fields Services (AFS) sınavlarına giren Eset, 1500 kişi içinden tam burs alan beş kişidin biri olur. Sonrasını Eset anlatıyor: " Beni İsveç'e gönderdiler. Orada harika bir aileyle kaldım, bütün ihtiyaçlarımı karşıladılar. İtalya'ya Finlandiya'ya götürdüler. Orada hayat hikayemi anlatırdım, kimse inanmazdı. Oradaki anne ve babamı Türkiye'ye davet ettim. Türkiye'de Arapça konuşulduğunu, herkesin türbanlı olduğunu düşünüyorlardı. Aileyi İstanbul'a, Kars'a götürdüm, yaylaya çıkardım."

Peki Eset'in Harvard fikri nasıl doğdu? Onun Harvard'ı istemesinin nedeni Türkçe dilbilgisi kurallarını bilmemesi. Üniversite sınavlarına Türkçe-Matematik ağırlıklı gireceğini ancak Türkçe sorularında başarılı olamayacağına inanan Eset, çareyi yurt dışında eğitim almakta görüyor. Eset, "Harvard'a gitsem de gitmesem de benim için önemli değil. Harvard'a başvurabilecek ve gidebilecek bir seviyeye geldim. Önemli olan bir çobanın böyle bir seviyeye gelmesi. Elimden geleni yapıyorum. Geceler boyu çalışıyorum. Normal bir insan gibi yaşamıyorum" diyor.

'HARVARDLI ÇOBAN'

Eset bir yandan da uğraşlarını elinden geldiğince çeşitlendirmeye çalışıyor. Elini attığı her işte hedefine de ulaşmış. Çıkarttığı bilanço bunun kanıtı gibi: "Bugüne kadar biri okulda, diğeri İsveç ve son olarak da İstanbul'da üç fotoğraf sergisi açtım.. Fotoğrafçılık ve Film Kulübünü kurdum. Avrupa Birliği'nin liseliler düzeyine indirgenmiş hali olan Model United Nations üyesiyim. Yüzmeyi ve dalmayı seviyorum. Tiyatroyla ilgileniyorum. Aynı zamanda 'Boyacı' adında bir film çeviriyorum. Asid Caz dinlerim. İngiliz bir kız arkadaşım var. Şu sıralar arkadaşlar bana 'Harvard'lı Çoban' diye takılıyor."

* Pınar ŞENGÜL


DİGOR'DAKİ YOKSUL EVDEN İSVEÇ'E GİTTİ

Eset, pencereleri bile görünmeyen bu evde doğdu. Ama kaderine boyun eğmedi. Türkçe'yi iyi bilmediği için yurt dışında okumak istedi, yeni olanakların peşini bırakmadı. O ne pahasına olursa olsun başarmaya azmetmiş. Hedefleri büyük çünkü. Yurt dışındaki eğitimini tamamladıktan sonra başbakan bile olmak istiyor. İdealleri için...